Devletin soykırım sürecinin medya ayağı olarak görevlendirdiği TRT’nin Cizre’de yaşanan katliam akşamı, “60 terörist etkisiz hale getirildi. Operasyon tamamlandı” haberi bir günlük sessizlikten sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yalanlanırken, katliamda rol alan tetikçilerin sosyal medya üzerinden çok sayıda yanmış ve parçalanmış haldeki cenaze fotoğraflarını paylaşması ise Davutoğlu’nu yalanladığı gibi katliamın nasıl karartılmaya çalışıldığını gözler önüne serdi. HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız ise orada sadece 10 cenazenin olmadığını belirterek “Bodrumda bulunan 52 insan nerede diye soruyoruz” dedi. Vahşeti tüm dünyaya aktaran Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un da katledilenler arasında bulunduğu iddia ediliyor.

Şırnak’ın Cizre ilçesi Cudi Mahallesi’nde 52 yaralı ve 10 cenazenin bulunduğu bodruma devlet güçleri tarafından yapılan saldırıya ilişkin ayrıntılar Türk basını ve hükümet tarafından manipüle edilmeye çalışılırken, kentteki kuşatmadan dolayı katliamın ayrıntılarına ulaşılamıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu, katliamın boyutunu gizlemek amacıyla devlet televizyonu TRT’nin haberini dahi yalanlayıp Şırnak Valiliği’nin “10 terörist öldürüldü” açıklamasının esas alınması gerektiğini söyledi fakat hastane personelinin dahi kapalı kapılar arkasına kilitlenmesi gerçeğin nasıl gizlendiğini ortaya koyuyor. 


Tetikçiler itiraf ediyor

Türk hükümeti ve medyası katledilenlerin sayısına ilişkin farklı açıklamalar yaparken, operasyon yapıldığı bilinen ikinci bodrumdaki 52 kişiden haber alınamaması ve katliamın tetikçiliğini yapan kontra güçlerinin yaralıların bulunduğu ikinci bodrumdan paylaştığı fotoğraflar devletin büyük bir katliama ve insanlık suçuna imza attığını kanıtlıyor. JİTEM adlı twitter hesabından iki gündür yayınlanan çok sayıda cenaze fotoğrafı, yaralıların bulunduğun 2. bodrumdan çekildiği yerel kaynaklar tarafından teyit ediliyor. Yayınlanan fotoğraflarda cenazelerin yanmış olması ve enkaz altında kalmış olmaları da bodruma ilk saldırının, yerel kaynakların da belirttiği gibi çatışma değil de bombalama sonucu gerçekleştirildiğini gösteriyor. 


10 cenaze ve 52 yaralı nerede?

Son iki gündür HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, devlet güçlerinin saldırı düzenlediği binaya söz konusu saldırının gerçekleştiği akşamın sabahı ulaştıklarını ve yaralılardan binada 9’u yanarak can veren 10 cenazenin yanı sıra 52 yaralının olduğu bilgisini aldıklarını ve bunu da kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi. Saldırı akşamı binanın bulunduğu alandan son iki ayda Cizre’de yaşanan en şiddetli patlama seslerinin duyulduğuna dikkat çeken Sarıyıldız, mahalleye yaklaşan belediye personellerinin de mahallenin devlet güçlerinin ablukası altında olduğunu ve evlerin tamamen yıkılmış olduğunu gördüklerini aktardı. Sarıyıldız, “Zaten o mahalle asker polis ablukasında. O mahalleden kimsenin bir yere sağ olarak gitmesinin imkanı yok. Çünkü orası günlerdir abluka altındaydı. Şimdi 10 cenaze ve 52 yaralı nerede diye soruyoruz” dedi.


