Almanya’da rehin tutulan Kürt siyasetçilerden Bedrettin Kavak mahkemede ilk kez savunma yaparak, “Bu mahkemede, Bedrettin Kavak değil, özgürlüğe inanan Kürt kişiliği yargılanıyor” diyerek ekledi: “Yarın öleceğimi bilsem yarına kadar bu halka hizmet etmek isterim.”

Tutuklu bulunan Kürt siyasetçilerden Bedrettin Kavak’ın duruşmasına önceki gün Hamburg Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya Kavak’ın ailesi, yakınları, Kürt dostu Almanlar ve çok sayıda Kürdistanlı katıldı. Yaklaşık 24 yıl Türk devletinin zindanlarında özgürlük mücadelesi veren Kavak duruşmadaki suskunluğunu bozarak dün ilk defa savunma yaptı. 


‘Ruhlarımızı yaraladılar’

Savunmasında kendi şahsında Türk devletinin Kürtlere yönelik asimilasyon politikalarına dikkat çeken Kavak şöyle konuştu: “Kürdistan’da asimilasyonun yoğun olarak yaşandığı bir yerde doğdum. Halk olarak büyük bir baskıya maruz kalan Kürt halkının bir bireyi olarak küçüklüğümden beri bu çelişkileri yaşadım. İlkokula başladığımda her gün bize ‘Türk’üm, doğruyum, çalışkanım’ denilerek bizi kimliğimizden uzak tutmak istediler. 7 yaşıma kadar Türkçe bilmezken bize zorla Türkçe öğreterek ruhlarımızı yaraladılar. Ya geçmişimi inkar ederek bu düzende kişiliksiz bir insan olarak yaşayacaktım, ya da bu haksız düzene başkaldıracaktım. 


Diyarbakır vahşetini yaşadı

Lise yıllarında devrimci düşüncelerimden dolayı iki sefer tutuklandım. Her tutuklanışımda olmadık işkencelere maruz kalıyordum. 12 Eylül askeri ihtilalinde yakalanmamak için Batman’ı terkederek Siverek’e gittim. Burada yakalandım. Aylarca süren işkenceli sorgulardan sonra 5 nolu Amed askeri cezaevine konuldum. Burada yaşanan vahşeti anlatmak için kelimeler yetersiz kalır. Yüzlerce arkadaşım yanı başımda insanlık onuru uğruna canlarını verdiler.”


‘Özgürlük davasının neferiyim’

Kavak, “Ben halkımın özgürlüğü için 24 senemi cezaevlerinde geçirdim. Cezaevindeyken bir kardeşim devletin karanlık güçlerince katledildi. Bunun üzerine kalp krizi geçiren babam vefat etti. Ben yaşadığım sürece halkımın özgürlük davasının bir neferi oldum. Bu uğurda şehit düşen insanların yoldaşı olmak benim için bir onurdur. Bugün bu mahkemede Bedrettin Kavak değil, özgürlüğe inanan Kürt kişiliği yargılanıyor” dedi. 


8 yıl idam edilmeyi bekledi 

Kavak, 24 yıllık tutsaklık ardından 2003’te tahliye olduğunu belirterek, Kürt halkı için demokratik mücadelesine devam ettiğini anlattı. Polisin baskı, gözaltı ve takipleri sonucu yurtdışına çıkmak zorunda kaldığını aktaran Kavak, savunmasına şöyle devam etti: “Fransa’ya gelerek iltica talebinde bulundum. Yaptığım tüm çalışmalarda asla yasal olmayan bir şey yaptığıma inanmıyorum. Türkiye cezaevlerinde 8 sene yalnız bir hücrede kalarak her gün idam edilmeyi bekledim. 


