Hakkari’nin Oğul (Talê) köyüne bağlı Ezîzanê mezrası yakınında bulunan Kahniyareş mevkiinde Türk ordusunun Bayraktar adlı SİHA ile katlettiği 35 yaşındaki Mehmet Temel toprağa verildi. Olayın yaşandığı ilk günden bu yana gelişmeleri ailelerle birlikte takip eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan, sorumluların yaşananları saptırma ve gizleme çabasında olduğunu kaydetti.

Temel’in cenazesi otopsi işlemleri için Van’a götürülmüştü. Van Dursun Odabaşı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde otopsi işlemleri biten Temel’in cenazesi için ne hastane ne de kayyum atanan Van’daki belediyeler ambulans verdi.


Kamyonetle götürüldü

Temel’in cenazesi ailesi tarafından kiralanan bir kamyonetle Hakkari’ye götürüldü. HDP milletvekillerinin de eşlik ettiği cenaze aracı yol boyunca polislerce engellendi.


Camiler açılmadı

Hakkari merkeze getirilen cenaze, camiye götürülmek istendi. Ancak birkaç cami imamıyla görüşülmesine rağmen camiler açılmadı.


Kent ablukaya alındı

Hakkari’de bütün kent ve mezarlıklar ablukaya alındı. Mehmet Temel’in ağabeyi Tahir Temel, tüm bunların Hakkari Valisi ve belediye kayyumu Cüneyt Epçim ile İl Emniyet Müdürlüğü tarafından engellendiğini söyledi.

Temel’in cenazesi yoğun polis ablukası altında Kıran Mahallesi’nde bulunan aile mezarlığında defnedildi. Cenaze törenine Temel’in yakınlarının yanı sıra HDP Van milletvekilleri Bedia Özgökçe Ertan, Lezgin Botan ile HDP ve DBP yöneticileri katıldı.


Cezaevindeki babaya izin yok

Van T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mehmet Temel’in babası Mustafa Temel’in cenazeye katılabilmesi için yapılan başvuru da Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca reddedildi.


Camide taziye kurulamadı

Hakkari İl Müftülüğü’nün talimatıyla kentteki camilerde taziyenin kurulmasına izin verilmedi. Temel için evinin bulunduğu Dağgöl Mahallesi’nde taziye çadırı kuruldu. 

Taziyede konuşan HDP Van Milletvekili Lezgin Botan, müftülüğün camide taziye kurulmasına izin vermemesine tepki gösterdi. Botan, “Kuran-ı Kerim, sadece Tayyip Erdoğan için mi inmiş? Camiler sadece Tayyip Erdoğan’ın mı? Dini vecibeler bir haktır ve önünü kesemezsin. Ölüye izin vermiyorsun. Cenaze aracı vermiyorsun, yolunu kesiyorsun” dedi.


Aileler tehdit ediliyor

HDP’li heyet daha sonra Temel’in annesi Sima Temel ve eşi Naciye Temel’i görmek için eve geçti. Anne Sima Temel ile bir süre sohbet ettikten sonra kısa bir açıklama yapan milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, saldırının bütün Kürt halkına yapıldığını vurguladı. Ertan, “Kürt Çocuklarını her gün an be an katletmeye devam ediyorlar. Bu saldırı hepimize yapılmıştır. Ailelere tehditlerde bulundular. Eğer şikayet ederseniz tutuklarız diye. Kürt halkı sahipsiz değildir” diye konuştu.


Hastanede kelepçeli tutuluyor

Temel’in ağabeyi Tahir Temel, yaşadıkları hukuksuzluğa tepki gösterdi. Ağabey Temel, “Kardeşimi bizden kaçırarak buradan ambulansla Van Dursun Odabaşı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdüler. Orada kimseyi morga yaklaştırmadılar. Otopsi işlemi bittikten sonra da sadece benim girmeme izin verdiler. Kardeşimin cenazesini kaldırması için bana yardıma gelecek kimseye dahi izin vermediler. Hastane bize ambulans vermedi. Ardından Van Belediyesi’nden ambulans istedik önce ‘olur’ dediler. Sonra polis devreye girdi ve onlar da ambulans vermedi. Kardeşimi göstererek, ‘Bu adam PKK’li falan değil, Hakkari’de yaşayan sivil bir yurttaş‘ dedim ama dinlemiyorlardı” sözleriyle yaşananları anlattı.

