Bugün yaşlı bir Ermeni çiftinin dışında kimsenin kalmadığı ilçede geçmişte Ermeni, Asuri, Süryani, Keldani ve Ortodoks'lara ait 5 ayrı kilise ve bu kiliselerin cemaatleri bulunuyordu. Bugün tek başına ayakta kalan Dêra Sor'un bakımını ve korumasını üstlenen Hatun Görünen, "Ben buradan hiçbir karşılık almıyorum. Derik'te insanlar başka inançlara hep saygı duymuşlar. Herkesin inancı kendisinedir. Yeter ki insanca bir arada yaşamayı bilelim" diyor.
"Derik Tarihi" adlı kitabın yazarı Eyüp Güven ise, Ermenilerin zanaatkar yönlerinin olduğunu ve katliamdan sonra kentin bereketinin kaçtığını ifade ederek, "Derik'in yapısı Mezopotamya yapılanmasında tek taştır. Derik'in merkezi olarak kuruluş tarihi 500 yıl önceye işaret eder, ancak Derik'in dağlarındaki medeniyet izleri milattan önceki dönemlere tekabül etmektedir. Derik'te 1915 öncesi Ermeniler ve 1915 sonrası Ermeniler şeklinde ele aldığımızda 1915 öncesi Ermenilerin yaşayış şeklinin çok anlamlı bir konumda olduğunu görürüz. Aklınıza gelebilecek tüm zanaatkarlar ve ustaların tümü Ermenilerden oluşmaktaydı. Giyim, gıda, hırdavat, şarap ve tüm ustalıklar onlardaydı" dedi.

'Birçok kiliseyi yıktılar'


Derik'te 5 kiliseden sadece geriye kalan Kırmızı Ermeni Kilisesi'nin 'Ahır'a dönüşmesi sayesinde kurtulduğunu ifade eden ve İttihat ve Terakki iktidarı döneminde Mezopotamya coğrafyasında farklı zenginliklerin üzerinden silindir gibi geçtiğini belirten Güven, "1915 yılında Derik'te de Ermenilere yönelik çok acımasız bir katliam gerçekleştirildi. 5 kilisesi olan Derik'te Ortodoks, Süryani, Asuri, Keldani ve Ermeni Kilisesi mevcuttu. Bu kiliseleri katliam sırasında yıktılar. Onlardan geriye tek bir tane kaldı. Bu bırakılan kilise yüksek bir bina ve geniş bir avluya sahip olduğu için İttihat ve Terakki süvarileri kendilerine ahır olarak kullanıyor. Buda kilisenin yıkılmasını engelliyor. 1650 yılında inşa edilen Dêra Sor olarak tabir edilen kilise 40 yıl at ahırı olarak devlet tarafından kullanılıyordu. Bu süreçte Ermeniler tekrar ilçeye dönmeye başlamışlardır. 1955 yılında Ermeni cemaati kendi aralarında para toplayarak özel idareden yeniden kiliseyi satın alıp kendi cemaatlerine kazandırdılar. Yılda bir kez Derik'li tüm Ermeniler bu kilisede toplanarak ibadetlerini gerçekleştirmektedirler" diye konuştu.

'Uçurumdan attılar'


Soykırımın derin bir konu olduğunu söyleyen Güven, şunları ifade etti: "Derik'te Gov denilen bir mevki var onu anlatmak istiyorum. O dönemde Ermeni çocukları at ve eşeklerle dağlara çıkartılıp karşıda 500 metre uzaklıktaki vadiye atmak suretiyle bacaklarından sallanıp savurmuşlar. Yüzlerce çocuk orada katledilmiş. Kura Filla denilen bir mevki var orada da kömür yakmak için kalın odunlar yerine o Ermeniler kullanıldı. Onlar diri diri yakıldı. Xerzikê Korta denilen bir yer daha var, orada da Ermeniler altın yutmuş diye bir rivayet çıkarttılar. Buradaki karın deşiciler, çapulcular tek tek onların karınlarını deşip bağırsaklarının içinden altın aradılar. Bunlar sadece birkaç örnek. Aslında Ermeniler bu topraklardan gidince bu toprakların bereketi de kalmadı. Keşke tekrar gelebilselerdi. Şu an birkaç aile kalmışsa da Kürtler kendi aralarında onları koruduğundan dolayıdır."


FERHAT ARSLAN/DİHA/MARDİN