Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in katledilmelerinin birinci yıldönümü vesilesiyle Fransa'nın başkenti Paris’te 11 Ocak'ta, 100 bine yakın Kürdistanlı ve farklı halklara mensup Kürt dostu hep birlikte "Adalet ve aydınlık" talebinde bulundu.

Eylemde çok sayıda Fransız kurumu kitlesel olarak yer aldı, çok sayıda politikacı da kortejin önünde üç şehidin ailesiyle birlikte yürüyüşe katılım sağladı. Paris ve Ile De France bölgesinde esnaflar kepenk kapattı, birçok düğün ve etkinlik iptal edildi. Üç Kürt kadın devrimcinin katledildiği La Fayette sokağında sabah 05:00'ten itibaren Fransa dışından gelen otobüsler yolcularını indirmeye başladı. Saat 10:00'a kadar ise Gare du Nord ve çevresi, şehir dışından gelen Kürdistanlılarla doldu.
Kürdistan Enformasyon Bürosu yakınında toplanan eylemciler, ellerindeki çiçekleri, Büro'nun önünde özel olarak hazırlanan bölüme bıraktı.  Yürüyüş burada Fransa Kürt Dernekleri Eşbaşkanı Cemile Renkliçay’ın açıklamasıyla start aldı.

'Dün Roza Bugün Sara'

Kortejin en önünde 'Hakikat ve Adalet için Katliamın Arkasındaki Güçleri Açıklayın' ve üç Kürt kadın devrimcinin fotoğraflarının bulunduğu pankart açıldı. Ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dev bir posteri, PKK ve KJB bayrağının bulunduğu kortejden sonra 'Dün Roza, Bugün Sara, Dün Berlin, Bugün Paris' sloganını içeren pankartın ardında Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in aile fertleri, KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk'un aralarında bulunduğu kortej takip etti.
Aile ve Kürdistani kurum temsilcilerinin oluşturduğu kortejin ardından dost kurum ve organizasyonlar flama ve bayraklarıyla eyleme katılım sağladı. Tamil, Fransa-Kürdistan Dostluk Derneği, Fransız Komünist Partisi, Fransız kadın örgütleri, Sosyalist Kadınlar Birliği ve daha birçok dost kurum ve devrimci organizasyon, eyleme flama ve bayraklarıyla katılım sağladı.
Kürdistani kurumlar ise halk meclisleri, dernek ve federasyonlar, inanç birlikleri (İslami Hareket, Demokratik Alevi Federasyonu(FEDA), Êzîdî Federasyonu) kendi flama ve bayraklarıyla eylemdeydi.
Republique Meydanı’nda kurulan standlar, dev sahne halkı 14:00’den itibaren ağırlamaya başladı. Sahneye ilk olarak Fransa Kürt Dernekleri Federasyon Eşbaşkanları Mehmet Ülker ve Cemile Renkliçay halkı selamlamak üzere çıktı ve kısa bir konuşma yaptı.   
Eylemde, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, Fransa Komünist Partisi (PCF), Avrupa Sol Partisi, Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA), Dünya Kadın Yürüyüşü, Fransa Ulusal Kadın Kordinasyonu, Ada Kadınları, Fransa-Kürdistan Dayanışma Derneği, MRAP, Barış Hareketi, Sömürgeciliğe Karşı Koordinasyon, Fransa'nın en büyük işçi sendikası CGT ve diğer uluslardan birçok kurumun aralarında bulunduğu Fransız organizasyonun yanısıra Türkiye sol örgütleri de destek verdi ve sahnede konuşma gerçekleştirdi.
Avrupa Kürt Kadın Hareketi'nin açılış konuşmasının ardından mesajı okundu. Avrupa Kürt Kadın Hareketi'nin (TJKE) mesajında, "Sara yoldaşla dünümüz, tarihimiz, özgürlük mücadelemizin temeli hedeflenmiştir. Rojbîn yoldaşla, bugünümüz, dünyaya açılan nefesimiz, gözümüz, inancımız hedeflenmiştir. Ronahî yoldaşla yarınımız, geleceğimiz hedeflenmiştir" ifadeleri yer aldı. TJKE mesajında, Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin 9 Ocak’ı "Özgür Yaşamda Israr, Uluslararası Kadın Dayanışma Günü" ilan ettikleri de belirtildi.
Daha sonra Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in aileleri duygularını dile getirdi. 3 kadın devrimcinin aile fertleri yaptıkları konuşmalarda tam bir yıldır, katliamın ortaya çıkmasını beklediklerini Fransa'nın bu sorumluluğunu yerine getirmemesi durumunda zan altında kalacağına işaret etti. Alanda bulunanlar Cansız, Doğan ve Şaylemez’in ailelerini 'Şehîd Namirin', 'Bijî Serok Apo' sloganları ve alkışlarla karşıladı. Etkinlikte TEV-ÇAND Kadın Korosu da dinleti sundu.

