
Türkiye İnsan Hakları Derneği (TİHV) operasyonel anlamda öncesi ve sonrasıyla yapılan her şeyin devlet nezdinde gayet planlı bir katliam yapıldığını belirterek, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılama yapılması için BM Güvenlik Konseyi’ne başvuru hazırlığı yaptıklarını açıkladı.
Ankara’da 10 Ekim Cumartesi günü “Barış Mitingi”ne yönelik düzenlenen ve 102 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden iki hafta geçti. Katliamın AKP-DAİŞ ortaklığıyla gerçekleştiği, son iki haftada ortaya çıkan tüm bilgi ve belgelerle de doğrulandı. Katliamın hedefi ve son iki haftada yaşanan gelişmeleri değerlendiren mitingin çağrıcılarından olan KESK Eşbaşkanı Lami Özgen, Ankara Katliamı’nın içinde hükümetin, devlet kurumlarının ve çetelerin yer aldığı planlı bir katliam olduğunu söyledi. Son günlerde ortaya çıkan bilgilerde devlet kurumlarının saldırıdan haberdar olduğunun ortaya çıktığına işaret eden Özgen, Emniyet’in miting günü kitleyi ısrarla saat 10.00’a kadar garda tutmak istediği bilgisini verdi.
Israrla kitleyi orada tuttular
Özgen, “Emniyet yetkilileri ısrarla ‘Saat 10.00’u bekleyin, saat 10.00’da yürüyüşe geçeceksiniz’ diyorlardı. Ancak kitlenin fazla olması ve kortej oluşturmak istediğimiz için kitlenin büyük bir kısmını gar alanının önüne almak zorunda kaldık. Yoksa o patlamalarda çok daha fazla kişi yaşamını yitirecekti” diye konuştu. Özgen, “Yaşamını yitiren ve yaralanan insanlarımızın içinde bir tane güvenlik görevlisinin olmaması kocaman bir soru işaretidir. Hukuksal zeminde önemli verilerden biridir. Yani Ankara Emniyeti kendi güvenlik güçlerine yönelik böylesi bir önlem alırken, bizim katledilmemizin suç ortağı oluyor” diye ekledi.
Kasten bir emir verildi
Ankara Katliamı gibi bir katliamın arkasında devlet olmadan gerçekleştirilemeyeceğini belirten TİHV ise katliamı BM’ye taşımaya hazırlanıyor.
Türkiye İnsan Hakları Derneği (TİHV) avukatı Senem Doğanoğlu, katliamın operasyonel anlamda öncesi ve sonrasıyla yapılan her şeyin devlet nezdinde gayet planlı bir durum olduğunu vurgulayarak, “Güvenlik önlemi denen şey polisi miting alanına yığmaksa, kontrolden geçirmekse ya da kontrolün planlamasıysa, bunu yapmayarak zaten kasten bir şey yapmayı tercih edilmiştir. Daha sonra ambulansları alana sokmayarak onun yerine çevik kuvvetleri alana sokmak göz yaşartıcı kimyasal kullanarak, kasten bir emir verilmiştir. Zaten can pazarı olmuş. Ölümler var, patlama yerine insanları sıkıştırmak zaten kasten yapılan bir eylemin göstergesidir” dedi.
Uluslararası alanda yargılanmalı
Doğanoğlu, siyasi nedenlerden dolayı belli bir kitleye karşı kasten öldürme eylemleri gerçekleştirilmesinde muhatap olan kurumun Uluslararası Ceza Mahkemesi olduğuna ancak bunun da Türkiye tarafından tanınmadığını söyledi. Doğanoğlu, “Karşımızda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsünü bilerek, isteyerek tanımayan bir devlet var. Ama bir gün gelecek bu faillerin hepsi yargılanacak. Katliamları yapanların kim olduğunu biliyoruz. Devlet mekanizması olarak biliyoruz. İsimleri de öğreneceğiz” ifadelerini kullandı.
Ülkede 5 Haziran’dan itibaren başlayan bir katliam silsilesi yaşandığına dikkat çeken Doğanoğlu, “Ankara Katliamı’nda her şey var, öldürme var, ağır yaralama var, kaybetme var. Gözaltı silsilesi var. Bu insanların öldürüldüğü ve savaş esiri haline getirildiği çok sert bir savaş sürecidir. Bu katliam silsilesi aslında yürütülen bir savaşın unsuru olarak Ankara Katliamı da Uluslararası Ceza Mahkemesi önüne gidebilsin diye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne başvuru yapmayı planlıyoruz. Fiziksel delilleri tamamlamalıyız” diye konuştu.
