Kritik eşiğin çoktan aşıldığı cezaevlerindeki açlık grevi 67’nci gününde. Olası ölümlerin yaşanabileceği günlerde olunmasına rağmen Türk Hükümeti, kaskatı tavrını sürdürüyor. Cezaevleri İzleme Koordinasyonu’nun raporuna göre; açlık grevindekiler ciddi sağlık sorunları yaşıyor, bağımsız hekim talep ediyorlar ve müdahale istemiyorlar. Cezaevlerine girişlerini izin verilmeyen Türk Tabipler Birliği(TTB) ise Adalet Bakanlığı’na çağrısını yineleyerek, “Göreve hazırız” dedi.
Türk Cumhurbaşkanı, tutsakların taleplerine yanıt vermek yerine, “bitirin” diye seslenip BDP’lileri suçlamayı sürdürüyor. Türk Başbakan, hakaret ve tehditleriyle Gazze mesaisinde. Hükümet Sözcüsü, “bitirin, ölmeyin” demekle yetiniyor. Adalet Bakanı, Öcalan ile görüşe engeller çıkarmaya devam edip Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile tutsaklara müdahale hazırlıklarıyla meşgul. AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü, tutsakları ve BDP’yi suçlamalar eşliğinde idam cezası ile ilgili bir çalışmalarının olmamasını lütuf olarak sunuyor. Taleplerinin muhatabı Türk Hükümeti’nin bu ırkçı ve faşizan duruşu ile birlikte Türk halkının da sessizliğine rağmen tutsaklar, 67 günü geride bırakıyor. Artık ölümün saatler mesafesinde olduğu tutsaklar, bedenleri ve iradeleriyle direnirken üzerlerindeki baskı ve tenditleri de göğüslemeye çalışıyor.
Cezaevleri İzleme Koordinasyonu, İstanbul’da Cezayir Toplantı Salonu’nda yaptığı basın toplantısıyla Marmara Bölgesi’ndeki cezaevleriyle ilgili raporunu paylaştı. Açlık grevindekilerle görüşen avukatlar Züleyha Gülüm ve Ruşen Mahmutoğlu, rapordaki ayrıntıları aktardı.

Durumu kritikler var

Bakırköy, Silivri, Gebze, Edirne, Tekirdağ, Kandıra, Bolu cezaevlerinde yapılan incelemelerde açlık grevindekilerin kilo kaybı, kusma, görme bozukluğu, kanlı ishal, denge kaybı, uykusuzluk, yürüyememe gibi birçok sağlık sorunu yaşadıkları belirtildi. Greve ilk başlayanlar arasında durumu kritikleşenler olduğuna dikkat çekilen raporda, Kandıra 2 No’lu Cezaevi’nde kalan Emrah Kaplan’ın sıvı dahi almakta zorlandığı belirtildi. Bakırköy’de bulunan tutuklu gazeteciler DİHA Yazı İşleri Müdürü Fatma Koçak ile Özgür Gündem Gazetesi Editörü Ayşe Oyman’ın sağlık durumlarının da ciddi boyutta olduğu aktarıldı. Yüksel Okuyucu isimli tutsağın ise yüz felci geçirdiği belirtildi. Yine 20 yıldır Kandıra Cezaevi’nde kalan Batı Kürdistanlı Muhammed Mahmo’nun sağlık durumunun çok kritik olduğu ancak kendisiyle ilgilenecek ailesi ya da avukatı olmadığına dikkat çekildi.

Bağımsız doktor istiyorlar

Rapora göre, tutsaklar bağımsız doktorlardan oluşan heyetler tarafından muayene edilmek istiyor. TTB’nin bu konudaki başvurusuna Adalet Bakanlığı’ndan yanıt gelmedi.
Tutsaklar, kendi iradeleri ile başladıkları grevde bilinçlerinin kapanması halinde kesinlikle müdahale istemediklerini belirtti.
Avukatlar, 12 Eylül’den beri grevde olanların kendileriyle görüşmelere çıkmakta zorlandıklarını belirterek, bundan sonra onlarla doğrudan görüşme yapamayacaklarını ancak yanlarındaki arkadaşlar aracılığıyla durumlarını öğrenebileceklerini söyledi.

