
Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı AKP'liler tarafından Meclis Başkanlığı'na gönderildi. Torba Yasa'nın prosedür gereği önümüzdeki günlerde Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesi bekleniyor. Tasarı, özellikle Kürdistan'da Demokratik Bölgeler Partisi'nin (DBP) elinde olan 11 il, 68 ilçe ve 23 belde belediyesini hedef alan niteliğiyle tartışılıyor. Tasarıya göre, hükümetin gösterdiği gerekçelerle ile görevden alınan belediye başkalarının yerine geçecek ismi belediye meclis üyeleri belirleyemeyecek. Yeni başkanı atama yetkisi İçişleri Bakanlığı ve valiliklere verilecek. İçişleri Bakanlığı 'güvenlik' gerekçesiyle belediyelere ait taşınmazlara el koyabilecek, bedelini kendisi tespit edecek, 'belediye hizmetleri aksatılıyor' gerekçesiyle belediye hizmetlerini valilik eliyle yaptırabilecek, belediye veya bağlı idarenin araçlarına da el konulabilecek.
Diktatörlük rejiminin protipi
Torba Yasa'yı DİHA'ya değerlendiren HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Türkiye'nin şu anda tam bir darbe zihniyeti ve anti-demokratik bir yönetim ile karşı karşıya olduğunu söyledi. 12 Eylül darbe Anayasası'nın dahi askıya alındığı bir Türkiye olduğunu belirten Baluken, "81 vilayette OHAL ilan edilmiş ve Meclis tamamen bypass edilmiş. Kanun Hükümde Kararnameler ile diktatörlük rejiminin bir prototipi olacak şekilde ülke yönetiliyor. Böylesi bir sistemsizlik içerisinde AKP, darbe anlayışını tahkim edecek ve diktatörlüğe gidecek olan yolu kolaylaştıracak birçok yasa tasarısını parlamentonun gündemine getirmeye başladı" dedi.
Baluken, demokrasi açısından çok büyük bir tehlike ve sinsilik ile karşı karşıya olunduğunu ifade etti.
Yerel yönetimler işlevsizleştiriliyor
Baluken, Meclis'e gelen söz konusu tasarıda darbe uygulamalarının getirdiği düzenlemeler olduğuna işaret etti ve ekledi: "Birçok yerde yüzde 90'a yakın oy almış yerel yöneticiler devre dışı bırakılacak. Bu halk iradesine yapılan bir darbe saldırısıdır. Meclis'i işlevsiz bırakmak, yetkilerini bir bakanlığına devretmek ne anlama geliyorsa belediye başkanlarını görevden almak yerine merkezden atama yapmak aynı anlama geliyor. Tasarı ile belediyelerin bütün muhasebe işleri de defterdarlıklara veriliyor. İçişleri Bakanlığı'na belediyelere ait bütün taşınmazlara el koyma yetkisi veriliyor. Yani yerel yönetimler tamamen ortadan kaldırılıyor."
Tasarı geri çekilmeli
Söz konusu Torba Yasa'nın daha önce gündeme gelen kayyum atanmasından daha ötesinde olduğunu söyleyen Baluken, "Ne partimiz ne halkımız ne de yerel yönetimlerimiz bu anlayışı kabul etmez. Düzenleme, darbe ve diktatörlük endişesi yaşayan Türkiye kamuoyunda çok ciddi tepkilere neden olur. Var olan sorunları ağırlaştıran, çözümsüzlük girdabını derinleştirir" dedi. Baluken, tasarının komisyon aşamasına gelmeden geri çekilmesi için çağrıda bulundu.
İzin vermeyiz
DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, korsanvari bir şekilde AKP'nin halkın belediyelerine el koymasına asla izin vermeyeceklerini söyledi.
Bu yasayla devletin Kürtlere karşı savaş politikasını sürdürmeye çalıştığının anlaşıldığını söyleyen Tuncel, AKP'nin gaspına karşı direnişte olacaklarını, direnişten de asla geri adım atmayacaklarını söyledi. Torba Yasa’ya tepki gösteren Tuncel, "AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Kürdistan'da imha saldırıları yapan askere ve valilere sınırsız yetkiler verdi. Kürdistan'ı yerle bir edenler, darbeciler dense de bunun siyasi sorumlusu AKP'dir. Şimdi de siyasi alanda yasalarla belediyelere el koymaya çalışılıyor. İmha saldırılarını yapanlar nasıl yenildiyse, bu politikalara karşı da direneceğiz. Kürt halkını yok saymaya çalışıyorlar. Buna karşı direnmek bizim varlık sebebimizdir. Karşı durmak da öylesi bir durumdur" diye konuştu.
Halk atanmışları kabul etmez
Bu politikaların başarıya ulaşmasının mümkün olmadığının altını çizen Tuncel, 40 yıldır süren savaş politikaları nasıl başarıya ulaşmadıysa, kirli politikalardan da sonuç alınamayacağını kaydetti. Tuncel, "Seçimle alamadığın belediyeleri bürokrasi zoruyla merkezden atayarak yöneteceksin. O belediyeler halkın belediyeleri olmaz. Devletin belediyeleri olabilir, ama halk gider kendine başka belediye kurar. Mesele, bina meselesi değildir. Bu halk nerede olursa olsun gider sokakta çadır kurar yine de yönetimiyle beraber olur. Asla atanmış memurları kabul etmez. Buradan bir şey çıkmaz. Bu yanlıştan dönülmezse halk döndürür" uyarısında bulundu.
HABER MERKEZİ