Konuşma ve mesajlar

KCK Eşbaşkanlığı: 9 Ocak 2013 tarihinde Avrupa’nın göbeği Paris’te tüm dünyanın gözü önünde insanlık vahşi bir biçimde katledildi. İnsanlık değerleri ve onuru büyük bir suikaste uğradı. Özgürlükler ve demokrasi kıtası olmakla övünen Avrupa, insanlığın bu en büyük yüz karası cinayetine ev sahipliği yaptı. 9 Ocak’ta Avrupa’nın sözde demokrasi ve özgürlük değerleri yerle bir edildi, ayaklar altına alındı. Bizler bir kez daha katliamın birinci yıldönümünde Paris meydanlarını dolduran siz değerli halkımız ve dostları karşısında bu vahşi ve alçakça katliamı gerçekleştiren komplocu güçleri, büyük bir nefretle kınıyoruz.  
9 Ocak Paris katliamı Kürtlere karşı uygulanan yüzyıllık soykırım politikasının en vahşi ve en zalim yüzüdür. Bu katliam aynı zamanda Önderliğimizin esaretine yol açan 9 Ekim Uluslararası Komplosu'nun da devamıdır. Bu katliamı, NATO ve Türkiye’deki gizli örgütü Yeşil Gladio birlikte yaptı. ABD, Fransa ve Almanya bu komplonun içindedirler. Yine Türkiye’nin resmi devleti AKP ve paralel devleti Gülen Cemaati bu komplonun ve katliamın içinde ve merkezindedir. Kürt sorununun demokratik çözümünde diyalog sürecinin geliştiği bir zamanda bu katliamın gerçekleştirilmesi bir bakıma siyasal çözüm arayışına da bir saldırıydı. Dolayısıyla yiğit, cesur ve değerli Kürt kadınları Sara, Rojbîn ve Ronahî yoldaşlarımız şahsında hedeflenen esas olarak Önderliğimiz ve özgürlük hareketimiz olmuştur. Bu vahşi ve alçakça saldırıyla hedeflenen demokratik çözüm stratejimiz olmuştur. 9 Ocak Paris Katliamı aynı zamanda Kadın Özgürlük Hareketi'ne karşı geliştirilen bir saldırıdır. Paris katliamıyla özgür kadın kimliği hedeflenmiş, kadının özgürlük iradesi kırılmak istenmiştir. Yürekten inanıyoruz ki, Kürt kadını özgürlük mücadelesini yükselterek ve daha da evrenselleştirerek egemen, zalim, komplocu ve katliamcı egemen erkek sisteminden gerekli hesabı soracaktır. Özgür kadınla, kadın; katliamcı sistemi alaşağı ederek Saraların, Rojbînlerin, Ronahîlerin, Zîlanların, Bêrîtanların, Viyanların, Şîlanların ve Şîrînlerin özlemi olan özgür dünyayı kuracaktır.