‘30 cenazeden bahsediyorlar’

Saldırının olduğu gece operasyona katılan askerin aralarında yaptıkları telsiz konuşmalarında da binanın altında 25-30 cenaze olduğu yönünde konuşmalar geçtiğini öğrendiklerini belirten Sarıyıldız, “Onların kendi aralarındaki telsiz konuşmaların da sadece o binanın çöken bodrumunda 25-30 insanın kaldığı belirtilmiş. Bu onların telsizine yansıyan konuşmalarında öyle geçiyor. Operasyonda görev yapan bir uzman çavuş bunu güvenilir bir arkadaşına söylemiş ve bu basına da yansıdı. Bu da bir bilgi” ifadesinde bulundu. 


Paylaşımlar 2. bodrumdan

JİTEM ve benzeri twitter hesaplarından bugün yayınlanan cenaze fotoğraflarına da değinen ve yerel kaynakların fotoğrafların yaralıların bulunduğu ikinci bodrumdan çekildiğini teyit ettiklerini belirten Sarıyıldız, “Orada katledilenlerin sayısının 10 olduğuna inanmıyoruz. Son yayınlanan cenazeler binaların altında kalmış ve yanmışlar. Bunlar yeni görüntüler ve oraya ait görüntüler. Devlet orada işlediği insanlık suçlarının görülmesini istemediği için giden cenaze araçlarımızı boş gönderdiler. Türkiye orada insanlık suçu işliyor. Uluslararası savaş mahkemelerinde yargılanacağı için o mahalleye kimseyi sokmuyor arada bir öylesine silah patlatıyor. Oradaki insanların hepsi yaralılar ve bir binada bir araya gelmişler ve öyle anlaşılıyor ki bir kısmı infaz edilmiş” diye konuştu.


1. bodrumdan da haber yok

İki haftayı aşkın süredir hastaneye kaldırılmayı bekleyen 15 yaralı 9 kişi ve hastaneye kaldırılmayı beklerken yaşamını yitiren 7 cenazenin bulunduğu Cudi Mahallesi Bostancı Sokak’taki evin bodrumuna ilişkin de konuşan Sarıyıldız, şunları söyledi: “Birinci bodrumda 20 gün önce 31 insanın olduğu isimleri ile kimlikleri ile açıklandı. Yaralıların fotoğrafları yayınlandı. En son orada 15 yaralı 9 kişi vardı ve 7 cenaze vardı. Şu an 4 katı tamamıyla çökertilmiş kapalı bir tabuta dönüştürülmüş durumda. O bodrumdaki durumun kendisi dahi bu siyasi iktidarın altından kalkamayacağı bir savaş suçudur. Bu insanlardan neden hala alınmıyor. 10 gün önce 10 anne oradaki binanın başına gidiyor. Orada operasyonel güçlerin o binanın başında nöbet tuttuğunu görüyorlar. Özellikle yaralıları çıkartmıyorlar. 4 katlı bir bina tamamıyla yıkılmış ve yaralılar o binanın bodrumunun altındadır şu an. Vahşi bir insanlık suçudur.”


Görevli elemanları duyurdu

Türk devletinin görevlendirdiği medy aelemanlarından Yeni Şafak’tan Abdulkadir Selvi ve Milliyet’ten Serpil Çevikcan, dünkü köşelerini devletin katliamına ve neden karartıldığına ayırdı. Devletin çekirdek aklından beslenen medya elemanı Selvi, 52 kişinin bulunduğu binadaki katliamı tatlı tatlı anlatırken birinci bodrum için de sadece şu cümleyle yazısını bitirdi: “Ama 23 No’lu bina, içinde teröristlerle orada duruyor.”

Aynı propagandayı yapan Çevikcan ise TRT’nin açıkladığı ilk rakamın doğru olduğunu ama neden karartılma gereği duyduğunu, şöyle yazdı: “Devlet, Türkiye’nin geneli bağlamında algı yönetiminde bugüne kadar istediğini yapabildi. Ancak öldürülen terörist de olsa Türkiye’nin bir bölgesinden gelen ‘20 kişi, 30 kişi, 60 kişi’ gibi rakamlar nihayetinde bu algı yönetiminde zaafiyet yaratabilecek nitelikte.”