B1 vitamini verilmiyor

Avukatlar, grevdekilerin çok azının, çoğunlukla da 30. günden sonra saf B1 aldığını, diğerlerinin B1 içeren karışık vitaminler aldıklarını belirtti. Ve bu durumu süt alması gereken bir kişinin yoğurt ile idare etmek zorunda bırakılması örneğiyle açıklayan avukatlar, açlık grevindekilerin sağlık problemlerini en aza indirmesi için mutlaka saf B1 vitamini alması gerektiğini belirtti.

Doktor kontrolüne çıkmıyorlar

Bakırköy ve Edirne cezaevlerindeki tutsaklar, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın tutsakların açlık grevinde olmadıklarına dair açıklamalarına tepki göstermek için 10 gündür doktor kontrolüne de çıkmıyor.
Rapora göre, bazı cezaevlerinde yemekler koridorda dolaştırılarak psikolojik baskı uygulanmak istiyor. Yine rapora göre, bazı cezaevlerinde adli mahkumların kaldıkları yerlerin boşaltılması, pencerelere demir parmaklılar çekilmesi devletin olası bir müdahalesinin ipuçları olarak görülüyor. Avukatlar, hükümetin dillendirmeye başladığı zorla müdahale seçeneğinin asla düşünülmemesini bu konuda Malta Protokolü’nün gereklerinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğuna işaret etti.

İSTANBUL




Amed'de müdahale girişimi

Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde 67 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevi sürdüren 5 tutsağın önceki akşam cezaevi idaresi tarafından zorla hastaneye götürülmek istendiği bildirildi.
Cezaevi yönetiminin, açlık grevinde olan Azadiya Welat Gazetesi Yazarı ve DİHA Editörü Tayip Temel, Davut Polat, Erdal Emeç, Sani Geylani ve Cihat Bekir'in hastaneye götürüleceği, tedaviyi kabul etmedikleri takdirde ise yeniden cezaevine getireceklerini söyledikleri bildirildi. Tutsakların itirazı ardından dün bir kez daha yapılan görüşme sonucu; cezaevi yönetiminin açlık grevinde bulunan 5 kişinin BDP'li milletvekillerinin nezaretinde hastaneye götürülmesi, tedaviyi kabul etmedikleri takdirde de geri getirilmeleri konusunda anlaştığı belirtildi. Bu konuda net bir tavır sergileyen diğer tutsakların aksi bir davranış halinde tutumlarının farklı olacağı yönünde de uyarıda bulunduğu kaydedildi.
Diyarbakır Valisi'nin 'müdahale hazırlığı yok' açıklamasına rağmen, önceki gün akşamdan bu yana Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde alınan önlemin üst seviyeye çıkarıldığı ve tutsaklar için hazırlanan 10'ncu kata ise kimsenin alınmadığı öğrenildi.



Direnişi kırmak için her yol

Açlık grevindeki tutsaklara yönelik baskı ve ihlaller de sürüyor. İHD Siirt Şube Sekreteri Av. Roja Aslan’ın verdiği bilgiye göre; Siirt E Tipi Cezaevi’ndeki tutsaklar için yurtdışından aileler tarafından getirilen ve İHD aracılığıyla cezaevine gönderilen 20 kutu B1’e savcılık talimatıyla el konuldu.
Van Barosu Cezaevi Komisyonu’nda yer alan Av. Erhan Aksoy,  Van F Tipi Cezaevi’nde 5 Ekim’den itibaren açlık grevinde bulunan tutsaklara ilişkin, “Açlık grevine giren ilk gruplarda, baş ağrısı, bulantı, kusma, mide ve idrarda kanama, ayakta durmakta güçlük çekme ve titreme gibi sağlık sorunları görülüyor” dedi.
Tutsakların sağlık kontrollerini doktorlar açlık grevini bırakmaları yönünde baskı yaptıkları için reddettiklerini aktaran Av. Aksoy, açlık grevleri nedeniyle tutsakların cezalandırıldığını belirterek şöyle konuştu: “Odalar sık sık aranıyor. Koğuşlarda gardiyanların arama yapması gerekirken, askerler (robocop) tarafından aramalar yapılıyor. İnsanlık dışı muameleler cezaevlerinde devam ediyor. Tutsaklar X-ray cihazlarından geçiriliyor. Odaların içi aranırken, tüm tutsakların kıyafetleri avluya atılıyor. Tutsaklar, hiçbir disiplin cezası bulunmadığı halde ortak alandan mahrum bırakılıyorlar. Cezaevi yönetimi ise bu durum karşısından sesiz kalıyor. Cezaevi idaresi ile görüştüğümüzde kendilerinin dışında savcılık talimatıyla yapıldığını belirtiyor.”