
Alt komisyon, dün Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün'ün başkanlığında toplandı.
Tanıklar vardı
18 yıl önce gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin Dikmen'deki bir otobüs durağında Ankara Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından gözaltına alındı. Buna tanık olan bir kişi İnsan Hakları Derneği'ni arayarak bilgi verdi. İHD ve Bilgin'in ailesinin yasal girişimlerine rağmen sonuç alınamadı.
Kardeşleri anlattı
Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin, toplantıda yaptığı konuşmada, kardeşinin 9 Mayıs 1994'te Ankara Dikmen Caddesi'nde gözaltına alındığını anlattı. Kardeşinin gözaltına alındığından 1 hafta sonra haberleri olduğunu belirten Bilgin, ''Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Bakanı Azimet Köylüoğlu ile de görüştük. Bize 'kardeşiniz kuyuda bile olsa çeker, çıkarırım' dedi. Bir sonraki görüşmemizde ise bize 'yapacak bir şey olmadığını, başımızın çaresine bakmamız gerektiğini' söyledi. Kardeşimin ağır işkence gördüğünü, o anda orada bulunan tutuklulardan öğrendik'' diye konuştu.
Devlet üzerini kapatmasın
Devletin kendilerine sürekli olumsuz cevap verdiğini aktaran Bilgin, şöyle konuştu:''Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne açtığımız davada tanık olarak dinlenen olayın savcısı da Kenan'ın kaybolduğunu söyledi. Bu kadar ciddi tanıklar olmasına rağmen devlet bunun üzerini kapattı. Ayhan Çarkın, o sıralar Ankara'da görev yapıyordu. Kenan Bilgin davasına ilişkin de üzerine gidilsin. Belki sorgulamalarda bulunmuştur. Hiç olmazsa mezarı bulunsun kardeşimizin.''
Beyaz Toros'a binen geri dönmedi
Komisyon, Ankara'da 1994'te kaybolan ve Kırıkkale'de cenazesi bulunan Namık Erdoğan'ın ailesini de dinledi. Namık Erdoğan'ın kardeşi Naif Erdoğan, olay hakkında bilgi vererek, ''Kardeşim, Sağlık Bakanlığında Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısıydı. Bize kaçırılacağına dair bir ihbar geldi. Bir süre sonra da kaçırıldı'' dedi. ''Bu durumu kabullenmek mümkün değil'' diyen Naif Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Dava dosyasına ulaştık. İlginç bir durum var. Cinayet 1994'te işlenmesine rağmen, otopside bulunan kurşun parçaları 2010 yılında balistik incelemeye kabul edilmiş. Yani cinayetten 16 yıl sonra. Delil kaybı. Delil karatma var. Yani birileri, 'bırakın bunları korozyona uğrasın' demiş. Sonra da zaten, 'ek kovuşturmaya gerek yok' diyerek dosya kapatıldı ama Ayhan Çarkın'ın ifadelerinden sonra tekrar açıldı. Faili meçhul cinayetler sistematik olarak 1993-1994 yılları arasında işlendi. Özel harekatçı polisler 'yaptık' diyor. Emri verenin, Mehmet Ağar, planlayıcının Tansu Çiller olduğunu söylüyorlar. Aslında bu kişileri sorgulamanız gerekir ama işiniz çok zor.“
ANKARA