HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş HDP’li vekillere yönelik dokunulmazlık, DBP’li belediyelere yönelik ise kayyum atama planı üzerinden gerçekleştirilen AKP darbesini karşı direneceklerini vurguladı. 

"Kayyumun hukukta tanımı bellidir. Hükümetin hem bazı şirketlere uyguladığı kayyım uygulaması hem de belediyeler için düşündüğü tümüyle gasptır, eşkıyalıktır, darbedir" diyen Demirtaş, ANF’den Ali Barış Kurt’un gündemdeki konulara ilişkin sorularına yanıt verdi. "DBP, HDP'nin bileşeni ve belediyelerimize yapılacak her türlü saldırıyı doğrudan HDP'ye yapılmış kabul edeceğiz" diyen Demirtaş böylesi bir adım karşısında yapacaklarını şöyle sıraladı:

* Bütün HDP yapılanmaları kayyuma karşı harekete geçecektir. Biz aylardır tabanımızı bu konuda örgütlüyoruz. Herhangi vekilimiz zorla götürülürse, herhangi belediye eşbaşkanımızın yerine kayyum atanırsa her türlü sokak direnişi meşrudur. Bütün gücümüzle sokaklara çıkacağız. 

* İkincisi; kayyum atanması halinde hiçbir belediye görevlisi o kayyuma uymak, ondan emir almak zorunda değil. Belediye hizmetleri durabilir veya kayyumun atandığı şehirde, ilçede bir anda belediye hizmetleri sıfıra inebilir. Hiçbir sivil toplum örgütü halk muhtarına kadar atanmış kayyumla çalışmamalı. Kayyum belediye binasına girememelidir; böyle direniş ortaya konulmalıdır. 

* Belediyeler halkın malıdır; AKP'nin babasının malı değildir. Böyle darbevari şekilde ismine kayyum diyerek, gasp ederek orman kanunlarıyla halkın iradesine el konulmasını normal karşılamayacağız. İşçi arkadaşlarımız, memur arkadaşlarımız kesinlikle kayyumdan emir almamalıdır. Gerekirse işçi ve memurlar 'Biz seçilmiş başkanla çalışırız' diyerek' direnişe gitmelidir. Halk da o kayyum belediyeyi terk edene kadar kesintisiz direnişe geçmelidir. Yüzlerce halk toplantısı yaptık. Umut ederim, böyle akılsızlık yapmazlar ama yaparsa işin rengi değişir. Belediyelerimize öyle adeta bir talancı gibi el koymalarına sessiz kalmayacağız.


Dokunulmazlık soğumaya bırakıldı 

"Dokunulmazlıklar kaldırıldı ama henüz beklendiği gibi ciddi bir somut adım atılmadı. Bunu neye bağlıyorsunuz" sorusuna ise Demirtaş şu yanıtı verdi: "Beklemedikleri bir şeyle karşılaştılar. Bahçeli gibi tıpış tıpış ifade vereceğimizi düşünüyorlardı. Bütün parti örgütlerimiz, teşkilatlarımızla mahalle mahalle örgütlenme, bilgilendirme çalışmaları yapıyoruz. Halkımız bu konuda çok duyarlı. Onlar da bunun farkındalar. Bir milletvekilimize zorla dokunduklarında nelerin olacağını görüyorlar. Bunu hesaba katarak adım atacaklardır. Hiç onlara tavsiye etmeyiz. Adil yargılama olmayacağını biliyoruz. Kendi ayağımızla ifade vermeye gitmeme kararımız ısrarlı bir şekilde devam ediyor. Tebligatlar geliyor ama savcılar zorla getirme kararı çıkarmıyorlar. İfadelerimizi almadan dava açacaklar. Eski heveslerini kaybettiler. HDP ve HDP kitlesi bu konuda gerçekten duyarlı; halkın sahiplenmesi muazzam olunca soğumaya bıraktıkları görülüyor. Doğrusu, biz de her türlü hazırlığımızı her an her şey olacakmış gibi sürdürüyoruz."


