Girê Spî’deki Heyva Sor a Kurd üyesi oğluya telefonda konuştuğu esnada birden kurşun sesleri ve çığlıkların yükseldiğini belirten Bozan Xelîl, “Oğlumun telefonunu kaldıran bir çete elemanı bana ‘onları öldürdüm’ dedi” diye konuştu. Günlerce oğlunun cenazesini arayan babaya, oğlunun kanlar içerisindeki cenazesinin fotoğrafı gönderildi.

Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırıları esnasında, ambulans şoförü olan oğlu Mihemed Bozan Xelîl’i (19) şehit veren baba Bozan Xelîl’in acısı, halen ilk günkü gibi taze. Oğlunun Heyva Sor a Kurd üyesi olarak halkın hizmetinde bir ambulans şoförü olduğunu dile getiren Bozan Xelîl, oğlunun Türk devletine bağlı çeteler tarafından vahşice katledildiğini belirtti.

Saldırılara rağmen bırakmadı

   

Türk devletinin bombalamaları sonrasında kendilerinin Girê Spî’den ayrılmak zorunda kaldığını söyleyen Xelîl, oğlunun tüm saldırılara rağmen görevini terk etmeyerek halkına hizmet ettiğini kaydetti. Girê Spî’den ayrılırken gördüklerini anlatan Xelîl, “Eyn Îsa’ya gittik. Ancak Türk devletine ait uçaklar her yeri bombalıyordu. Yolda bombalanan araçlar ve evler görüyorduk. Yaşamını yitiren sivil insanların cenazeleri parçalanmış halde sokaklarda duruyordu. Gökyüzünü kara dumanlar kaplamıştı. Tüm bunlar beni çok fazla üzdü, ancak oğlumun şahadet haberini alınca tarif edilemez acılar yaşadım” dedi.

Telefonla konuşurken vurdular

Oğlunun katledilmeden önce kendisi ile telefonda konuştuğunu belirten Xelîl, o anları şöyle anlattı: “Telefon ile konuşuyorduk. Bana çatışmaların olduğu bölgeden bazı yaralıların olduğunu ve bu yaralıları hastaneye götüreceklerini söyledi. Tam o esnada kurşun sesleri duymaya başladım. Birden oğlumun sesi kesildi. Hemşirelerin çığlık sesleri yükseldi. Daha sonra kurşunların sesi çok daha yakından gelmeye başladı. Oğlumun düşen telefonunu bir çete elemanı kaldırarak bana ‘oğlunu ve iki hemşireyi öldürdüm, onları öldürdüm’ dedi. İşte o esnada tarif edilemez bir acı hissettim.”

SOHR da açıklamıştı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) de 13 Ekim’de yaşanan olayı, 25 Ekim’de detaylarıyla birlikte paylaştı. SOHR, Türk devletine bağlı çetelerin üç sağlık çalışanını Silûk beldesine yakın bir yerde katlettikten sonra cenazelerini ise kanalizasyona attığını belirtti.

Oğlunun cenazesini arıyor

Oğlunun katledildiğine emin olan Xelîl, oğlunun telefonu aracılığıyla Türk çeteleriyle iletişim kurup cenazesini almak istedi. Ancak çeteler oğlunun cenazesini teslim etmedi. Bunun yerine oğlunun kanlar içindeki cansız bedenine ait bir fotoğrafa ulaştı. Kobanê Kanton Şehit Aileleri Meclisi, birkaç hafta öncesinde Mihemed’in şahadetini açıkladı ve Şehit Dicle Şehitliği’nde Mihemed için bir merasim düzenledi. Mihemed’in ailesi merasime katıldı, ancak halen oğullarının cenazelerini arıyor.

Savaş suçları kapsamında

Türk devletine bağlı çetelerin gerçekleştirdiği bu katliam Cenevre Protokolü’ne göre savaş suçu olarak değerlendiriliyor.  Protokol’ün 16. maddesine göre sivil insanlar, sağlık çalışanları ve yardım kuruluşlarına bağlı çalışanlar herhangi bir saldırıya maruz kalmamalıdır. Aynı maddeye göre savaş esnasında teslim olanlar, esir düşenler, hastalar veya batan bir geminin içinde bulunan askerler dahi herhangi bir tehdit ile karşılaşmamalıdır.

 

ANHA/KOBANÊ