
‘Ölüm fermanımızı okudular’
Anne Bêzê Evdila, ablaları Emine Kalo, Cevahir, Beşir, Zehra Kalo ve altı çocukla Tel Hasıl’dan gelen 25 yaşlarındaki Kevser Kalo, silahlı çete grubu Cephet El Nusra’nın vahşetini şöyle anlattı:
“İkindi vakti gelip köye girdiler. İmam, sabah ezanını okumak için camiye girdiğinde, ezan okumasına izin vermediler. Camide Kürtlerin fermanını okudular. ‘Kürtleri yok etmenin zamanı geldi’ diyorlardı. Minareden, ‘Malları ve namusları helaldir’ diye anons yapıyorlardı. Ayrıca bizlere de evlerimizi bırakıp çıkmamız için çağrı yaptılar. Gözlerimizin önünde 18 yaşındaki amcamın oğlu Cuma Diban Kalo’yu vurdular. Cenazesinin üzerine gitmemize de izin vermediler. Annesi Arife Tarbuş, ablaları Şems, Rukiye, Meyedde ile Rabia Kalo’yu da bir yaşındaki kızı ile kaçırdılar. Nereye götürdüklerini de bilmiyoruz.”
Çöl ortasında üç gün
Silahlı çetelerin elinden kurtulmak için havanın kararmasını beklediklerini belirten Kevser Kalo, “Gece hava kararınca çocuklarımızı alıp yola çıktık. Karanlıkta iki saat kadar köyün batısından doğusuna doğru yürüdük. Ulaşmak istediğimiz yer köyün dışında bir yerdi ama çöldü. O çöle ulaştığımızda artık gece olmuştu. Çocuklar aç ve susuzdu. Ama yapacak başka bir şey yoktu. Çevremizden sesler geliyordu. Onlar olabilir diye korktuk. Ama çok geçmeden bizim gibi canlarını kurtarmak için gelen aileler olduğunu gördük. O çölün ortasında üç gün kaldık. Daha sonra bir şekilde Heleb’e, oradan da Efrîn’e geldik” dedi.
‘Diğerlerine ne oldu bilmiyoruz’
Kadınların korkuları, konuşmalarından, bakışlarından anlaşılıyordu. Kevser anlatacaklarını tamamlayamayınca ablası Zerha Kalo devam etti. Komşumuz Ahmet Hamam, gözlerimizin önünde öldürüldü” diye sözlerine başlayan Kalo, Hamam’ın iki eşi, 5 çocuğunun da çetelerce kaçırıldığını söyledi. Kalo, “Köyde bizim aileden yaklaşık yirmi ev vardı. Şimdi sadece dört evden haberimiz var. Diğerlerine ne oldu bilmiyoruz. Hepimiz birbirimizi kaybettik” diye de sözlerini tamamladı.
‘Günahımız Kürt olmak’
Tel Aran’dan kaçan Hawa ailesinden Verdê Hawa’nın anlattıkları da yaşanan vahşeti ortaya koyuyor. “Köyden üç çocuğumuzu alıp çöle doğru kaçarak kurtuldum” diyen Verdê, çete gruplarının vahşetini şöyle anlatıyor: “Bizim aileden Semir ile Ali’yi gözlerimizin önünde katlettiler. Çocuklarımızı kurtarmak için hava kararınca çöle kaçtık. Bir saat kadar yürüdükten sonra Kalo ailesinin kaldığı yere ulaştık. Üç gün orada çölün kızgın güneşi altında kaldıktan sonra buraya gelebildik. Köyde yaklaşık yirmi ailemiz vardı. Ama şu an sadece altı aileden haberim var. Diğerlerine ne oldu bilmiyorum. Hepsi katledilmiş de olabilir. Çünkü köyde ne oldu ne bitti, bilmiyoruz. O çölün kızgın güneşi altında üç gün boyunca akrabalarımızı bekledik. Onlar gelmeyince buraya geldik. Bunlarda insanlık adına hiçbir şey yok. Kürt olduğumuz için bizi bu katliamdan geçirdiler. Kürt olmaktan başka hiç bir suçumuz ve günahımız yok.”
Vahşetin köyden ayrıldıktan sonra daha da tırmandığını dile getiren Verdê Hawa, kendilerinden sonra köyde kalanların bunu daha iyi anlatabileceğini söylüyor ama ekliyor: “Tabii kurtulan olursa…”
SEYİT EVRAN/EFRÎN