
Türk devletinin bu tür katliamlar için ortağı çeteleri kullandığını belirten KCK, "Tüm demokratik ve özgürlükçü güçler AKP'nin bu kirli politikasına karşı derhal ayağa kalkmalıdır" dedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Suruç Katliamı, seçim öncesi ve sonrası yapılan saldırılarla birlikte düşünüldüğünde AKP tarafından Kürt halkına, Özgürlük Hareketi'ne ve dostlarına karşı savaş açıldığını ortaya koyduğu belirterek, "Bu saldırının hem planlanmasında hem de içinde AKP bulunmaktadır dedi.
Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, bu katliamdan birinci derecede DAİŞ'i destekleyip büyüten AKP hükümetinin sorumlu olduğu vurgulandı. "Bu gençlerin katili doğrudan AKP hükümetidir" denilen açıklamanın devamı şöyle:
AKP DAİŞ'le iç içe geçti
AKP'nin Kürt düşmanlığı ve Kürt düşmanlığı temelinde DAİŞ’le kurduğu ilişkiler ve ittifak, bu katliamı ortay çıkarmıştır. Suriye’de de Türkiye’de de DAİŞ'i AKP hükümeti yaratmıştır. Artık Türkiye'de kim DAİŞ’li, kim AKP'nin emrindeki istihbarat üyesidir belli değildir. AKP, Kürt düşmanlığı sonucu DAİŞ’i Türkiye'ye taşımış ve DAİŞ’le iç içe geçmiştir.
DAİŞ'in yaratıcısı AKP'dir
AKP hükümeti destekleyip besleyerek DAİŞ’i hem Ortadoğu politikasında bir siyasi enstrüman olarak kullanmak istemiş, hem de bu faşist çete eliyle Rojava Devrimi'nin tasfiyesini hedeflemiştir. Bunun sonucu Türkiye-Suriye sınırı DAİŞ için cennet haline getirilmiştir. Dünyanın her tarafından gelen çeteleri bu sınırdan Suriye’ye taşıdığı gibi, sınır hatlarını DAİŞ’in eğitim-örgütlenme kampları ve lojistik merkezleri olarak kullanmasına açmıştır. Eğer bugün Ortadoğu'da bir DAİŞ faşizmi varsa bunun en büyük destekçisi ve yaratıcısı AKP hükümetidir.
Dayanışma hedef alınıyor
Bunu tüm dünya da bilmektedir. Bu açıdan bu bombalı saldırı doğrudan AKP hükümeti saldırısıdır. Bu saldırı MİT’in bilgisi dahilinde Rojava Devrimi'ni ve bu devrimle dayanışma içinde olanları yıldırmak için yapılmıştır.
Taşları bağlayıp köpekleri salmak
Bu saldırıyla AKP'nin gerillaya neden silah bırakma dayatması yaptığı daha iyi anlaşılmıştır. AKP, Kürdistan ve Türkiye'de taşları bağlayıp köpekleri salmak istemektedir. Kendi otoriter faşist zihniyeti önündeki tüm engelleri kaldırmayı hedeflemektedir.
Faşist çeteleri kullanıyor
Kürt düşmanları ile ittifak kuran Türk devleti Kürtleri soykırıma uğratmak için şimdi de soykırımcı faşist güçleri kullanmaktadır. Kendisinin açıkça yapamadığı, yapamayacağı işleri bu faşist çetelere yaptırmaktadır.
AKP tarafından savaş açıldı
Bu saldırı, seçim öncesi ve sonrası yapılan saldırılarla birlikte düşünüldüğünde AKP tarafından Kürt halkına, Özgürlük Hareketi'ne ve dostlarına karşı savaş açıldığını ortaya koymaktadır. Bu saldırının hem planlanmasında hem de içinde AKP bulunmaktadır. Hiç kimse bu saldırıların AKP hükümetinin ve Türk istihbarat örgütlerinin bilgisi dışında olduğunu söyleyemez. AKP bu saldırıların hesabını mutlaka vermek durumundadır.
