
Rapor, daha öncekilerde olduğu gibi, Kürdistani kurumları zan altında bırakıyor; Alman devletinin alışılagelmiş bakış açısını yansıtıyor.
Almanya’da güvenlik sorunları ya da Alman halkına yönelik olası tehlikeler ile Kürt Özgürlük Mücadelesi’ni yan yana getirmek, Kürtlere karşı büyük bir haksızlık. Rapor, Kürtlerin bu ülkede demokratik yöntemlerle kimlik mücadelesi verdiğini görmezden geliyor; Kürt siyasetçiler ve Kürdistani kurumlar üzerindeki baskıdan en azından yakın bir dönemde vazgeçilmeyeceğinin sinyalini veriyor.
Rapordaki dikkat çekici bir noktalar ise şöyle:
* PKK hakkında ‘terör’ kelimesi kullanılmıyor.
* ABD ve Türkiye’nin hiçbir somut veriye dayanmayan ‘PKK’nin uyuşturucu ticareti yaptığı’ yönündeki iddiaları yalanlanıyor.
* Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin gelir kaynaklarını tümüyle halkından sağladığı teyit ediliyor.
* Rapor, bir gerçeği görmezden gelemiyor: Kimseden zorla para alınmıyor. Kürdistanlılar, gelişmelere ve ekonomik gücüne göre gönüllü olarak kampanyalara katılıyor.
Raporun ‘aşırı’ları
384 sayfa ve 10 bölümden oluşan rapor, ‘Siyasi amaçlı suçlar’, ‘Aşırı sağ ve sol eğilimler’, ‘İslamcılık ve İslamcı terör’, ‘Güvenliği tehlikeye sokan aşırı yabancıların faaliyetleri’, ‘İnternetteki tehlikeler’, ‘Casusluk faaliyetleri’, ‘Scientology Örgütü (Merkezi ABD’de olan dini bir örgüt)’ başlıkları ile ekler ve belgelerden oluşuyor.
Raporda şu hususlara dikkat çekiliyor: “2013 yılında Federal Kriminal Dairesi (BKA), siyasi motifli 31 bin 645 suçu tespit etmişti. Bu suçlardan, sağ kesimde yabancılara yönelik şiddet içeren suçlarda artış olduğu, sol kesimde ise devlet güçlerine yönelik şiddetin dozajı arttığı görülmüştür. Yabancıların işlediği siyasi içerikli suçların sayısı 544’tür. Bunlardan sadece 76’sı şiddet, geri kalan ise propaganda içeriklidir. Bu kategorideki suçlarda, 2012’ye oranla yüzde 12’lik düşüş söz konusudur.”
Anayasayı Koruma Örgütü’nün 2013 yılı raporuna göre, Almanya’da aşırı sağcıların sayısı 2012’ye göre gerileyerek 21 bin 700’e düşmüş durumda. Aynı durum, ‘aşırı sol’ kesimin üye sayısında da görülüyor. Raporun ‘aşırı solcu’ olarak nitelediği bu grubun üye sayısı, 27 bin 700 gösteriliyor.
Rapor, birçok kesimi damgalamakla kalmamış; geçmişte olduğu gibi Almanya Sol Partisi’ni de (Die Linke) kriminalize etmeye devam etmiş.
Raporda, Almanya’da Federal Parlamento’da grubu bulunan Sol Parti’nin içindeki ‘aşırı solcular’ da, yukarıdaki rakama dahil edilmiş.
Suriye ve Irak’taki gelişmeler tetikliyor
‘İslamcılık ve İslamcı terör’ adlı kategoride ise El Kaide, Selefiler, Türk Hizbullahı, Milli Görüş gibi kesimler yer alıyor. Raporda bu gruplar içiresinde yer alanların toplam sayısı, 43 bin 190 olarak gösteriliyor. Anayasayı Koruma Örgütü’nün 2012’deki raporunda ise bu sayı, 42 bin 550 olarak sunulmuştu. İki yıl kıyaslandığında sayının arttığı görülüyor. Bu artış, İslamcı dinci grupların Suriye ve Irak’taki savaşı argüman olarak kullanmalarının etkili olduğunu gösteriyor. Rapor, bu kesimlerin Alman cezaevlerinde de yoğun bir faaliyet yürüttüğünün gözlemlendiğini belirtiyor.
