
Kürt düşmanlığını bırakmayan, Kürdistan en büyük parçasını işgal altından tutan Türk devleti, Kürtlerin Rojava'da (Batı Kürdistan) statü kazanmaması için elinden geleni yapıyor. Destek olduğu DAİŞ ve Nusra gibi çeteler eliyle işgal ve katliamlar yapan Türk devleti, özellikle Kobanê ile Cizîrê kantonlarını bölen Girî Sipî'nin (Til Abyad) ABD'nin hava desteğiyle YPG/YPJ savaşçıları tarafından kurtarılması ardından Kürt düşmanlığını artık gizleme gereği duymuyor. Kürtlerin kendi yurtlarında kendilerini yönetecekleri korkusunu Akdaniz'e kadar ilerleyeceği varsayımıyla birleştiren Erdoğan yönetimindeki Türk devleti, iki yönlü planlamaya gitti. Bir yandan DAİŞ çetesini, yeniden Kobanê'ye salarak DAİŞ tarihinin bile en büyük katliamına imza attı. Diğer yandan Kobanê ile Efrîn birleşmesin diye DAİŞ'in işgali altında bulunan Cerablus ile Nusra ve ittifaklarının kontrolündeki Azez'e asker konuşlandırma hazırlığını yürütüyor.
Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, seçim yenilgisi ile Rojava'daki gelişmelerin kaynağı Kürtleri kendince terbiye etmenin yollarını arıyor. İstediği hükümet kombinasyon oluşmazsa erken seçime gideceğini deklare eden Erdoğan, hedefine savaş komutanı olarak varmak istiyor. Böylece hem Kürtlerin Rojava'da statü kazanmalarını ve yurtlarındaki işgale son vermelerini engellem hem de Kuzey Kürdistan'daki hak ve statü taleplerini şiddetle ötelemek derdinden.
6 güvenlik toplantısı
Türk devlet medyasına göre (Hepsi Erdoğan'ın kontrolünde) Ankara'da peşpeşe gerçekleşen 6 güvenlik toplantısının ardından Erdoğan ile atadığı Başbakan Davutoğlu 'askeri hazırlıkların başlatılması' talimatı verdi. İradeyi Genelkurmay'a ileten Davutoğlu, sözkonusu emri Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'e de yazılı olarak iletti. Ankara, Karkamış'tan başlayan ve Öncüpınar'a kadar devam eden 110 kilometrelik hat içinde, fiziki koşullara göre yer yer 28 ila 33 km derinliğe kadar inmeyi planlıyor. TSK'ni Suriye'ye eşzamanlı olarak iki noktadan, Karkamış ve Öncüpınar'dan girmesi bekleniyor. Ankara'nın öngördüğü operasyonuna 18 bin askerin katılması planlanıyor.
Türkiye, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin YPG'ye hava desteğiyle değişen dengelerin en çok Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturacak sonuçlar doğurduğunu söyleyip ABD'yi de ikna etmeye çalışacak. Ankara, yürüteceği operasyon süresince ABD'lilerle sürekli temas halinde olacak. Ankara, süreci eşzamanlı olarak NATO müttefikleriyle de görüşecek.
Türk ordusunun tavrı
Türk medyası, bu girişiminin Türk Genelkurmayı tarafından tereddütle karşılandığını iddia edince AKP devletinin istihbarat ve askeri bürokrasisinin yeni taşıyıcılarından olan Milliyet Gazetesi'nden Serpil Çevikcan, himin bu iddiayı yalanlayan bilgileri yazdı. Buna göre, Türk ordusu evrilen emre uyar ve sorumluluktan kaçmaz. Ancak Genelkurmay, direktifin başarıyla icra edilebilmesi için ihtiyaç duyulan siyasi, askeri ve diplomatik altyapının doğabilecek riskleri bertaraf edecek biçimde hazırlanması yönünde görüşünü iletmiş durumda. Hükümetin de bu görüşü dikkate aldığı anlaşılıyor.
Bölgeyle ilgili ve etkili Rusya, İran, ABD gibi devletlerle temas edilmesi ve hatta mümkünse Şam’la da iletişim kurulması altyapı oluşturulması yönünde dillendirilen öneriler arasında bulunuyor. Bu öneriler doğrultusunda Ankara’nın temaslara geçtiği de gelen bilgiler arasında.
