Kürt halkının bulunduğu tüm ülkelerde statü kazanımı doğrultusunda mücadelelesinin ve direnişinin yükseldiği tarihi günlerden geçiyoruz. Kürdistan‘ın dört parçasında yaşanan statü kazanmı ya da mevcut statünün korunması veya değişimi yönündeki çaba ve istekler, Kürdistan üzerinde emelleri olan tüm ülkeleri yakından ilgilendiriyor olması açısından da önemlidir.
Çünkü Ortadoğu‘da yaşanan mevcut savaş ortamı, yerelde ağırlıklı olarak mezhep çatışmaları şeklinde yansımaktadır. Ancak genelde kapitalist zihniyetin, kendisine alan yaratma ve bu alanın kullanımına müsade edecek, iktidarları destekleme çabasıdır.
Bu doğrultuda tanımlanan ‘iyi Kürt ve kötü Kürt’ anlayışı Kürdistan üzerinde kirli emelleri olanlar ve Kürtler açısından bir kez daha hayati bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla kapitalist zihniyetin iyi Kürtlerini anlatmaya gerek yok. Asıl mesele ‘kötü Kürtler’ etrafında düğümlenmektedir.
Ancak mevcut göstergeler bu doğrultuda iç ve dış güçlerin uzlaşmaya vardığı yönündedir. ABD ve AB ülkelerinin, Kürt halkının basın yayın alanındaki kurumlarına yönelik ağır ve haksız saldırıları bu durumu kanıtlar niteliktedir. Tabi sadece medya araçları ile sınırlı değil bu yönelimler. Bilindiği gibi KCK tutuklamalarının örnekleri Avrupa’da da yaşanmıştır. Dolayısıyla Avrupa’nın dünyaya pazarladığı silah sanayisinden Kürtlere ölüm geldiği gibi, ikinci ürünü demokrasi ve insan haklarından ise Kürtlerin payına susturulmak düşmektedir. Avrupa ülkeleri de bu anlamda tarihi rollerini hakkı ile oynamış ve bir halkın tüm bireylerine potansiyel terörist uygulaması ile demokrasi zihniyetini sergilemiştir.
Türkiye devlet yetkililerinin böylesi bir süreçteki girişimleri ise bir ülkenin faşizm adına dünya tarihine birinci sıradan yazılabilmesi adına herşeyi içermektedir. Yani AKP görevini başarı ile yerine getirmiş ve hali hazırda tarihe geçmiştir. Sonuç olarak, belli düzeyde atalarından utanan bir toplumun nüveleri atılmıştır. Bu durum fark edilince de dindar gençlik anlayışından bahsedilmeye başlanmıştır. Burada dindar kelimesini nasıl anladığınız önemlidir. Benin anladığım dogmatik, karşı çıkmayan dolayısıyla yanlış da olsa atasının yani iktidarın söylediğine biat eden bir gençlik anlayışıdır.
Tüm bu gelişmeler arasında Kürt halkının direnişi ve farklı bir yaşamın mümkün olduğuna yönelik inancı, tüm kararlılığı ile sürmektedir. Ancak Kürt halkının yaşadığı zihinsel ve sistemsel değişim, eskinin koşulları ile artık yürtülemeyeceği bellidir. Toplumsal kanalların demokratik ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü paradigma çerçevesinde örgütlenme potansiyelinin, Özgürlük mücadelesinin düzeyini ve seyrini belirleyeceği aşikar.
Bu kapsamda, diasporadaki Kürtler çok büyük rol oynamaktadır. Çünkü Kapitalist sistem karşıtı ve yanlısı iki kesim diasporada çok daha büyük çelişkiler yaşamaktadır. Kürdistan’da bu çelişki çok belirgin değildir (Güney Kürdistan hariç) çünkü kapitalist sistem, zihniyet ve mekanizmaları ile tam olarak kendisini yerleştirememiştir. Dolayısıyla diasporadaki Kürt halkı bu bağlamda öncelikle kendi içinde sistem karşıtı ve sistem yanlıları ile bir sentez oluşturmak konusunda daha ciddi çalışmalar içerisinde olmalıdır. Kapitalist sistemin kabul gören ve görmeyen yönleri konusunda ciddi tartışmaların yürütülmesi gerekmektedir. En azından kendi içimizde bir uzlaşmanın bu doğrultuda yaşanması gerekiyor. Çünkü mevcut durum itibariyle önemli düzeyde bir göç gerçekliğimiz var ve bilindiği gibi tarihte göçler genel olarak, geri olmamıştır.
Netice itibariyle diasporadaki tartışmalarımızın ağırlıklı olarak, sistemsel boyutta yürtülmesi gerektiğini düşünüyor. Çünkü Kürt halkı bu sistem içerisinde silahla, tankla, napalm bombaları ile değil, güdülere hitap eden ürünler ile etkisizleştiriliyor. Bu anlamda Kapitalist sistemin gücünü ve gerçekliğini en yakından tanıyan, hatta onun en çok mağduru olan Kürt diasporası silkelenmelidir. Aksi taktirde sistem karşısında yaşanan kırılmaların yaralarını nesiller boyu yaşayabiliriz. Çünkü sistem sorunların inkarı üzerine kurulu ve sorunları Kürtler kadar çok ve büyük olan başka bir halk yok. Durum bundan ibaret olunca sistemin en çok kaybedeni de Kürtler oluyor.