DİHA/ANKARA
Okullarda DAİŞ dersi
Adıyaman’da bir özel okulda lise öğrencilerine DAİŞ’in vahşet görüntüleri izlettirildi. Organizasyonu yapan okul müdürünün AKP’den belediye başkan aday adayı olduğu ortaya çıktı.
Amed, Suruç ve en son Ankara’da gerçekleştirilen bombalı saldırıların faillerinin tümünün Adıyamanlı olması ve aynı çevrede örgütlenerek çete saflarına katılması gözleri bu kente çevirdi. Kentte çok rahat örgütlenen çeteler, özellikle kimi dernek ve oluşumlar üzerinden taban topluyor. Ortaya çıkan bir video, çete örgütlenmesinin geldiği boyutları bir kez daha gözler önüne seriyor. Adıyaman’da geçen eğitim-öğretim döneminde özel bir lisede İHH (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) yöneticileri tarafından lise 1 öğrencilerine DAİŞ’in vahşet görüntülerinden oluşan bir video izlettirildi.
Skandal organizasyon okul müdürü M.Ö tarafından yapıldı. Videoda önce İHH’den gelen bir kişi konuşma yapıyor, ardından Suriye’de çekilen ve insanların diri diri toprağa gömüldüğü, kan içinde yaralı çocuk ve cenazelerin olduğu uzun bir sinevizyon izletiliyor. Görüntüyü izleyen ve görüntülere dayanamayan bazı öğrencilerin ağlayarak salonu terk ettiği de görülüyor. Sunumun sonunda bir kez daha söz alan İHH yetkilisi, amaçlarının “yardım” toplamak olduğunu belirterek, herkesin elinden gelen yardımda bulunmasını istiyor.
AKP adayıydı
Organizasyonu yapan okul müdürü M.Ö’nün görevden alındığı ve geçen dönemde AKP’den Adıyaman Belediye Başkan aday adaylığına başvurduğu bildirildi.
26 okulda daha
İHH yöneticilerinin lisenin sahibi ile yaptıkları görüşmede, bu gösterimi daha önce 26 okulda yaptıklarını söylediği bilgisine de ulaşıldı.
FERHAT ÇELİK /DİHA/ADIYAMAN
3. bombacı hala Ankara’da
HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Ankara Katliamı ardından yeni saldırı ve suikast planlarıyla ilgili kendilerine bilgi geldiğini belirterek, “Ankara’da 3. bir bombacının halen gezmekte olduğunu biliyoruz” dedi.
ANF’ye konuşan Önder, Ankara’daki patlama sonrası açılan soruşturmanın “şüphe uyandıran bir çabanın yansıması” gibi durduğunu belirterek, “Nedir bu çaba? Katillerin adını ve örgütsel bağlantılarını tarif etmekten bile kaçınan, bunun yerine failleri bulanıklaştıracak bir örgüt çorbasıymış gibi göstermeye çalışmak; bu konudaki bütün şüphelerimizi ve kuşkularımızı derinleştirici bir işlev görmektedir” diye kaydetti.
Yeni saldırı planları
Önder, katliam sonrasında da yeni saldırı ve suikastlerle ilgili kendilerine ulaşan bilgileri paylaşarak şunları söyledi: “Ankara’da 3. bir bombacının halen yakalanmadan gezmekte olduğunu biliyoruz. Bunlar Ankara’ya 2 değil, 3 bombacıyla gelmişler. Dolayısıyla Emniyet’in HDP’yle ilgili almak istediği tedbir geç kalmış bir tedbirdir. HDP il binalarını koruyun diyen polis, diğer kollukla beraber bir ay önce parti binalarımıza saldıranlarla birlikte tabelalarımızı indiriyordu.”
En yetkilisi itiraf etti
Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘Beyaz Toros’ tehdidinin, yaşananın en yetkili ağızdan itirafı olduğunu söyleyen Önder, AKP’nin KCK’nin eylemsizlik kararıyla paniğe kapıldığını kaydetti. Önder, “Barış karşısında bu kadar paniğe kapılmaları normal. Aksi olsaydı zaten baştan savaşı başlatmazlardı. Sadece top ve tüfekle değil sivil siyasetin bütün alanlarını da yükleniyor. Bunun hayat memat meselesi olduğunu düşündüğü için de seçime kadar elinden geleni ardına koymayacak diye düşünüyorum” dedi.