Türk askerlerini yakan vahşi zihniyet ile Erdoğan’ın zihniyeti aynıdır! BAB bataklığına sürüklenen ve 2 ay önce DAİŞ’in eline sağ geçen Türk askerlerinden ikisinin internetten yayınlanan görüntülerine rağmen bugüne dek ne AKP ne de Türk Genelkurmayı bu askerlere sahip çıkmamış; olayı yok saymış; 10 Ocak’ta “kayıp astsubaylar şehit” açıklamasını yapmakla yetinmişlerdir.

Oysa ortada yürekleri parçalayan bir görüntü var. Yakılan insanlar var. Diri diri, yavaş yavaş yakılan... Aylarca nasıl görmezlikten gelinebildi?

O görüntüyü sadece bir kez izleyebildim. Kolay değil izleyebilmek, dayanabilmek…

İzlemek istemezsiniz, izlediğinize pişman olursunuz; insanlığın bu kadar yerlere düşürüldüğüne tanık olmasaydım dersiniz ama bu bir gerçek ve ondan kaçamazsınız. O vahşetin üstüne gitmezseniz, hesabını sormazsanız insanlığınız nerde kalır?

Yakılanlar Türk askeri! Savaş suçlarının en ağırı işleniyor, insanlık suçu… Türk, Kürt ya da başka bir milliyetten olması; asker veya sivil olması bir şeyi değiştirir mi? Onlar insan!

Kim ne derse desin orada insanlık yakılmıştır!

Hangi akla, hangi ahlaka, hangi savaş kuralına sığdırılabilir? Vahşetten başka tanım bulunamıyor…

DAİŞ bu vahşeti ilk kez yapmıyor. Hedef belli aslında tüm “İnsanlığı çökertmek” için bu vahşet görüntülerini internetten yayınlıyorlar. Direnen insanlık çökmedi ve bu sayede DAİŞ-AKP ortaklığı çöktü! Her yönüyle deşifre oldular. Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki AKP’nin savaş konsepti “Sri Lanka” modelinden ziyade DAİŞ modelidir; DAİŞ’in deneyimlerinden hareketle Kürt halkına karşı “çökertme” savaşı uygulanmaktadır.


‘Çökertme Planı’ insan yakmayı meşru görüyor

AKP “terörle mücadele” adı altında Kürt halkına karşı soykırım savaşını 24 Temmuz 2015’ten bu yana tamamen DAİŞ yöntemleriyle yürütüyor. Kentlerdeki yıkım görüntüleri Kobanê’yi hatırlatmaya yetmedi mi?

AKP Kürt halkına karşı tarihin tüm soykırım uygulamalarının toplamı şeklindeki “çökertme planını” devreye koyduğundan beri DAİŞ ve AKP arasında hiçbir farkın olmadığı yüzlerce kez kanıtlandı.

AKP Cizre’de, Sur’da tıpkı DAİŞ’inkiyle aynı vahşeti uygulamadı mı? Bodrum katlarında insanları topluca ve diri diri yakmadılar mı? Bunların görüntülenmemiş olması yaşanmadığı anlamına gelmez ama AKP inkâr eder; görüntüsü olanı inkâr ederken olmayanı neden etmesin? Fakat AKP’nin inkâr etmesi yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Cizre’de, Sur’da tanıklıklar var, yakılmış, parçalanmış cenazeler var…

İşte bu yüzden DAİŞ-AKP zihniyeti ve uygulamaları arasında fark yoktur diyoruz. Buna rağmen Türk askerlerinin yakılması karşısında insanın vicdanı sızlıyor; AKP’lilerin umurunda mı acaba?


Alevler içinde vicdana çağrı

Yakılan askerlerden biri, bu hale düşmelerinden Erdoğan’ı sorumlu tutan bir konuşma yapıyor. Erdoğan ise hiçbir vicdan sarsıntısı yaşamadan şehit edebiyatıyla hamaset yapmaya devam ediyor. 

Üzülerek ve herkesten özür dileyerek o görüntülerin vicdan çağrısı olan bölümünü gözlerinizin önüne getirmek zorundayım:

Bu askerler diri diri yakılıyor; hem de bir anda değil yavaş yavaş…

Tıpkı insanların uzuvlarını yavaş yavaş kestikleri gibi…

Acı çeksinler, sızlansınlar, bağırsınlar ve izleyenlerin vicdanı ezilsin, daha da önemlisi yüreklerine korku salınsın diye…

Askerlerden biri bağırmadan, çok içten, çok duygulu bir sesle “anne, anne…” diyerek yanan ellerini söndürmeye çalışıyor ama elleri kelepçeli, çabaları nafile, diğeri de öyle, yapacak bir şey yok, acı çabuk son bulsun diye alevlere teslim oluyorlar…

Ey vicdansız AKP, ey vicdansız Erdoğan!

Siz değil miydiniz DAİŞ’i besleyip bu hale getiren?

Sizin ve besleyip büyüttüğünüz canavarın tarihin çöplüğüne gömülmesi tüm insanlığın hayrına olacaktır.

Sizden ve canavarınızdan korkmayan Kürt halkı ve devrimci dostlarının, bu görevi layıkıyla yerine getireceğinden kuşku yoktur.