“Mutlaka kazanacağız” diyerek aldıkları kararı açıklayan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Meclis’teki çalışmalarını durdurduklarını duyurdu. Bilgen, “Farklı halkların, inançların, kültürlerin ve kadın özgürlük hareketinin demokratik kazanımlarına yönelen 4 Kasım darbesi karşısında mücadelemizi bütün demokrasi ve barış güçleri ile birlikte geliştirme kararlılığındayız” dedi. 

Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 milletvekilinin tutuklanmasının ardından yol haritalarını belirlemek için Amed’de Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Meclis Grubu yaklaşık 6 saat toplantısının ardından önemli kararlar aldı. Toplantılarda alınan kararlar HDP Amed İl Binası önünde kamuoyuna duyuruldu. HDP milletvekilleri, MYK üyeleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek’in yanı sıra çok sayıda partili katıldığı açıklamayı HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen yaptı. 

Alınan kararları dört maddede sıralayan Bilgen, Meclis’teki faaliyetlerini durdurduklarını duyurdu. Bilgen’in, HDP MYK ve Meclis Grubu adına yaptığı açıklamanın metni şöyle: 

“Mutlaka Kazanacağız…

Sözlerimize başlarken, 4 Kasım günü Diyarbakır’da yapılan bombalı saldırıyı kınıyor, yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyor, acılarını paylaşıyoruz.

Yine 4 Kasım günü ve öncesinde rehin alınmış olan Eşbaşkanlarımızı, vekillerimizi ve bütün seçilmiş belediye eşbaşkanlarımızı ve yöneticilerimizi saygıyla selamlıyoruz. Onların onurlu ve dik duruşlarının, biat etmez ve boyun eğmez tutumlarının arkasındayız. Baskı, zulüm, yok sayma ve faşizm karşısındaki duruşları Kürt halkı başta olmak üzere bütün Türkiye halklarına büyük bir moral kaynağı olmuş, mücadele azmini ve kararlılığını perçinlemektedir. 

Kayyum Cumhuriyeti oluyor

* Bugün Erdoğan-AKP iktidarı, demokratik siyasete ve demokratik muhalefete yönelik ağır saldırıları ile demokratik siyasi kazanımları gasp etmeyi, oluşmuş bütün kurum ve kuruluşlarımızı tasfiye etmeyi hedeflemektedir. Bu hedefte sadece HDP’ye oy vermiş olan 6 milyondan fazla insanımızın siyasi iradesi değil, demokrasi, özgürlük, eşitlik, emeğin hakları, kadın özgürlüğü ve adalet mücadelesini sürdüren, vicdan sahibi ve demokrat milyonlarca yurttaşımız da vardır.

Önce milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıran, daha sonra 15 Temmuz darbe girişimini bir fırsat olarak değerlendirip OHAL ve KHK’lerle ülkeyi yöneten ve kendi darbesini sürdüren Erdoğan-AKP iktidarı, Meclis’i de işlevsizleştirerek Türkiye’yi bir ‘Kayyum Cumhuriyeti’ haline getirmektedir. Son olarak halkın tercihlerine ve iradesine zerre kadar saygı duymadığını, Eş Genel Başkanlarımız dahil 9 vekil arkadaşımızı tutuklayarak açıkça göstermektedir. Ankara’da Genel Merkez binamızın abluka altına alınması, parti yöneticilerimizin ve üyelerimizin içeriye girişinin halen engelleniyor olması da demokratik siyasete bakışlarını ortaya koymaktadır. 

Kararı halk verecek

* Meclis Grubumuz ve Merkez Yürütme Kurulumuz ile birlikte yaptığımız tartışmalar sonucunda, demokratik siyaset tarihimizin bu en kapsamlı ve karanlık saldırısı karşısında, yasama organındaki çalışmalarımızı durdurmaya ve bir kez daha halklarımızla buluşmaya karar verdik. 