Pierre Laurent (Avrupa Sol Parti  Başkanı ve Fransız Komünist Parti Genel Sekreteri): Bir yıl sonra, Fransız komünistleri ve Avrupalı solcular hala öfkeli. Türkiye’nin bu cinayetteki rolü her geçen gün daha fazla açığa çıkıyor. Bu cinayet, Dulcie September cinayeti gibi cezasız kalmamalı. Fransız yetkililer, suçlu ve suçu işletenler, aileler, Kürt halkı ve Fransız halkına hesap vermelidir. Fransız komünistler olarak hesap istiyoruz. Erdoğan’ın iktidarı toplumun her kesimine yönelik baskılarını sürdürüyor ve Öcalan ile başlatılan barış ve müzakere sürecinin sorumluluğunu da taşımaktadır. Fransa’da Kürtlere yönelik baskı politikasında da François Hollande’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana değişiklik olmadı. Fransa, Türkiye’den cinayetler hakkında hesap sormalı.

Carinne de la Haye (Femme Solidaire Temsilcisi): Yaşadığınız bütün durumları biz de yaşıyoruz. İnsan haklarına, kimliğinize, gururunuza yapılan bütün saldırıları biz de hissediyoruz. 9 Ocak cinayetini biz de hissediyoruz. Mücadeleniz bizim de mücadelemiz. Biz ezilen bütün halkları destekliyoruz ama siz Kürt halkı ile özel bir bağımız var. Sizler bizim için özelsiniz.

Marie-Christin Vergiat (Avrupa Parlamentosu Sol grup üyesi): Sakine, Leyla ve Fidan’a saygımı da sunmak istiyorum. Fidan benim için her zaman Rojbîn olacak, onun sayesinde ben Kürt mücadelesini tanıdım. O gülüşünü hiçbir zaman unutmayacağım. Sakine, Leyla, Rojbîn, Kürt kadınının demokrasi, kültürel haklar, barış için mücadelesinin sembolü olacak. Artık onların siyasi cinayetlere kurban gittiği açığa çıktı. Artık bunu Fransa hukuku da kabul ediyor. Bu cinayeti işleyenden öte, gerçek kimin bu cinayetleri işlettiğidir. Bunun için de Fransız hukuk sistemi, Kürt hukuk sistemi ile ortak çalışmalı.

Avrupa Gençlik Hareketi:  Ronahî arkadaşın amacı amacımızdır, onun mücadelesini sürdürmek boynumuzun borcudur.

Nelly Martier (Dünya Kadın Yürüyüşü): Biz bu cinayetlere karşı sorumluyuz ve ne olduğunun açığa çıkması için mücadele yürütmeliyiz. Çünkü, aileleri, yoldaşları gerçeği bekliyor.

Susie Ratman (Fransa Ulusal Kadın Koordinasyonu): Bütün dünya halklarının mücadeleleri ile dayanışmamızı dile getiriyoruz. Birlikte kadın hakları için mücadele yürütüyoruz. Şimdi adalet yerine getirilmeli ve bu siyasi cinayet cezasız kalmamalı.

Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) Temsilcisi:  Bu katliam kadın mücadelesine dönük yapılmıştır. Fakat bizler biliyoruz ki, Sakineler şahsında esas alınan Kürt özgürlük hareketidir. Bizler adalet arayışımızı bu kapsamda yürüttük. Onları katledenler bugün burada bulunan yüzbinlerle aldılar cevabını.

Remzi Kartal (KONGRA GEL Eşbaşkanı): Katliam hangi dönemde gerçekleşti? Reber Apo’nun görüşmelere başladığı dönemde. Bu katliamla Kürt sorununun çözümünün önünü kesmek istediler. Bu katliamı yapanların adresi açık. Kürt halkı biliyor arkadaşlarımızın katillerinin kimler olduğunu. Tam bir yıldır Fransa devleti bu katliamın arkasındaki güçleri açığa çıkarmadı.

Andre Metayer (Breton Kürt Dostluk Derneği Başkanı): Dulcide September cinayeti de Sakine, Leyla ve Rojbîn cinayeti gibi oldu. ANC de terörist örgütler listesindeydi. Daha kısa bir süre önce çıkarıldı. Sayın Öcalan ve Mandela arasında benzerlikler var. Sevgili dostlar Dulicide ile Rojbîn arasında benzerlik kurmamak mümkün değil. Hukuki soruşturmada katil zanlısının Türk sağcı kesimler ile ilişkilerinin derin olduğunu ortaya çıkardı. Fransa hükümetinin bu cinayetlere politik cinayetler gibi yaklaşması gerekiyor. Aileler cumhurbaşkanı tarafından ağırlanmalı.