Hesap sorulmalı

Katledildiği belirtilen yaralılardan Yakup Yalçın, Berjin Demirkaya ve Hasan Tağ’ın Nusaybin’de bekleyen aileleri, kendilerine bir an önce bilgi verilmesini istedi. 

Yakup Yalçın’ın ağabeyi Nihat Yalçın, “Bizim başımız dik, dik durmaya da devam edeceğiz” diyerek, katliamlar karşısında yılmayacaklarını söyledi. AKP çetesi yönetimindeki Türk devletinin uyguladığı vahşet karşısında sözün bittiği yerde olduklarını belirten Yalçın, AKP’nin bir taraftan dinden, İslam’dan bahsederken diğer taraftan da akla hayale gelmeyen işkencelerle insanları katlettiğine dikkat çekti. Katliamlara karşı mücadele etmek dışında bir yol olmadığının altını çizen Yalçın, Kürt halkının yüzyıllardır zulme boyun eğmediğini, bundan sonra da eğmeyeceğini vurguladı. 

Kardeşinin yaşayıp yaşamadığını bilmediğini belirten Yalçın, “Ne olursa olsun biz onun mücadelesinin arkasındayız. Sadece o değil, diğer arkadaşları da bizim kardeşlerimiz. Onların da mücadelesini sürdüreceğiz” diye konuştu.


‘Çocuklarımızın arkasındayız’

Berjin Demirkaya’nın babası Mevlüt Demirkaya ise Erdoğan’ın Kürt halkının katili olduğunu ve bu savaşın Erdoğan’ın savaşı olduğunu vurguladı. Demirkaya, kendilerinin de sonuna kadar bu mücadelenin arkasında olacaklarını söyledi. 

Yaralılardan Hasan Tağ’ın eşi Hamdiye Tağ, eşi ve ailesinin Cudi Mahallesi’nde olduğunu ve eşinin yaşamını yitirenler arasında olup olmadığına dair bilgi alamadıklarını ifade etti. Sonuç olarak AKP’nin büyük bir katliama daha imza attığını dile getiren Tağ, söylenecek tek bir söz kalmadığını, bu saatten sonra yapılması gerekenin katliamcılardan hesap sormak olduğunu dile getirdi. Eşi ile en son 19 gün önce konuştuğunu aktaran Tağ, “Eşim ile son konuşmamda, son sularını da yaralılar için kullandıklarını ve sularının da kalmadığını söyledi” şeklinde konuştu. 

Tağ, bundan sonra sonuç ne olursa olsun mücadeleye devam edeceklerini sözlerine ekledi. 


 ŞIRNAK





Aralarında Tunç da var


Vahşeti tüm dünyaya aktaran, yaralıların sesini kamuoyuna ulaştıran ve herkesi harekete geçirmeye çağıran Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un da katledilenler arasında yer aldığı iddia ediliyor. Tunç, son konuşmasında Kürt halkına da seslenmişti: “Bu bir mücadeledir. Doğrudur uzun soluklu bir yürüyüştür. Bazen öyle hamlelere gelmiş ki neredeyse tasfiye olacak durumlara gelmiş. Bazen gelmiş ki en güçlü dönemini yaşamış bu hareket. Şu anda sadece Cizre’de 100 kişinin katledilmesiyle bu hareketin bitmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Her kesin moralini iyi tutması lazım. Sadece bu bodrumda insanlar yaşamını yitiriyorsa sanki özgürlük mücadelesi iflas etmiş, sanki özgürlük mücadelesi bitecek anlamına gelmiyor. Cizre halkı var gücüyle bedenini siper etti tanka, topa, lav silahına, roket atarlara bedenini siper etti. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, mücadeleye devam eden arkadaşlara selamlarımı iletiyorum. Cizre halkı 60 gündür soğuğa rağmen, açlığa rağmen, susuzluğa rağmen diz çökmedi. Onun için kalan insanların bizimle gurur duyması lazım. Biliyorum belki yaklaşıyorlar. Yavaş yavaş infaz etme riski de var. Çünkü adamlar dün de geldi ve ‘Teslim olun yoksa hepinizi yakacağız. Hepinizi içerde boğduracağız’ tehditleri yaptı. Biz diz çökmeyeceğiz. Nasıl ki ilk günkü gibi Hayrilere, Kemallere ve Mazlumlara söz vermişsek, onlar nasıl ki Esad Oktay gibi kişiliklere diz çökmemişse biz de AKP faşizmine Cizre halkı olarak diz çökmeyeceğiz. Doğrudur açız, susuzuz, ilaçsızız, kefilerle bazı yaraları sarmışız. Ama bu o anlama gelmiyor ki bu bir yalvarıştır, teslim oluştur, teslim olmayacağız. İlk günkü gibi omuz omuzayız, direnişimiz devam ediyor.” 