Kobanê ile Efrîn arasına Türk kemeri
Çevikcan'ın aktarımına göre ydınlığa kavuşturulması gereken bir diğer konu da Kobanê ile Efrîn arasında kalan Cerablus civarında Türk kemerinin (güvenli kuşağın) nasıl oluşturulacağı. Ankara, Türkiye’nin stratejik olarak önemsediği DAİŞ'in işgali altındaki Cerablus bölgesinin YPG tarafından kurtarılarak kontrol altına alınmasını engellemek için kararlı. Ancak bunun için Türk ordusunu buraya girmeden de bunu engelleme kabiliyeti var. Türkiye sınırdan hem yoğun atış yapabilir hem de kontrolündeki çetelere daha fazla destek verebilir. Askeri yetkililer hükümetin verdiği direktifin bu tür operasyonlara uygun olduğu gibi, sınır ötesi hava operasyonu ve gerektiğinde sınırın ötesine geçen operasyonlara da uygun olduğunu söylüyor.
Rojava'daki işgal bitmesin
Çevikcan, AKP hükümeti ve Türk Genelkurmayı’nın değerlendirmeye aldığı temel sorunu da açık açık yazmayı ihmal etmemiş: Türkiye sınırı boyunca Suriye’nin kuzeyinde Akdeniz’e kadar uzanacak bir koridorun oluşturulması. PKK ve PYD’nin stratejik hedefinin bu olduğu Ankara tarafından biliniyor. ABD’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadelede yaptığı hava saldırıları YPG’ye bu yolda ilerleme imkanı verdi. PYD, 'kuzey koridoru' amacına ulaşmak için, ABD’nin karada IŞİD’e karşı savaşacak güç arayışına yanıt verdi ve bu işlevi isteyerek üstlendi. Şimdi ABD’nin bu desteğinden yararlanarak hem askeri hem de siyasi gücünü artırmayı ve tıpkı Kuzey Irak’taki gibi bir devlet yapısı oluşturmayı planlıyor. Böyle bir gelişmenin Türkiye’yi etkilememesi mümkün değil.
Ayrıca Ankara’nın bu kaygısı yeni de değil. ABD’nin Irak harekatına başladığı 2003 yılından beri, Türkiye, kuzey koridoru olasılığı üzerinde duruyor. Arap Baharı’ndan sonra Suriye’de başlayan karışklıkların yaygınlaşması üzerine bu bölgede Akdeniz’e açılacak bir koridor ve oluşturulacak devlet yapısının, Türkiye’nin toprak bütünlüğü, ulusal ve siyasal birliği bakımından tehdit oluşturacağı değerlendirmesi yapılıyor.
Erdoğan iki gündür böğürüyor
İşte Türk Cumhurbaşkanı son iki gündür, iftar programlarını vesile ederek Kürt düşmanlığını bu zihniyete dayandırarak böğürüyor. Erdoğan, böylece Türk kamuoyunun Kürt karşıtlığını diri turarak kahraman olmak istiyor, diğer yandan da Kürtleri 'terbiye' etmiş bir şekilde kendi sistemini oturtmak istiyor.
İşte Erdoğan'ın cuma akşamı Türk Kızılayı'nın Haliç Kongre Merkezi’ndeki, sözleri bunun sonucu. Erdoğan, bu sözleriyle son Kobanê katliamını da üstlendiği gibi yeni katliam ve işgal girişiminin de haberini veriyor. İşte o sözler: "Buradan tüm milletime sesleniyorum, tüm dünyaya sesleniyorum: Suriye’nin kuzeyinde, güneyimizde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz, bunun bilinmesini istiyorum. Bedeli ne olursa olsun bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz… Etnik dengelerle oynanarak ve Türkiye dışarıda bırakılarak bölgede sürdürülebilir bir güven ve refah düzeni kurulamayacak. Bölgedeki demografinin değiştirilmesine göz yummayacağız.
DAİŞ'in devleti olabilir Kürtlerin devleti olmasın
Erdoğan ertesi gün de Birlik Vakfı Ankara Şubesi’nin düzenlediği iftar programına katılaarak konuştu. Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda ne kadar hassas olduklarını belirten Erdoğan, Suriye ve Irak bir bölümü üzerine oturttukları DAİŞ terör devletini unutmuş gibi konuşmasını sürdürdü. Erdoğan'ın asıl meramı ise şu sözleriyle tekrar ortaya konuldu: "Suriye’nin kuzeyinde, ülkemizin güneyinde yeni bir devlet oluşmasına da asla müsaade etmeyeceğiz. Aynı şekilde, terör örgütlerinin bölgedeki kaosu fırsata çevirme gayretlerine de göz yummayacağız.”
HABER MERKEZİ