Giderken iyi, gelirken kötü
Rapor, Suriye ve Irak gibi büyük kaosun yaşandığı ülkelere Almanya’dan gidip oradaki çatışmalara katılan ancak daha sonra çeşitli sebeplerle tekrar bu ülkeye dönenlerin, Almanya iç güvenliği için tehdit oluşturduğunu vurguluyor.
Gazetemizin adı da geçiyor
‘Güvenliği tehlikeye sokan aşırı yabancılar’ bölümünde ise PKK, DHKP-C, TKP/ML, MLKP ve Tamil Kaplanları (LTTE) gibi örgütlere yer veriliyor. Rapor, bu örgütlerin üye sayısını ise 28 bin 810 olarak belirtiyor. Bu bölümde, 2012 yılına göre bir değişiklik yok.
Raporda Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne, PKK başlığıyla 21 sayfalık yer verilmiş. Bu grupta, günlük gazete çıkaran tek gücün PKK olduğunu savunuluyor.
Alman devletinin, diasporadaki Kürt halkı ve dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenen gazetemiz Yeni Özgür Politika’yı kriminalize etme çabaları, 2012 raporunda olduğu gibi 2013 raporunda da yer bulmuş.
Rapor, Yeni Özgür Politika’yı, ‘PKK’nin günlük gazetesi’ olarak takdim ediyor. Serxwebun, kapatılan Roj TV, Sterk TV, Nûçe TV, Sterka Ciwan gibi yayın organları da, PKK’nin basın yayın kurumları olarak gösteriliyor.
Rapor, ANF’nin ise bütün bu basın yayın organlarını besleyen ‘ana kaynak’ olduğunu ileri sürüyor.
Uyuşturucu yok, bağış var
Raporun giriş bölümünde Almanya’da 800 bin Kürt’ün yaşadığını, bunlardan 13 bin Kürt’ün ise PKK’nin aktif üyesi statüsünde yer aldığını dile getiriyor. Ayrıca giriş bölümü, Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin temel taleplerini, örgütlenme biçimlerini ve 1999’dan sonraki değişimleri ele alıyor. Raporda, “PKK ile Türk devleti arasında görüşmeler var. Her iki taraf da görüşmelerin resmi olarak sürdüğünü belirtiyor” ifadesi bulunuyor.
Almanya’daki derneklerin çatı örgütü durumundaki YEK-KOM’un çalışmalarına da raporda yer veriliyor.
YEK-KOM’un Kürtler adına Almanya’da değişik etkinlikler yaptığı ve örgütlenme çabaları yürüttüğü bilgisine yer veriliyor.
Rapor, “PYD, Suriye’deki PKK’dir” iddiasına da yer veriyor.
PKK’nin mali açıdan işlendiği kısımda ise şu ifadeler bulunuyor: “Eylül ayından başlayarak Mart ayına kadar süren yıllık kampanyada, geçen yıl 9 milyon Euro toplanmış. Yaşanan gelişmelerle birlikte insanlar, daha fazla bağış yapmaya hazır. Bağışların yüksekliği ise insanların gelirlerine bağlı. Ortalama bir ailede bağış miktarı yüzlerce Euro’yla ifade edilirken, bu miktar işverenler için binlerce Euro’yu buluyor. PKK’nin temel gelir kaynakları yıllık kampanyanın yanı sıra, üye aidatları ve düzenlenen etkinliklerde elde edilen gelirlerdir. Her ne kadar ABD, PKK’yi ‘Uyuşturucu Ticareti Yapan Örgütler Listesi’ne koymuşsa da, Almanya’da böyle bir duruma işaret eden hiçbir veri yoktur.”
HABER MERKEZİ