Önümüzdeki günlerde ev ev, mahalle mahalle, köy köy, ilçe ilçe, il il dolaşarak halkımızın şikayet ve önerilerini dinleyeceğiz. Bileşenlerimizle, bütün ittifak güçlerimizle, kurum ve kuruluşlarımızla, demokrasi, barış ve emek güçleriyle, sivil toplum örgütleriyle, sendika ve meslek birlikleriyle, inanç gruplarıyla, kadın, gençlik, çevre ve ekoloji hareketleriyle tartışarak önerilerini alacağız. 

Tüm bu istişarelerin sonunda, yapılan önerileri değerlendirerek sonuçları kamuoyu ile paylaşacağız. Sadece paylaşmakla kalmayacak, ortaya çıkan öneriler doğrultusunda geleceği birlikte örmek için adımlar atacağız. ‘Kayyum Cumhuriyeti’ karşısında ‘Demokratik Cumhuriyet’ mücadelesini büyüteceğiz. 

Geri adım atıramaz

* HDP, bütün kurum ve kuruluşları, ittifakları, bileşenleri, Eş Genel Başkanları, vekilleri, üye ve örgütleriyle Türkiye’deki demokratik siyasetin ve demokratik muhalefetin var olmasının ve gelişmesinin güvencesidir. Barış ve çözüm, demokrasi ve özgürlük, adalet ve eşitlik için mücadele eden arkadaşlarımızın hapse atılarak rehin alınmaları asla bizim bu ilkesel duruşumuzu değiştiremez. Demokratik siyaset alanındaki mücadelemizden geri adım attıramaz. 

Türkiye’deki halkların, inançların, kültürlerin eşit ve bir arada barış içinde yaşamasının yolu, HDP’nin ve ittifaklarının var olması ve güçlenmesidir. İktidar barış isteyeni, demokrasi, adalet ve özgürlük diyeni veya Eş Genel Başkanlarımızı hapse atabilir, şiddet kullanarak kendi varlığını sürdürmeyi öngörebilir, ama bu bizi demokratik siyaset mücadelemizden döndüremez.

Ülkeyi 1,5 yıldır büyük bir yangın yerine çevirmiş olan Erdoğan-AKP iktidarı, ‘Türk tipi başkanlık rejimi’ni gerçekleştirmek için binlerce insanın ölmesine, yaralanmasına, evinden barkından olmasına, işsiz kalmasına, toplumdaki gerginlik ve kutuplaşmanın büyümesine neden olmuştur. Çok açık ve net bir şekilde bir kez daha vurguluyoruz ki, ‘Türk tipi başkanlık’ adı altında topluma sunulan ‘tek adam yönetimi’ faşizm demektir, savaş, baskı, huzursuzluk ve zulüm demektir. 

Erdoğan’a boyun eğmeyin

* Dünyanın bütün ülkelerindeki demokrasi güçlerine, demokratik kurumlara ve kuruluşlara, parlamentolara, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına buradan çağrı yapıyoruz: Evrensel insan hakları ve demokratik hukuk ilkelerine bağlı kalınması için sesinizi yükseltin, politik tutum geliştirin, Erdoğan’ın tehditlerine boyun eğmeyin. Çünkü Erdoğan-AKP iktidarı, Türkiye’yi adım adım evrensel insan haklarının yok sayıldığı, uluslararası demokratik anlaşmaların ihlal edildiği bir totaliter rejime sürüklüyor. Buna dur denmemesi bütün bölge ülkeleri ve Avrupa halkları için de büyük bir tehdittir. 

Türkiye demokrasi, emek ve barış güçlerine, Erdoğan-AKP iktidarının baskılarından ve adaletsizliklerinden bunalan vicdan sahibi tüm yurttaşlarımıza, sesleniyoruz: Çağrımız sadece HDP’yle dayanışma çağrısı değildir. Çağrımız özgürlük, eşitlik, demokratik laiklik ve adalet için çaba harcayanlara ve bu özlemler için bedel ödeyenlere birlikte ve ortak mücadele çağrısıdır. 

Biliyoruz ki, ortak özlemlerimizin toplumsal meşruiyeti ve haklılığı son derece yüksektir. O nedenle demokratik siyasete ve demokratik muhalefete, Türkiye’nin farklı halklarının, inançlarının, kültürlerinin ve kadın özgürlük hareketinin demokratik kazanımlarına yönelen 4 Kasım darbesi karşısında mücadelemizi bütün demokrasi ve barış güçleri ile birlikte geliştirme kararlılığındayız. 

