Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, önümüzdeki Pazartesi günü Türkiye'ye ziyarette bulunacak. Kürt ve Fransız örgütleri, Hollande'ın Paris Katliamı'nı gündemine almasını istedi.
9 Ocak 2013'te Paris'in merkezinde PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbin) ve gençlik hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahi) katledildi. Katliama ilişkin tek bir kişi tutuklu bulunuyor: Ömer Güney. Tutuklandıktan sonra yapılan incelemelerde çantasında barut izine rastlanan Güney'in, katliam öncesinde Türkiye'ye yaptığı gizemli seyahatleri ortaya çıkmıştı. Kullandığı araçta bulunan pasaportta, en son Aralık ayında, cinayetlerden sadece bir kaç hafta önce Türkiye'ye yapılan bir seyahatin damgası vardı. Katliamdan sonraki tüm gelişmeler de Türk devletini işaret ediyordu.

Katliamın bir yılını doldurması ardından gelişmeler hızlandı. Ortaya çıkan belgeler bu kez devletin merkezini işaret ediyordu. 12 Ocak'ta Ömer Güney'e ait bir ses kaydı ortaya çıktı. Kayıtta MİT üyeleri olduğu belirtilen kişilerle bir görüşme sırasında katil zanlısı cinayet planlarını anlatıyordu. İki gün sonra, 14 Ocak'ta MİT'in doğruluğunu reddetmediği bir belge ortaya çıktı. MİT yetkililerinin imzasının bulunduğu belgede, Sakine Cansız'ın ortadan kaldırılması için 6 bin Euro ödeme yapıldığı kaydediliyordu.

Kürtler bir yıldan fazladır kesintisiz bir şekilde düzenledikleri eylemlerle katliamın tüm boyutları ile aydınlatılmasını istiyor. Fransız hükümeti henüz bir açıklama yapmadı. Soruşturma dosyasında gizlilik sürüyor. Ancak soruşturmaya yakın kaynaklar bir yıl içinde iddianamenin tamamlanmasını bekliyor. Son gelişmelerin bunu hızlandırabileceği umut ediliyor.


Hollande Pazartesi Ankara'da

Katliamdan bir yıl sonra Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Türkiye'ye resmi ziyarette bulunuyor. Bu ziyaretin 27-28 Ocak tarihlerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Paris Katliamı, yakıcı bir gündem olarak Hollande'ın önünde duruyor. Fransız ve Kürt örgütler, Hollande'ı Türkiye'den hesap sormaya çağırıyor. Fransız ve Kürt örgütlerden oluşan Kürdistanla Ulusal Dayanışma Koordinasyonu (CNSK), Hollande'dan Türkiye'ye giderken bu konuyu gündemine almasını isterken; Fransız Komünist Partisi (PCF), yaptığı bir açıklamada Hollande'ı "Cinayetlerin aydınlatılması için Türk hükümetinden hesap sormaya, demokrasi için çalışan herkesin insan haklarına saygı göstermesini istemeye, Kürt sorununun barışçıl çözümü ve Kürt halkının meşru haklarının tanınması için ağırlığını ortaya koymaya" çağırdı.

'Güvenlik' işbirliğine son verin

PCF, Hollande'dan Fransa'nın 2011'de Türkiye ile yaptığı 'güvenlik işbirliği anlaşmasını' reddetmesini de istedi.
Fransa ile Türkiye, eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy döneminde 7 Ekim 2011 tarihinde 'terörizmle mücadeleyi' içeren bir polisiye işbirliği anlaşması imzaladı. Bu uluslararası anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Fransız Parlamentosu'nun onayı gerekiyor. Tepkiler ardından projenin parlamentoya sunulması bir kez ertelendi, ancak ne zaman gündeme geleceği henüz bilinmiyor.  Eğer bu uluslararası anlaşma onaylanırsa, yasalardan daha üstün bir yetkisi olacak.

Ses kaydı Güney'e soruldu

Hollande ziyareti öncesi ise Fransa'da çok sayıda medya Paris cinayetine ilişkin yeni gelişmelere yer verdi. Express dergisi Ömer Güney'in Türkiye'deki telefon numaralarına yönelik görüşmelerine dikkat çekerken, M6info sitesi ses kayıtlarının 22 Ocak Çarşamba günü soruşturmaya bakan antiterör sorgu yargıcı Jeanne Duyé tarafından katil zanlısı Ömer Güney'e sorulduğunu duyurdu. Güney'in ise bu sesin kendisine ait olmadığını iddia ettiği belirtildi.

