
Türk Hava Kuvvetleri’ne ait 4 F-16 savaş uçağının 1 saat boyunca bombalayarak katlettiği 12 ila 40 yaş arasındaki 35 kişinin yanmış ve paramparça olmuş cenazesi, yakınları tarafından katır sırtında olay yerine en yakın yerde bulunan Gülyazı Köyü’ne götürüldü. Yetkililer, olay yerine gidip cenazeleri almadığı ve köylülerin defalarca 112’yi aramasına rağmen ambulansları ancak sabah 8’de gönderdiği gibi otopsileri de Uludere Devlet Hastanesi’nin bodrum katında yaptırdı. Cenaze sahipleri ile otopsi yapılan yer sadece bez paravan, battaniye ve kartonlarla ayrılmıştı. 28’i aynı aileden 35 kişinin otopsileri dün sabah 8 sularında tamamlandı.
Konvoy güçlükle ilerledi
Hayatını kaybeden Özcan Uysal (18), Nevzat Encü (20), Şervan Encü(16), Osman Kaplan (32), Mehmet Ali Tosun (22), Nadir Alma (23), Salih Encü(17), Yüksel Ürek, Salih Ürek, Serhat Encü(17), Adem And, Hamza Encü(22), Cemil Encü(16), Şivan Encü(14), Bedran Encü(12), Hüseyin Encü(19), Selam Encü(22), Aslan Encü(15), Celal Encü(15), Zeydin Encü(22), Orhan Encü(15), Fadıl Encü(16), Selman Encü(40), Vedat Encü(16), Cihan Encü(16), Fikret Encü, Erkan Encü(13), Savaş Encü(15), Çetin Encüve Hüsnü Encü(27). Seyit Enç (23), Mehmet Encü(15), Cemal Encü(16), Bilal Encü(15) ve Mahsum Encü’nün (16) cenazeleri, Yeşilyuva camisinde kılınan cenaze namazının ardından Gülyazı Köyü’ne götürüldü. Ancak yoğun katılım nedeniyle cenaze konvoyunun köye varması zaman aldı. Cenaze araçları ve ambulanslardan oluşan uzun konvoy 20 kilometrelik yolu 1 saatten fazla bir sürede alabildi.
35 kişi için iş makinaları geceden itibaren mezar yeri kazdı. Sabah saatlerinde de kazma ve kürekler devreye girdi, mezarlar hazır hale getirildi. Yan yana dizilen tabutlara sarı-kırmızı-yeşil flamaların bağlandığı görüldü. Kadınlar ise sürekli olarak Kürtçe ağıtlar yaktı. Ailelerin çocuklarının cenazelerinden bir türlü ayrılamaması ve onlarla birlikte kazılan mezara girmeleri ise yürekleri dağladı. Törende gözyaşları sel oldu. Cenaze törenine 30 bin civarında insan katıldı. Cenazeye katılanların büyük bir öfkesi vardı, sık sık „Katil devlet hesap verecek“ ve „Katil Erdoğan istifa“ sloganı atıldı. Toprağa verilenlerden bazılarının yoğun bombardıman nedeniyle beden bütünlüğü bozulmuştu. 15 yaşındaki Aslan Encü de bu sebepten cenaze torbasıyla gömülmek zorunda kalındı. Defin sırasında ailesinden „Bu vahşeti yapan insan olamaz“ feryatları yükseldi. Ölenlerden 33 bekar ve 28 yaşın altında olduğu için sembolik olarak kına tepsileri taşındı.
Türk: Bu soykırım değil de nedir?
Törende konuşan Ahmet Türk, AKP Hükümeti’ni eleştirerek, „Bu soykırım değil de nedir? Eleştirdiğin Esad ile Kaddafi’den ne farkın var? Hatta yaptıkların onlarınkini kat be kat aştı. Bu soykırım tarihte yerini bulacaktır. Başbakan Erdoğan da soykırımcı Başbakan olarak tarihte yerini alacaktır“ dedi. Yürüttükleri mücadelenin insanlık ve onur mücadelesi olduğunu kaydeden Türk, „DTK, BDP olarak halkımızla birlikte mücadelemizi gün be gün büyüteceğiz. Çünkü direnmek yaşamaktır“ şeklinde konuştu.
Demirtaş: Bu defter kapanmayacak
Selahattin Demirtaş ise, katliamın planlı olduğunu ve bunu ortaya çıkaracaklarını belirterek „Ortaya çıkaracağız ki bir daha böyle bir alçaklık yapılmasın“ dedi. Haberleri vermek için TSK ile Hükümetten resmi açıklama bekleyen Türk medyasının gerçekleri çarpıttığına dikkat çeken Demirtaş, „Türk medyası da büyük bir kahramanlıkla burada yapılan katliamı saklamıştır. Bu katliamın haberini yapmayanlar bilsinler ki bu defter burada kapanmayacaktır. Sizi insanlık suçundan mahkum edinceye kadar mücadelemiz devam edecektir. Ulusal ve uluslararası bütün girişimleri sürdüreceğiz“ diye konuştu.
Vali aileleri tehdit etti
Demirtaş, Şırnak Valiliği’nin „cenazeler birlikte defnedilmesin, taziyeler birlikte kabul edilmesin“ diyerek aileleri tehdit ettiklerini de açıkladı.
AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik’in BDP’yi provokatörlükle suçlamasına da tepki gösteren Demirtaş, „Yapılan katliam ortadayken, utanmadan bizi provokatör olarak yansıtıyorlar. Bizi tamamen kılıçtan geçirseniz bile bizi yok etseniz bile hiçbir şey kalmasa bile, senin kirli kanlı ellerin bizim de şanlı direnişimiz kalacaktır. Katliamın üstünü örtmeye çalışıyorlar ortada planlı programlı bir katliam var. Geri adım atan bizim adımıza namert olsun“ dedi.
Konuşmaların ardından acılı aileler, mezarlara kapanarak ağıtlar yakmaya devam etti. Öte yandan, Şırnak’tan çok sayıda çevik kuvvet polisi de Uludere’ye sevkedildi ve cenaze sırasında mezarda bulundu.
DİHA/ŞIRNAK
Hüsnü Encü çocuğunu göremedi
Ölenlerden biri 1981 doğumlu Hüsnü Encü. Hüsnü 5 yıl önce evlenmiş ve işsizdi. Çoğu yakını ve akranı gibi mazot kaçaklığıyla geçimini sağlıyordu. Ölümü göze alarak her kaçağa gidişinde de sadece 50 TL alıyordu. Hüsnü 2 ay önce baba olacağını öğrenmişti. Ancak çocuğu babasız doğacak. Ölenlerden Savaş, Hüsnü’nün kardeşi, Erkan ise yeğeni.
Bedran daha 12 yaşındaydı
Hayatını kaybedenlerden ikisi hariç hepsi lise ve üniversite öğrencisiydi, hatta birisi 12 yaşındaydı. Okul harçlıklarını çıkarmak için kaçağa gidiyorlardı. Bölge çok dağlık olduğu için hayvancılık ve tarım yapmaya uygun değil üstelik Genelkurmay’da çok sayıda bölgeyi de sivillerin girişine yasaklamış bu nedenle kaçakçılık buralarda fabrikaya gidip çalışmak gibi normalleşmiş. 12 yaşındaki Bedran’nın annesi Mercan Encü, saat 21:00’da oğlunu arıyor ve „Sınırda asker var korkma. Dur derseler dur, kaçma sakın, onlar size birşey yapmazlar“ diye sıkı sıkı tembihliyor. Ancak iki oğlunu da askerlerin bombardımanında yitirdi...
Aileler öfkeli: Bile bile bombaladılar
Yakınlarını kaybeden aileler ise acılı, şaşkın ve öfkeli. 1 saatlik bombardımanda 28 yakınını birden kaybeden Zeki Encü şunları anlatıyor: “Köyde bu işi yapmayan yok. Ben en son 3-4 gün önce gittim. Gittiğimiz yolun hemen üstünde askeri sabit bir nokta var; Beyaztepe. Asker biliyor sürekli gittiğimizi, bazen uzaktan ateş ederdi. Ama bu kez öyle olmadı...”
3 kuşaktır kaçakçılar
Ortasu (Roboski) Köyü Muhtarı Haşim Encü de “Hepsi akrabamız. İçim yanıyor” dedi. “Dedelerimizden beri sınır ticareti var. Şu ana kadar devlet bizi idare ediyordu” diyen Sabri Encü de bombardımanı duyduklarını ve sabah olay yerine gidip katırlarla cenazeleri aldıklarını, birçoğunun paramparça olduğunu söyledi. Kuzeninin cenazesinin başında beklen İdris Ürün de şöyle diyor: “Ben de 2005’te çok sık gidip geliyordum. Köyde herkes gider. Bunu da herkes bilir. Devlet de. Oradaki bu gençlerin mazot işi yaptığını bile bile bombaladılar.”
‘PKK’li olmadığımızı biliyorlardı’
Saldırıdan sağ kurtulan Servet Encü ise yaşadıklarının şöyle anlattı: “21.30‘da sınırı geçmeden önce köyden telefon geldi. ‘Asker yolu kesmiş, gelmeyin’ dediler. Askerin gitmesini bekledik. 10 dakika sonra bombalamaya başladılar. 100 metre uçtum. Karın içine saplandım. Bir buçuk saat baygın kalmışım. Köyle aramızda yaklaşık dört kilometre vardı. Yapacak başka bir işimiz yok. İki üç yıldır bu işi yapıyordum. 40 TL para için bize bunu yaşattılar. Burada ne bir fabrika var, ne de bir iş imkanı var. Burada geçim sıkıntısı içerisindeyiz. Bir lokma ekmek evimize getirmek için canımız pahasına gidip geliyoruz. Devletin bize yaptığına bakın. Uyarı dahi yapmadan üstümüze bomba yağdırdılar. Ölenlerden 11’i yakın akrabam, arkadaşlarımın hepsini kaybettim.”
Encü, „PKK’li zannedildiler“ iddilarına da tepki göstererek, „2 Apocu bir hayvanın peşinden gitmez. Ama biz kaçakçılar gruplar halinde katırların arkasında gidiyoruz. Askerler bunu biliyor“ diye konuştu.