Bu gidişe ve uygulamalara boyun eğmeyeceğiz, diktatörlük karşısında demokrasi önerilerimizi yaygınlaştıracağız. Unutmayalım ki, bizler hepimiz Türkiye’nin umuduyuz, demokrasi ve özgürlük ışığıyız. Bu umudu ve ışığı hep birlikte büyüteceğiz. Mutlaka kazanacağız…”

HDP Sözcüsü Bilgen, Genel Kurul ve komisyon çalışmalarını durdurdukların Parlamento’dan tamamen çekilip çekilmemeye ise halk ile birlikte karar vereceklerini söyledi.   


 Şırnak Belediyesi de gasp edildi

Türk İçişleri Bakanlığınca Kanun Hükmünde Kararname ile Şırnak Belediye Başkanlığı’na Vali Yardımcısı Turan Bedirhanoğlu atandı. İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında yürütülen soruşturmalar kapsamında görevden alınan Şırnak Belediye Başkanı Serhat Kadırhan’ın yerine Şırnak Vali Yardımcısı Bedirhanoğlu getirildi. Bedirhanoğlu, İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği görevini de yürütüyordu. Böylece gasp edilen  DBP’li belediye sayısı 34’e ulaştı.  


ŞIRNAK




Devlet ne dedi?

HDP Eşbaşkanları ve 4 vekilin rehin alınması ardından Meclis faaliyetlerinden çekilme kararı, Türk devleti tarafından ciddiye alınmıyormuş gibi yapıldı.

Türk Başbakan Binali Yıldırım, HDP’nin Meclis faaliyetlerine katılmama kararının millete saygısızlık olduğunu belirterek, tehdit savurmaya devam etti: “Ne pişmanlık duydular ne de terörü lanetlediler. Yol yakınken bu yanlıştan dönün. Gelin meclise ne diyecekseniz her şeyi söyleyin. Eğer işinizi düzgün yapmazsanız yanlış yapan hesabını sonuna kadar verir.” 

Erdoğan’dan hakaret ve tehdit

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Dokunulmazlıklar üzerinden Meclis’e, devlete, millete, yargıya meydan okuyan, hatta hakaret eden bu densizlerin amacı Türkiye’yi uluslararası alanda sıkıntıya sokmaktır. Eğer siz milletvekili gibi değil de terörist gibi davranırsanız terörist muamelesi görürsünüz” dedi. 

Avrupa’dan gelen tepkilere de yanıt veren Erdoğan, tehditler savurdu: “Benim uluslararası bu saldırılardan en ufak bir korkum, endişem yoktur. Çok iyi tanıdım onları. Artık hücrelerini okuyorum. Onlar bana ‘diktatör’ demiş hiç umurumda değil. 53 sene Türkiye’yi Avrupa Birliği kapısında bekleyen batıdan biz ne bekleyeceğiz? Biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Belçika’daki bir mahkeme nihayet ağzındaki baklayı çıkartmış. PKK’yı terör örgütü değil de silahlı mücadele olarak görmüş. Arapların bir sözü vardır: Men dakka dukka… Siz mi böyle yapıyorsunuz aynıyla cevap veriyoruz. Batı dünyası kendi eliyle kendi sonunu hazırlayacak bir tavır içindedir.”


DBP Eşbaşkanı da tutuklandı


HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmalarını Adliye önünde protesto ederken gözaltına alınan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, dün çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

Amed’de geçen cuma günü, HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek için Diyarbakır Adliyesi önünde yapılan eylemde gözaltına alınan Sebahat Tuncel, dün Adliye’ye sevk edildi. Savcılık sorgusunun ardından Tuncel, tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. Tuncel, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘terör örgütü propagandası yapmak’ iddiaasıyla tutuklandı.

DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, “Tutuklamanın hukukla bir ilgisi yoktur. Hukuk bu ülkede askıya alınmıştır” dedi.   


AMED