Gazi ve Qamişlo katliamları yıldönümlerinde protesto edildi. Gazi Katliamı'nın 18'inci yılında yapılan anmada, sorumluların hak ettikleri cezayı almadığı, gerçek faillerin yargı önüne bile çıkarılmadığı belirtilerek, "Türkiye geçmişiyle yüzleşmeli" çağrısında bulunuldu. Anmaya Roboskîli aileler de katılırken, "Gazi'den Roboskî'ye katleden devlettir" pankartı taşındı. Qamişlo Katliamı da Rojava'nın bütün kentlerindeki gösterilerin yanı sıra Kuzey'deki bazı merkezlerde de lanetlendi.

İstanbul Gazi Mahallesi'nde 18 yıl önce katledilen 17 kişi, binlerce kişinin katıldığı bir etkinlikle anıldı. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul İl Meclisi, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), Halk Cephesi, Halkevleri, Mücadele Birliği, Özgür Demokratik Alevi Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin destek verdiği anmada, eski Gazi Karakolu önünde biraraya gelen gruplar, İsmet Paşa Caddesi boyunca önce Gazi Cemevi'ne ardından Gazi Mezarlığı'na yürüdü. Katliamda yakınlarını kaybeden aileler, ellerinde karanfil ve yakınlarının fotoğraflarıyla kortejde yerini aldı. Mahalledeki esnaf kepenk kapatırken, evlerin balkon ve pencerelerine katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğrafları asıldı. "Gazi'den Roboskî'ye katleden devlettir", "Gazi Katliamı'nı unutma unutturma", "Dersim Maraş Koçgiri unutulmaz hiçbiri" pankartlarının açıldığı etkinlikte, Paris'te katledilen üç Kürt kadın siyasetçinin fotoğrafları da taşındı. Yürüyüş boyunca çevrede polis olmaması dikkat çekti.

Roboskîliler de katıldı

Anmaya Roboskî Katliamı'nda yakınlarını kaybedenler de katıldı. Yürüyüşe katılan Faruk Encü, Gazi ve Sivas katliamlarının sorumlularının ortaya çıkarılması halinde Roboskî Katliamı'nın yaşanmayacağını belirterek, "Bugün Gazi halkının yanındayız. Roboskîli aileler olarak faillerin yargılanması için mücadele ediyor ve katliamları unutmadığımızı söylüyoruz" dedi. Yürüyüşün ardından mezarlıkta yapılan açıklamalarda, katliamın üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen faillerin yargı önüne çıkarılmadığına dikkat çekildi. HDK Sultangazi Meclis Sözcüsü Mustafa Gürsoy yaptığı açıklamada, "1 Mayıs 77, Fatsa, Çorum, Maraş, Sivas, Uludere katliamları, Paris'te üç Kürt kadın siyasetçiye yapılan suikast, askeri ve siyasi operasyonlar, Kürt halkına, Alevilere ve ötekileştirilenlere karşı geliştirilen inkârcı politikaların sonucudur ve bu politikalara bugün de devam edilmektedir" dedi.
Katliamın gerçek sorumlularının yargı önüne çıkarılmayarak korunduğunu belirten Gürsoy, demokratik halk iktidarının kurulması, kardeşliğin ve ulusların tam hak eşitliğinin sağlanması için herkesi birleşmeye çağırdı. BDP MYK üyesi Hayri Ateş ise, katliamı gerçekleştirenleri kınayarak, "Bize düşen onların anısına sahip çıkmaktır. Herkesi Gazi Katliamı'nı kınamaya ve katledilenlerin anısına sahip çıkmaya çağırıyorum" dedi.

Amed'de protesto

Amed'de de Halepçe Katliamı Platformu, Gazi ve Qamişlo katliamlarında yaşamını yitirenleri andı. DTK, HDK, DDKD, ÖSP ve KADEP'in de aralarında olduğu çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütünün oluşturduğu Halepçe Katliamı Platformu, Gazi ve Qamişlo katliamlarına ilişkin açıklama yaptı. DTK binası önünde yapılan basın açıklamasında "Gazi'den Qamişlo'ya unutmadık unutturmayacağız" yazılı pankart açıldı. Eylem, Mart ayı katliamlarında yaşamını yitirenler anısına saygı duruşuyla başladı. Ardından Platform adına ESP İl Başkanı Ramazan Karakaya ortak açıklamayı okudu. "Coğrafyamızın yüzünü bahara döndüğü Mart ayındayız. Karakaya, 12 Mart 1995 tarihinde gerçekleştirilen Gazi Katliamı ve 12 Mart 2004 tarihinde gerçekleştirilen Qamişlo Katliamı'nı öfkeyle hatırladıklarını söyledi.