Büyük zorluklarla kardeşinin cenazesini kiraladıkları kamyonetle kente getirebildiklerini ifade eden ağabey Temel, şöyle dedi: “Gece Hakkari’ye vardık. Depin Kontrol noktasında polisler cenazeyi direk mezarlığa götürmemi söyledi. Ben de kardeşimin dini vecibelerini yerine getirmeden defnetmeyeceğimi söyledim ve Hakkari Devlet Hastanesi’ne getirdik. Burada yanıma gelen tanıdığımız iki imam ile birlikte kardeşimi yıkadık ve Kıran Mezarlığı’na götürdük. Bir akrabamız cenaze namazını kıldırdı ve kardeşimi defnettik.” 

Ağabey Temel, cami için HDP milletvekilleriyle yaptıkları başvurunun Müftülük ve Emniyet Müdürlüğü tarafından “PKK’li cenazesi” denilerek reddedildiğine dikkat çekti.


Hastane önünde plastik mermi

Kardeşinin ölümünden sonra hastane önünde polislerin kendilerine saldırdığını belirten ağabey Temel, şöyle devam etti: “Kardeşim köye annemi almaya gitmişti. Kardeşim Hakkari’de tesisat işi yapan bir adam. Bu güne kadar birçok şehirdeki resmi kurumun tesisatını o yapmıştır. Ama şimdi ‘PKK’li’ diyorlar. Yaralılar geldiği anda hastane önüne gittik. Burada polis yaralılarımızı indirmemize dahi izin vermedi. TOMA’dan su sıkıp plastik mermi ile saldırdılar. Zaten ilk etapta polisler yaralıları getiren Mustafa’yı gözaltına aldı ve kardeşim Mehmet’in arabasını aldılar. Daha sonra teşhis için beni içeri aldılar. Kardeşimi teşhis ettim. Ama bana ‘Bu PKK’lidir’ dediler. İtiraz ettim ve kardeşimin sivil olduğunu söyledim.”


Yaralılar kelepçeli tutuluyor

Hastanede tedavileri devam eden yaralıların durumu hakkında da bilgi veren ağabey Temel, İsmail Aydın’ın hala yoğun bakım ünitesinde tutulduğunu söyledi. Ağabey Temel, “Musa Tarhan ile İbrahim Sak bizim dünürlerimizdir. İsmail Aydın ise benim dayımın oğludur. İsmail şu ana kadar 4 defa ameliyat oldu. Ciğerinin bir paçası ile bir böbreği alındı ve halen yoğun bakımdadır. Musa Tarhan’ın ise sırtında daha çıkarılmamış bir parça var ve bedeninin değişik yerlerinde yaralanmalar var. İbrahim Sak’ın değişik yerlerinde parçalardan dolayı yaralanmalar var ve kolu kırık. Tarhan ve Sak hastane odasında ranzaya bağlı kelepçeyle tutuluyor ve yanlarına kimse alınmıyor” diye konuştu.


Yaralıları taşıyana gözaltı

Saldırı günü bölgeye ilk varan ve yaralıları hastaneye kaldırdığı için polis tarafından gözaltına alınan Mustafa Öztunç da bir gece gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldığını söyledi. Öztunç, “Köye kurbanlık almak için gitmiştim. Saat 14.00 gibi bir patlama sesi geldi. Genelde bu sesler geldiğinden bir şey olduğunu anlardık. Arkadaşımla yıllardır piknik alanı olarak kullanılan, köyün içme suyunun da geldiği ve etrafta birçok tarlanın bulunduğu Kahniyareş bölgesine geldiğimde yolun kenarında Mehmet Temel ile İsmail Aydın’ı yaralı gördüm. Mehmet orada yaşamını yitirmişti zaten. Arkadaşım ile birlikte ikisini Mehmet’in arabasına koydum ve hastaneye getirdim” bilgisini paylaştı. 