İnkar etse de polis ikna

Ancak siteye göre soruşturmacılar açısından sesin Güney'e ait olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmuyor. M6info'da "Aldığımız bilgilere göre, kriminal ve antiterörizm tugay polisleri, kimliği belirsiz iki kişiye cinayet planlarını ifşa eden kişinin Ömer Güney olduğuna ikna oldu. Aralarında şüphelinin yakınlarının da olduğu birçok kişi kayıttaki sesin Ömer Güney'e ait olduğunu resmen tespit etti. Soruşturmacılar bundan böyle, bu bilgiyi doğrulamak ve resmileştirmek için bilimsel polis laboratuarı sonuçlarını bekliyor. Ama onlara göre, ortada hiçbir şüphe yok" ifadelerine yer verildi.

Polis yayınlayanın peşinde

Fransız adaletinin olayı daha da açıklığa kavuşturmak için Türkiye ve Almanya'dan "yardım" (uluslararası istinabe) istediğini ifade eden M6info, "Fransız soruşturmacılar Youtube üzerinde yayınlanan videonun gizemli ekleyicisi peşinde. Soruşturmacıların sözkonusu şahsın e-mail adresine ulaştığı iddia ediliyor. Kimliği belirsiz kişi soruşturmacıları doğru yol üzerine koyabilir" diye yazdı.

Fransa şüpheli durumda

Le Figaro gazetesi de dün yayınladığı bir haberde Hollande'ın ziyareti öncesi bu konunun Fransız Cumhurbaşkanı'nı meşgul ettiğini yazdı. Gazeteye göre Fransa Cumhurbaşkanı'nın çevresi "Türk servislerinin cinayetlere karıştığına dair bugün halen delil olmadığını" düşünüyor.
Katledilen kadın devrimcilerin ailelerinin avukatı Antoine Comte ise "Umarım François Hollande konuyu masaya yatırma cesaretini gösterir. Ben Barka davasından bu yana Fransa bir devleti siyasi bir cinayetin sorumlusu olarak gösterme yeteneğinde olmadı" diyor.
Fas kralına muhalefetiyle tanınan sosyalist politikacı Ben Barka, 29 Ekim 1965'te Paris'teki kafe önünde alıkonulmuş ve cenazesi bir daha asla bulunmamıştı. 40 yıllık soruşturmaya rağmen olay aydınlatılmadı. Güney Afrika mücadelesinin önemli figürlerinden Dulcy Semptember de Paris'te siyasi bir cinayetin kurbanı oldu. September, Apartheid döneminin sona ermesinden üç yıl önce, yani 29 Mart 1988'de Paris'teki Kürt derneğinin hemen arkasındaki Petites-Ecuries sokağında katledilmişti. Cinayet aydınlatılmadı.

Devlet sorumlu

Paris'te üç Kürt kadının katledildiği cinayet açık bir şekilde devlet sorumluğuna işaret ediyor. Her ne kadar belgeler ve tanıklıklar Türk devletinin merkezine götürse de, bu cinayetlerin Fransız istihbaratının yoğun takibi altındayken işlenmesi Fransız makamlarının sorumluluğuna da işaret ediyor. Güney'e ait ses kaydında, Kürt siyasetçilerin "saniye saniye" Fransız servislerinin takibinde olduğu belirtiliyor. Kürtlerin Fransa'da yargılandığı davalar ve konu olduğu soruşturmalarda da bu takibin boyutları görüldü.
Fransa'nın baskıcı hükümetlere verdiği destek, hem Türkiye'de hem de Ortadoğu'da insan hakları ihlallerini teşvik ediyor. İki ülke arasındaki işbirliği, Kürtleri hedef tahtasına oturturken, tüm siyasi ve kültürel aktivitelerini de kriminalize ediyor. Bu kriminalizasyon politikası ve işbirliğinin bir sonucu da Paris'te 9 Ocak 2013'te gerçekleşen katliam oldu. Kürtler, 1923'te imzalanan Lozan Anlaşması'ndan bu yana Batılı ülkelerin bu adaletsiz politikalarını kurbanı oluyorlar. Hollande'ın ziyareti Kürtlerle ilişkilerde yeni bir sürecin başlangıcı olmalı.
 



MAXİME AZADİ/ANF/PARİS