Omuz omuza mücadele

Manisa'daki bazı siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları tarafından Alevi Kültür Derneği Manisa Şubesi'nde basın açıklaması yapıldı. Şube Başkanı Sevim Savunmaz, "Tarih bizlere gösteriyor ki, devlet hiçbir zaman masum halkları; kimliklerinden, inançlarından ve düşüncelerinden dolayı katletmekten geri durmamıştır. Biz bunu dün Dersim'de, Malatya'da, Maraş'da, Çorum ve Sivas'ta da gördük. Son olarak da Roboskî'de 34 Kürt köylüsünün üzerine bombalar yağdırılırken gördük. Bunun için bu topraklarda yaşayan tüm ezilen, yok sayılan ve ötekileştirilen halkalarla yan yana, omuz omuza mücadele yürüterek katliamlara, yok sayma ve sindirme politikalarına dur diyebiliriz" dedi.

 İSTANBUL




BDP: Mücadelemizi sürdüreceğiz

Mart ayının Kürtler, ezilenler ve sosyalistler için katliamlar ayı olduğunu belirten BDP, Qamişlo ve Gazi katliamlarında yaşamını yitirenleri andı, "Sorumlulardan hesap sorulması ve adaletin gerçekleşmesi için mücadelemizi kararlı bir biçimde sürdüreceğimizin sözünü tekrarlıyoruz" dedi.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Merkezi, yaptığı yazılı açıklamada, 12 Mart Qamişlo ve Gazi katliamlarını lanetledi. Mart ayının Kürtler, ezilenler ve sosyalistler için katliamlar ayı olduğunu belirten BDP, bunlardan birinin 12 Mart 2004 tarihinde Rojava'nın Qamişlo kentinde Kürtlere karşı yapılan katliam olduğunu hatırlattı. Baas güçlerinin saldırısı sonucu 29'u Kürt, 4'ü Arap ve 19'u polis-asker olmak üzere 52 kişinin yaşamını yitirdiğini, katliamın ardından gelişen serhildanlarda yaklaşık iki bin kişinin tutuklandığını hatırlatan BDP, "Bu katliamın bir futbol maçı ile patlak veren adli bir vaka olmadığını Kürtler ve dostları çok iyi biliyor. Bu katliam önceden tezgahlanmış bir senaryonun hayata geçirilmesidir. Katliamı sıradan bir adli vaka olarak gösteren faşist Baasçı zihniyetin tek bir amacı vardı. Bu da; kimliği, onuru ve statüsü için mücadele eden ve demokratik haklarını talep eden Kürtlerin özgürlük arayışının bastırılmasıdır" dedi.

'Bir Qamişlo daha asla olmayacak'

Qamişlo katliamına bütün dünyanın sessiz kaldığını ifade eden BDP, "Bugün Qamişlo'da durum çok farklıdır. Kürt halkı kendi ayakları üzerinde duruyor, kendi öz yönetimini kuruyor. Qamişlo katliamı sadece Rojava'nın değil, tüm Kürtlerin ve dostlarının kalbinde bir yaradır. Acısı bizimle yaşayacak. Bir Qamişlo daha, asla olmayacak" dedi.

Gazi derin provokasyon

BDP, 12 Mart 1995 tarihinde yapılan Gazi katliamıyla ise farklı dinler, diller, kimlikler ve kültürler arasında çatışma yaratılmak istendiği değerlendirmesinde bulundu. "Derin provokasyon" sonucu 22 kişinin yaşamını yitirdiğini, 155 kişinin yaralandığını hatırlatan BDP, "Katliamı gerçekleştirenlerin 1996'da Susurluk'ta açığa çıkması, bu türden provokasyonların devlet içi odaklarca planlandığını açık bir biçimde gözler önüne serdi" dedi.

Sorumlular yargıdan kaçırıldı

"Demokratik kamuoyunun ve Alevi yurttaşlarımızın beklentisi bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin, bütün sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettiği cezaya çarptırılmasıydı" diyen BDP, "Ancak öyle olmadı. Gazi davası sürecinde yaşanan hukuksuzluklar, bu provokasyonu gerçekleştiren karanlık güçlerin devlet tarafından korunduğunu gözler önüne serdi. İl il gezdirilen dava sonucu, olayın faili olarak yargılanan güvenlik görevlilerinden sadece ikisine sembolik ceza verildi, asıl sorumlular ise, yargıdan kaçırıldı. Böylece bir ikinci katliam da hukukta yaşandı" diye belirtti.

Geçmişle yüzleşilmeli

"Türkiye artık katliamlarla anılmak istemiyorsa geçmişiyle yüzleşmek, hesaplaşmak, karanlık olayları aydınlatmak ve sorumluları yargı önüne çıkarmak zorundadır" denilen açıklamada şu mesaj verildi: "Türkiye ancak bu sayede demokratikleşebilir, Kürt sorununun çözümünü de içeren yeni bir sayfayı ancak böyle açabilir. Bu vesileyle başta Gazi olmak üzere tüm katliamlarında yaşamlarını yitiren kardeşlerimizi, canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor, sorumlulardan hesap sorulması ve adaletin gerçekleşmesi için mücadelemizi kararlı bir biçimde sürdüreceğimizin sözünü tekrarlıyoruz."

ANKARA