KJB:  Uluslararası işbirlikçi güçler ve gelişen paralel devlet bu komplo ile üç arkadaşımız şahsında özgürlük mücadelesine darbe vurmak, Önder Apo’nun öncülüğünde başlatılan demokratik barış sürecini sabote etmeyi amaçlamışlardır. Bu katliam tüm kirli pazarlıklarla gelişmiş ve Sara yoldaş şahsında özgürlük ve irade kimliğine bir saldırıdır. Sömürgeci güçler Kürt kadınının duruşuna, özgür yaşama aşık olan kadına bu şekilde saldırdılar.
Bu komplo ile başta Kürt kadınlarının ve Kürt halkının gözünü korkutmak istediler. Fakat Kürt kadınlarının ve Kürt halkının mücadeleci duruşu katliamın amacını boşa çıkarmıştır. Bu alandaki duruşunuz demokratik çözüm ve başarının özgürlük duruşudur. KJB olarak bir kez daha sizleri selamlıyor ve herkese yeniden Sara, Rojbîn ve Ronahî’lerin izinde yürümeye çağırıyoruz. Onların çizgilerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.
 
Jean Luc Estu (UMP Avrupa Konseyi Delegasyonu Temsilcisi): Sakine, Leyla, Rojbîn’in anısı için buradayız. Her Avrupa Konseyi toplantısında Türkiye’den bütün seçilmişler, avukatlar ve gazetecilerin serbest bırakılmasını istedik. Her oturumda, sonuç alıncaya kadar Leyla, Fidan ve Sakine’nin anısına bağlılık gereği olarak bunu dile getirmeye devam edeceğiz.
 
Aysel Tuğluk (DTK Eşbaşkanı): Rojbîn, Sara, Ronahî yoldaşlarımız, alçakça bir katliamla yaşamını yitirdi. Yoldaşlarımızı katledenler neden açığa çıkmıyor? Neden soruşturma sonuçlanmıyor? Neden bu mahkemenin, bu soruşturmanın nasıl olacağına dair bir şey söylenmiyor? Bu gizliliğin nedeni nedir? Fransız makamlarının bu katliama ilişkin derhal açıklama yaplması gerekiyor.

Alain Calls (Montreul Belediye Başkan adayı): Cinayetlerden üzerinden bir yıl geçti. Bir yıldır sessizlik var, bu sessizlik endişe verici. Özellikle insan haklarının beşiği olduğunu söyleyen bir ülke için. Bir süre sessiz kalmak, suç ortağı olmak anlamına geliyor. Acil bir şekilde cevap istiyoruz.

Sylvie Jan (France-Kürdistan Derneği Başkanı): Adalet istiyoruz. Rojbîn arkadaşımızdı, bütün Fransa’da tanınıyordu. Sizlere, dağdaki dostlarımıza her zaman sizin yanınızda olacağımız sözünü veriyoruz.

Tamil Kaplanları: Kardeşlerim, bizler Tamiller ve Kürtler aynı ailedeniz. Sakine, Fidan ve Leyla bizim kardeşlerimizdir. Hepimiz özgürlük, demokrasi ve kendi toprağımızda özgürce yaşamak için mücadele yürütüyoruz. 9 Ocak 2013’te Sakine, Leyla ve Fidan katledildi. 8 Kasım 2012’de bizim de bir yoldaşımız bürosunda katledildi. Bu cinayetler burada Paris’te gerçekleşti.

Yves-Jean Gallas (Barış Hareketi): Bu insanlık dışı katliamı lanetliyoruz. Kürtlerin barış talebininin yanındayız. Cenevre toplantıları yapılıyor, bu toplantılar çok önemli. Yaşasın barış!
 


SELMA AKKAYA/PARİS