Hastaneye yaralıları yetiştirdikten sonra polislerin kendisini gözaltına alıp İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüğünü aktaran Öztunç, şöyle devam etti: “Yaralıları indirdikten hemen sonra polis beni gözaltına aldı. Bir gece nezarette tuttu. Bana orada ne aradığımı olayın nasıl yaşandığını ve yaralıların kimler olduğunu sordular. Ben de yaşananları aktardım. Zaten panik halindeydim ve hemen yaralıları almak için uğraştım. Olay nasıl oldu kim yaptı bilmiyorum. Ama daha öncede bölge de patlama sesleri gelirdi.” 


 HAKKARİ




Akdoğan: Örtbas etmek istiyorlar


Olayın yaşandığı ilk günden bu yana gelişmeleri ailelerle birlikte takip eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan, sorumluların yaşananları saptırma ve gizleme çabasında olduğunu kaydetti.

Örgüt üyesi olarak lanse edilen kişilerin kentte bilinen ve tanınan işçi, emekçi kişiler olduğunu ifade eden Akdoğan, “Çünkü ‘örgüt üyesi’ olarak lanse edilenlerin Hakkari halkı tarafından tanınan ve her birisinin 3-5 çocuğunun olduğu, kimisinin esnaf, kimisinin emekli olduğu ve halk tarafından iyi bilinen insanlar olduğu net bir şekilde anlaşıldı” diye konuştu.

Mehmet Temel’in taziye çadırını ve oradaki çocuklarına dikkat çeken Akdoğan, “Bugün burada taziyesi kurulan ve örgüt üyesi olarak lanse edilen Mehmet Temel’in Mert, Merve ve Fidan adında 3 çocuğu bulunuyor. Mehmet’i buradaki bütün halk tanır. Yaralı Musa Tarhan’ın 8 çocuğu var, ayrıca bir dönem muhtarlık yapmıştır. İbrahim Sak ise emeklidir. Valilik ilk açıklamasında ‘örgüt üyelerinin’ vurulduğunu, daha sonra yaptığı açıklamada ise olayın içinde sivillerin de olduğunu ve burada bir toplantının yapıldığı söylüyor” dedi.

HDP heyeti olarak hem hastanede yatan yaralıların ziyaret edilmesi hem de köyde olayın yaşandığı bölgedeki köylülerle görüşmeler yapmak için Hakkari Valiliği nezdinde girişimlerde bulunduklarını aktaran Akdoğan, bu girişimlerden olumlu sonuç alamadıklarını ifade etti. Akdoğan, “Burada bir suç var ve bu suçu örtbas etmek istiyorlar. Onun için olayın yaşandığı ilk dakikadan itibaren hem yaralıları herkesten saklıyorlar hem de köye gidişimize izin vermiyorlar. Çünkü bu girişimler sonucunda gerçekler ortaya çıkacağını biliyorlar” şeklinde konuştu.

Akdoğan, valiliğin, emniyetin, askeriyenin ve hatta hastane yönetiminin birlikte bu suçu gizlemek için çabaladığına dikkat çekti. Akdoğan, “Defalarca hastane yönetimiyle görüşmelerimiz oldu. Önce olur verdiler. Sonrasında olayın yaşandığı yerin askeri alan olduğu ve bu nedenle askerlerden başka kimsenin yaralılarla görüşemeyeceğini belirterek, bizim yaralıları görmemiz engellendi” ifadelerini kullandı.

Yaralıların kelepçeli bir şekilde hastanede tutulduklarına dair bilgiler aldıklarını söyleyen Akdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Birileri yaralılarla görüşürse gerçekler ortaya çıkacak diye korkuyorlar. Zaten İçişleri Bakanının sokak ağzıyla yaptığı açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bunlar kimsenin yaralılar ile görüşmelerine izin vermeyecekler. Bizler de gerçeklerin ortaya çıkması için mücadelemizi sürdüreceğiz.”