Kürt düşmanlığının düzeyi
AKP, Girê Sipî (Til Ebyad) YPG tarafından DAİŞ’in elinden alınınca sanki kendi elinden alınmış gibi tepki göstermiş, Rojava Devrimi'ni tehdit etmiş; daha da ileri giderek YPG, DAİŞ’in işgali altında olan Cerablus’u kurtarırsa müdahale edeceğini açıklamıştır. Tüm bu gerçekler AKP ile DAİŞ’in nasıl bir otaklık içinde olduğunu kanıtlamıştır. DAİŞ’i en fazla savunan AKP hükümeti olmuştur. Tüm bu gerçekler AKP hükümeti ile DAİŞ arasındaki ilişkilerin çok derin olduğunu göstermektedir. PYD’yi DAİŞ’ten daha tehlikeli görmesi, bu hükümetin Kürt düşmanlığının ne düzeyde olduğunu tartışmasız gözler önüne sermiştir. Suruç katliamını bu zihniyette olan Kürt düşmanı AKP ve ortakları yapmıştır. AKP, bu gerçekliği ve bu temelde işlediği suçların üstünü örtemez.
Katliamlar normalleştiriliyor
Kürt düşmanlığıyla her türlü katliamı rahatlıkla yapan bir devletin bu katliamın da sorumlusu olduğu açıktır. Kürt halkını ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni sindirmek isteyen bir zihniyet ve partinin iktidarda olduğu Türkiye'de bu katliamlar giderek normal hale gelmiştir. Seçim öncesi ve sonrası yapılan saldırılar karşısında AKP hükümetinin gösterdiği tutum ve tepkiler bu gerçekliğin kanıtı olmaktadır.
ESP'lilerin seçilmesi tesadüf değil
Bu saldırılarda ölenlerin çoğunun başından beri Rojava Devrimi'ni destekleyen ESP sempatizanı gençler olması da tesadüf değildir. Bu saldırı ortaya koymuştur ki, AKP sadece Kürt halkı ve Özgürlük Hareketi'ni değil, Rojava Devrimi'ne destek veren tüm sosyalist güçleri de, Rojava Devrimi dostlarını da hedeflemiş bulunmaktadır. AKP hükümeti kendisi karşısında direnen hiçbir güç görmek istememektedir. Bu nedenle sosyalist gençlerin Kobanê’nin inşasına destek vermesini de hedef almıştır. Kobanê düştü düşecek, diyen; Kobanê özgürleştiğinde ise niye seviniyorsunuz, Kobanê yerle bir olmuş, diyecek kadar pervasızlaşan insanlık dışı bir zihniyetin bu saldırının gerçekleştiricisi ve ortağı olması da anlaşılır bir durumdur.
Savaş ittifakı yaptığı anlaşılıyor
AKP, Kürt halkına karşı savaşı zihniyet kardeşliği olan faşist çetelerle birlikte yürüttüğü ve yürütmek istediğini ortaya koymaktadır. Demokratik zihniyete değil de Türkiye'de hegemonya kurma peşinde olan otoriter bir zihniyete ve siyasi anlayışa sahip olan AKP ve liderinin bundan sonra sadece Kürt halkına değil, Türkiye demokrasi güçlerine karşı savaşı da zihniyet kardeşliği içinde olduğu bu faşist çete ittifaklarıyla yürüteceği anlaşılmaktadır. Tayyip Erdoğan ve AKP Türkiye'yi Kürtlere ve demokrasi güçlerine karşı kirli savaşın yürütüldüğü bir ülke haline getirmek istemektedir.
Ayağa kalkarak durdurulabilir
Bu nedenle tüm demokratik ve özgürlükçü güçler AKP'nin bu kirli politikasına karşı derhal ayağa kalkmalıdır. Çünkü AKP ve Türk devleti Kürt düşmanlığını bırakıp Kürt sorununu çözmediği müddetçe bu yönlü politikaları sürdüreceklerdir. Bu kirli politikayı ancak ayağa kalkan Kürt halkı ve demokrasi güçleri durdurabilir. Bu temelde tüm halkımızı ve demokrasi güçlerini Suruç Katliamı'ndan birinci dereceden sorumlu olan AKP hükümetine karşı mücadeleyi yükseltmeye; derhal bir demokrasi programıyla bu kirli politikalara müdahale etmeye çağırıyoruz.
ANF/BEHDİNAN