‘Öleceğimi bilsem de hizmet ederim’

Halkımın özgürlüğü için ölümden asla çekinmem ve bunun için herşeye varım. Yanımda yüzlerce yoldaşım ölmesine rağmen yine de bir sineğin ölmesine dahi tahammül etmem. Bize dayatılan onursuz ve kölece bir yaşama karşı her zaman onurlu bir barıştan yana tavır aldım. Yarın öleceğimi bilsem yarına kadar bu halka hizmet etmek isterim. Çünkü bu davanın bir insanlık hareketi olduğunu biliyorum. Sadece ben değil Erdoğan sultanına karşı baş kaldıran herkese PKK’li gözüyle bakılıyor. Aydınlar, akademisyenler ve bir çok vicdanlı insan bu zülme ortak olmadığı için bugün terörist olarak yargılanıyorlar. Ben her şeyden önce bir insanım ve bir devrimciyim.”


MİT TIR’ları gündeme geldi

Kavak’ın önceki duruşmasında avukatlarının hiçbir talebi kabul edilmemişti. Dünkü duruşmada avukatlar, Türk devletinin DAİŞ’e yolladığı silahları ve DAİŞ’lilerin Türkiye’de tedavi edilmesine ilişkin Almanya Dış İstihbarat Başkanı Gerhard Schindler, Cumhuriyet Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile profesör David Graeber’in tanık olarak dinlemesini talep etti.  Savunma avukatları Dündar ve diğer tanıkların, MİT’in DAİŞ’e yaptığı silah sevkiyatında bilgi sahibi olduklarını, Türk devletinin silah kaçakçılığı içinde olduğunu gözler önüne serilmesi için tanıkların dinlenmesini istediklerini belirtti. 


Alman istihbaratı bilgi sahibi 

Avukatların talebi doğrultusunda Cumhuriyet gazetesinde çıkan “TIR’larla IŞİD’e silah gönderiliyor” haberinin video gösterimi de mahkeme heyetine izletildi. Avukatlar, Türkiye’nin DAİŞ ile ilişkilerinde zan altında olduğunu ancak buna rağmen uluslararası hukuksal alanda PKK’ye karşı bir meşruiyet arayışına girdiğini vurgularken, tüm gelişmelerden Alman istihbaratının da haberi olduğunu vurguladı. Mahkeme heyeti avukatların önceki duruşmada dile getirdiği talepler gibi bu talebi de reddetti. 


Anayasa Koruma Örgütü dinlensin 

Kavak’ın avukatlarından Alexander Kienzle ise Anayasayı Koruma Örgütü’nün elemanlarının tanık olarak dinlenmesi için mahkemeye yeni bir başvuru yaptı. Kienzle, yaptığı başvuruda,  Kavak’ın 2012 yılından beri takip altında olduğunu, Kavak’ın görevi ve yaptıklarının bilinmesine rağmen hakkında herhangi bir yasal işlemin yapılmadığına işaret etti. 


Karar 27 Temmuz’da

Mahkeme heyeti Kavak’ın davasını 13 Temmuz’a erteledi. Kavak’ın avukatlarının verdiği bilgiye göre duruşmanın nihai kararının 27 Temmuz’da verilmesi bekleniyor.


129/a ve b hedefi devrimciler ve Kürtler

Almanya’da ‘anti terör yasası’ çerçevesinde 129 a ve b maddeleri kapsamında Kürt siyasetçiler ve Türkiyeli sol güçlere yönelik kriminalize politikaları uygulanıyor. 

129 b maddesi, Kürt siyasetçilere, Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) ve Anadolu Federasyonu üyelerine uygulandı. Bu maddenin son mağduru İsveç’te tutuklanan Kürt siyasetçi Zeki Eroğlu. Zeki Eroğlu Almanya’ya iade edildi. Eroğlu’nun iadesiyle birlikte Almanya’da cezaevlerinde tutuklu Kürt siyasetçi sayısı 12’ye yükseldi. 

Eroğlu’na yönelik suçlama ise ‘Almanya’nın Stuttgart kenti sorumlusu ve PKK üyesi olmak’. 

Almanya’da Anadolu Federasyonu üyesi siyasi tutuklular olduğu gibi Almanya Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu’nun 10 üye ve yöneticisinin davası Münih’te görülüyor. 


M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG