
Şimdi AKP yandaşı kalemşorlar, savaşın ve siyasi soykırım operasyonların sürdürülmesini isteyen yeşil Ergenekon mensupları ve kendine demokrat diyen bazıları PKK’nin silahlı bir örgüt olduğunu dillerine dolamışlar. Türk devletinin kırk yıllık silah bıraktırma, daha doğrusu teslim alma konseptini herkes bulunduğu konumdan pratikleştirmeye çalışıyor.
AKP yandaşı kalemşorların ve yeşil Ergenekon’un basın ayağındakilerin PKK, BDP ve bir bütün olarak Kürt Özgürlük Hareketi için söylediklerine fazla bir şey demiyoruz. Onlar görevlerini yapıyorlar. Onlar Kürt Özgürlük Hareketi’ni ezerek Kürtler üzerinde siyasi egemenlik ve kültürel soykırım politikasını daha güçlü tesis etmenin peşindeler. Ama kendine demokrat diyenlerin bir sürü laf ederek kendilerini bu cephenin tamamlayıcısı haline getirmelerini anlamak mümkün değil. Psikolojik savaş merkezinin görevlendirdiği liberal ve demokrat kişilikler olduklarını düşünmüyorum. Türk devletinin çok ağır psikolojik savaşın bu kişileri bu noktaya sürüklediklerini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de vicdanlı düşünce insanı olmak zordur. Özellikle hakim güçler karşısında kalem oynatmak kolay değildir. Bu; CHP, AP ya da AKP olmuş fark etmez.
AKP’nin yüzündeki maskesi düşmemişti. Bizzat eski sistemin tüm politikalarını müktesebat yapmadığı dönemde tutumları anlayışla karşılanabilirdi. Nitekim birçok insanı, aydını beklenti içine sokmuşlardı. Hatta 2007 seçim öncesi Kürtleri de beklenti içine sokarak Kürdistan’daki oylarını arttırmıştı. Ancak gelinen aşamada AKP’nin politikalarını sorgulamamak, bir demokrat olarak hükümetin ve devletin politikalarını eleştirmemek gerçekten de sorgulanması gereken bir durumdur. AKP’nin mevcut uygulamalarını normal görmek kabul edilemez. Kürdistan’da bugün tam bir faşist terör var. Kürt halkını sindirmek için kullanılmayan baskı, yöntem kalmamıştır. Öldürmeleri, yaralamaları bir tarafa bırakalım, hukuk terörü, hukuk faşizmi, zindan faşizmi dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş biçimde uygulanıyor. Kürdistan’da AKP’ye muhalefet edecek, toplumu AKP’ye karşı örgütleyeceği düşünülen her insan tutuklanıyor ve zindana atılıyor. Bunlar da kesinlikle bir siyasi kararla yürütülüyor. Bu, faşist zihniyet ve faşist siyasettir. KCK’nin bir kılıf olduğunu vicdanlı herkes biliyor. Zaten tutuklamaları yaptıranlar da toplumu sindirmek için KCK’yi bir örtü olarak kullandıklarını çok iyi biliyorlar. Bilinçlenmiş Kürt toplumunu sindirerek sindirilmiş ve susturulmuş bir toplum yaratmayı hedefliyorlar. Bunu anlamamak ya da hükümetin yalanlarına dolaylı olsa da meşruiyet kazandırmak bir düşünce adamı için vicdansızlık, siyasi olarak da ahlaksızlıktır.
Gelinen aşamada devletin Kürtler üzerinde uyguladığı politikadan çok, bu politikayı cesaretlendirenlerin durumunun değerlendirilmesi gerekir. Hükümet zaten bilinçli ve planlı bir politika içindedir. Ancak hükümetin bu politikasına ciddi bir biçimde karşı çıkmayanlar, karşı çıkışlarını süreklileşmiş bir tutum haline getirmeyenler bu faşizmin suç ortaklığını yapmaktadırlar. Hükümetin bu politikalarına esas dayanak olanlar, kendine liberal demokrat diyen yazar çizer takımıdır. Bunlar kesinlikle 1990’lardaki yazar çizerler gibi tarih karşısında suçlu konumdadırlar.
Kendine demokrat diyen aydınlar hükümetin ve devletin politikalarıyla uğraşmamak için PKK’nin silahlı güç olmasını dillerine dolamışlar. PKK’ye hükümetin de memnun olacağı kadar yüklendikten sonra hükümete de “bu kadar da yapmayın” eleştirisi getiriyorlar. Zaten Türk basını ve yazar çevrelerinde yeni bir hastalık ortaya çıkmış. Hükümete bir eleştiri yapılacaksa ilk önce PKK’yi ve BDP’yi tukaka edeceksin, ondan sonra dostlar bizi pazarda görsün misali bir eleştiri yapacaksın. Bunlar artık ne vicdanınızı kurtarır ne de yazdıklarınızı anlamlı hale getirir.
Bugün hükümetin Kürt politikasını ve uygulamalarını eleştirmeyen ve buna tavır almayan kim olursa olsun demokratik ve insani ölçülere vurulduğunda kirlenmiştir. Her dönem demokrat olmanın ölçütü vardır. Bu şimdi PKK’nin silahlarını bıraktırma için uğraşmak değildir. Demokratik tutum göstermemelerinin üstünü örtmek için bu tür gündemler yaratılmaktadır.
PKK silahlı direnişi de meşru savunmasının bir boyutu olarak görmektedir. Ancak sorunu barışçıl yolardan çözmek için defalarca tek taraflı adımlar atmıştır. Ama hükümet bunu değerlendirmemiştir. Devletin ve hükümetin bu yaklaşımlara rağmen adım atmaması tabii ki önemli bir veridir. Hiç kimse bunu görmezlikten gelemez. Bu gerçeklik ortadayken; hükümetin bir çözüm politikası değil, bastırma politikası varken silahları bırakın demek işi yokuşa sürmektir. Hükümetin çözümsüzlüğü sürdürmesine gerekçe yaratmaktır.
PKK ve Kürtler devletin zihniyet değiştirmediğine inanıyor. Devlet bunu uygulamalarıyla her gün kanıtlıyor. Hiç kimse devletin zihniyet değiştirdiğine inanın, silahları bırakırsanız size demokratik mücadele imkanları doğar diyemez. Bu sadece Türk devletini tanımayanların bir varsayımıdır. Ya da en demokratik gösterilere yapılan saldırıları görmek istemeyenlerin Türk devletinin “Kürtsüz demokrasi” oltasını yutmasıdır.
Kuşkusuz Türk devletinin zihniyetini ve karakterini anlamayanlar genel geçer konuşmalar yapabilirler. Kendilerini Kürtsüz demokrasi masalına inandırabilirler. Böylelerinin, Türk devletinin Kürtleri Türkleştirmekten vazgeçmediğini, Türkiye’nin hala bu amaca ulaşmak isteyen bir özel savaş devleti olduğunu söyleyenlerle aynı frekansta düşüneceklerini beklemek zordur.
Sorun PKK’nin silahlı direnişi değildir. Sorun Türk devletinin zihniyetidir. Sorun Kürt hareketinin politik zenginliği ve esnekliği bilmemesi değildir. Sorun, hangi politik yaklaşım gösterilirse gösterilsin Türk devletinin sindirme, ezme ve teslim alma politikasıdır. Yoksa Kürt hareketi dünyada politik esnekliği en fazla uygulayan harekettir.
Kürt hareketinin hiçbir dogması (kuşkusuz eksik ve yanlış değerlendirmeleri olabilir) yoktur. Sosyalist hareket içinde ilk dogmaları yıkan ve kendini değiştiren harekettir. Bugün reel sosyalizme, hatta Marksizm’e en köklü eleştirileri getiren harekettir. Daha da ötesi; iktidar, savaş, devlet kavramlarını en bilimsel ve doğru analiz etmeye çalışan bir ideolojik ve teorik yaklaşım içindedir. Tabii PKK konusundaki tabularını yıkıp gerçeği öğrenmek için okumayı zahmet görmeyenler için.