“Temizle” talimatıyla katliam yapıldı


HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Cizre’de aleni bir katliam yapıldığını, bunu örtmek içinde cenazelerin günlere yayılacağını söyledi.

Demirtaş, partisinin haftalık grup toplantısında Cizre’deki vahşete, katliama ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, şunları söyledi: “Durum şudur; o sokakta bir kaç binada toplam sayıları 70-90 arası olan insan var. Bunların büyük bir kısmı sivil, bir kısmı da henüz ‘sokağa çıkma yasağı‘ ilan edilmeden oraya dayanışmak amacıyla giden üniversite öğrencisi. Bu sokak 20 günden bu yana tank ve toplarla ablukaya alınmış durumda. Sürekli buraya top atışı yapıyorlar. Çatışma olmadan o binalara atış yapılıyor. Oradan bize ulaşan bilgiler var. O binadan bizi arayıp ‘patlamadan dolayı yaralılar var, buradan çıkmak istiyoruz. Fakat biz kafamızı çıkardığımız esnada ateş ediyorlar’ diyorlar. Ama bunlar ‘ambulans gönderdik yaralılar gelmediler, ateş açıldı’ şeklinde senaryolarla gerçeğin üstünü örtüyor. Bu senaryoların bir amacı var. Hükümet orada 70-90 kişi arasında PKK’lilerin olabileceğini düşünüyor. Sayılarını kendileri de bilmiyorlar ama çok sayıda sivil orada olduğunu biliyor. Şırnak Valisi de bunu biliyor. ‘Ne yapalım kurunun yanında yaş da yanacak. Bana Ankara’dan verilen talimat Cizre’yi temizle’ bunu kendisi söylüyor. Çıkar bunu açıklar mı bilemem. 


Operasyon güçleri tam yetkili

Operasyon güçleri tam yetkilidir. Onlara sivil halkmış, binaymış, evmiş, işyeriymiş bakmayacaksınız, deniliyor. Devletin kudretini göstereceğiz’ diyorlar. ‘Siz rahat olun ortaya çıkacak katliam ve suçları biz hükümet olarak bunları örteceğiz’ demişler. ‘Hele bir savcı soruşturma açmayı aklından geçiremez’ demişler. Cizre’deki durum budur.

Şimdi toplu bir katliam yaptılar, bu sivil katliamı örtmek için gün gün açıklıyorlar. Cizre’de operasyon bitmiş ama cenazeleri mahallelere dağıtıyorlar. Şimdi bunun hazırlığı yapılıyor. Dün cenazeleri almaya giden belediye yetkilerine ‘Cenazeler hazır değil, gidin’ demişler. Cenazeleri de alamıyoruz. 

Dünya tarihi çok büyük katliamlar gördü. Çok daha büyük felaketler yaşandı. Cizre bir aleni katliam olarak tarihe geçiyor. İnsanlık tarihi bir yandan katliam tarihidir bir yandan da onurlu direniş tarihidir. İnsanlığı ayaklar altına alan bu ırkçı katliamcı zihniyet oldu. İnsanlık bunlara karşı çıkanlar sayesinde bu günlere geldi.”