Geçen hafta kaldığımız yerden yardımcı sesler ve kanaşma konusunu işlemeye devam ediyoruz. 


II. ava - şîn - mezin - perwerde û hwd.

Acaba “avahî” ya da “avayî” şeklinde mi söyleniyor?

Acaba “şînahî” ya da “şînayî” diye mi söyleniyor?

Acaba “mezinahî” ya da “mezinayî” diye mi söyleniyor?

Acaba “perwerdehî” ya da “perwerdeyî” diye mi söyleniyor?


III. tirsîn - pê hesîn, girîn, ...

Acaba “ez tirsiyam”mı, yoksa “ez tirsiham” mı deniliyor?

Acaba “ez pê hisiyam” ya da “ez pê hisam” mı deniliyor?

Acaba “ez geriyam” mı, yoksa “ez geriham” mı deniliyor?


Daha önceki bir yazımızda dilimizin tarih süreçlerinde sadece sözlü olarak nesilden nesile geçtiğini söylemiştik. Bu yüzden de bölgelere ve bölgelerin ağız veya lehçelerine göre yukarıda verilen örneklerin tümündeki tarzlarda kullanılıyor. Şüphesiz grameri kolaylaştırmak için “y” harfinin yardımcı ses veya kaynaştırma harfi olarak kullanılması önemlidir. Benim görüşüme göre bu konuya esnek yaklaşabilmeliyiz ve dilin renginliği, renkliliğini sınırlamamalıyız. Kaynaşmanın büyük çoğunluğunun “y” harfi üzerinden yapıldığını, “w” ve “h” harflerinin de bazı sözcük, konu ve koşullarda kullanılabileceğini söylemeliyiz. Neden burda liberal, esnek ve geniş bir yaklaşım gösterme ihtiyacını duyuyoruz ve dar yaklaşımdan kaçınıyoruz. Bunu da grameri kolaylaştırmak ve ortaklaştırmak için yapıyoruz. 

Edebiyat ve töre dilinden önce, roman ve öykü dilinden önce dilimiz stran/şarkı ve şiir dilidir. Stran ve şiirin hatırına bizim dar yaklaşımdan vazgeçerek esnek yaklaşmalıyız; dengbêj ve şairlerimizin sözcükleri aheng, tarz ve ölçü olarak kendi çalışmalarına yarayacak şekilde değiştirme hakkını vermeliyiz. Örneğin dengbêjlere “paleya genimê sor” yerine eğer isterse “paleha genimê sor” deme hakkını, imtiyazını tanımamız gerekiyor. 

Halk oyunları için söylenen şu strana da bi göz atalım o zaman.  

Wey la, wey la, wey lawo

Di serkê xênî, di xew da wo

Min panek pê veda wo

Xencer ji ber şelya wo


Dengbêjin dizelerinin kafiye uyumu için “wo” gereklidir. Bunu “lawo”dan sonraki üç dizenin de arkasına koyarak stranı güzelleştiriyor. Dilimizin bu hak ve özgürlüğü korunmalı. 

B) Ne zaman kaynaşma ya da yardımcı ses şart değil ve kullanılmayabilir?

Daha önce dikkat çekmiştik ve gramer kuralları gereği iki sesli harf bir kelimede yan yana geldiğinde aralarına  yerleştirmek için yardımcı ses ya da kaynaşma harfine ihtiyaç duyuluyor. Ancak bu genel bir kural. Acaba bu kuralın olağanüstü tarafları var mı? Başka bir ifade ile; acaba sadece iki sesli harf yan yana geldiğinde bu yardımcı ses harfi onların arasına mı girer? Ya da genel kural dışına çıkan bazı konu ve durumlar söz konusu mu?

Bu konu ile ilgili dilimizde yer alan iki ayrı konuyu ele alalım:


B1) Zamanlara göre fiil çekimi (sesli harfle başlayan ekler)

Örnek babında diyoruz ki geçmiş zaman ve şimdiki zaman kipi olarak “di”, emir ve gelecek zaman kipi için “bi” kullanıyoruz. Buna örnek olarak “çûn” fiili:

Geçmiş Zaman: ez diçûm. 

Şimdiki Zaman: ez diçim. 

Emir Kipi: biçe. 

Gelecek Zaman: ezê biçim


Ancak eğer fiil sesli harfle başlıyorsa, o zaman farklı bir durum ortaya çıkıyor. Buna örnek olarak “ajotin” fiilini ele alabiliriz:

Geçmiş Zaman: min dajot

Şimdiki Zaman: ez dajom 

Emir Kipi: bajo

Gelecek Zaman: ezê bajom

 

Görüyoruz ki şimdiye kadar var olan sözlü dil kuralları ve şimdiye kadar kullanılan gramerin kullarına göre; eğilim iki sesli harf arasına yerleştirilen kaynaşma harfi yerine, ilk sesli harf olan “î” edatan atılarak “min diajot” yerine “ez diajom-biajo-ezê biajom” olarak değil de yukarıda gösterdiğimiz gibi yazılır ve okunur. 

Tartışmamız devam edecek...