AKP kaybetti, kazanan Kürt halkı 

Erdoğan ve AKP sözcülerinin her gün büyük bir zafer kazandıklarını ilan eden konuşmalar yaptığını hatırlatan Demirtaş, Bahoz Erdal ile ilgili algı operasyonunu da hatırlatarak, "Savaşı devam ettirebilmelerinin tek yolu, 'PKK bitti bitecek' algısını toplumda diri tutmaktır" dedi. "Yönettiği şehirleri bu kadar aleni yakıp yıkan bir hükümet eğer geride sadece bıraktığı harabelerle övüyorsa yine bir zafer yok" diyen Demirtaş şöyle devam etti: "Biz de Cizre'ye, Silopi'ye, Yüksekova'ya gittik, iftar yemeklerine katıldık, Cumhurbaşkanı da gitti. İki fotoğrafı yan yana koyun, tam olarak kimin zafer elde ettiğinin cevabı o fotoğraflardadır. Gizli şekilde, iftar programı bittikten sonra açıklanacak şekilde kışlada, -Silopi'deki kışla mıdır, onu da bilmiyoruz- iftar açabildi. Biz ise halkın bağrında, yıkıntılarda açtık. Dolayısıyla burada da kaybedenin kim olduğu belli. AKP savaşta kaybetmiştir, kazanan Kürt halkıdır."


Kürt halkı sahte barıştan bıktı

"Umarım, tez zamanda akılları başlarına gelir de Kürt halkıyla stratejik barışı önlerine koyarlar" diyen Demirtaş, "Bu denli yıkımdan sonra, ille de gündeme gelecekse 'Çözüm Süreci'nin tekrar etmesi için ne lazım?" sorusuna şu karşılığı verdi: "Daha güvenli adımlar gerekir. Sayın Öcalan İmralı'da 'Bu aşamadan sonra görüşmeleri benzer formatta sürdürürsek müzakere değil, gevezelik etmiş oluruz' demişti. Ciddi müzakere niyeti ortaya konursa, gözlemcisi ve resmi yasasıyla, tarafların muhataplığıyla, çözüm projesi ve dosyalarıyla, Sayın Öcalan'ın silahları da kontrol edebileceği başmüzakereci olarak tanınmasıyla Kürt halkı tabii ki barış ister. İnsan dostuyla değil, düşmanıyla barışır. Yeter ki ciddi, samimi olsun. Kürt halkının bıktığı şey, sahte barıştır. Kürt halkı barışa hasrettir. Bu ciddiyetle yaklaşılırsa karşılık verecektir."


Herkes güvenliğini almalı

Geçtiğimiz haftalarda tutuklama listeleri gibi 'infaz listeleri' olduğunu söyleyen Demirtaş, bir soru üzerine şu uyarıyı da yaptı: "Herkes kendi güvenliğini almalı. Medyada, akademi alanında, sanat çevresinde gözaltı ve tutuklamalarla toplum sindirilmek isteniyor. IŞİD, Hizbulkontra eliyle de siyasi suikastlar planlıyorlar. Şahsın ve belediye eşbaşkanlarına dönük denediler ama başarılı olamadılar. Vazgeçmiş değiller. Herkes kendi güvenliğini almalı. Biz mesela her toplantıda, gelenlerde üst, çanta araması yapıyoruz; basit örnek olarak veriyorum. Herkes kendisinin, binasının, evinin güvenliğini almalı. Vahşi terör örgütü elini kolunu sallayarak geziyor ve hükümet de ciddi bir şey yapmıyorsa, tedbirli davranmamız lazım."





Asla izin vermeyeceğiz


DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel de kayyuma asla izin vermeyeceklerini belirtti. 

Tuncel, partisinin Batman’daki halk toplantısında konuştu. "Halkımızın bin bir emek kazandığı belediyelerimize göz dikmişler" diyen Tuncel, "Her gün arkadaşlarımıza yönelik gözaltı baskı ve siyasi soykırım operasyonları yapıyorlar. Bugün Mazıdağı Belediyesi Eşbaşkanlarımız da devlet tarafından görevinden uzaklaştırıldı. Batman Belediye Eşbaşkanlarımız da görevden uzaklaştırıldı. Bütün bunlara rağmen belediyelerimizin halkına yönelik hizmetlerini engelleyemediler. Halkın iradesini engelleyemediler" diye belirtti. 

"Kayyum atayacaklarmış. Bu kayyum gelecek Batman’ı yönetecek. Bu mümkün mü?" diye soran Tuncel, şöyle devam etti: "Yüzde 70 oyla seçilen Batman Belediyesi Eşbaşkanı'nı hukuksuz bir şekilde görevden alacaksın, hizmet etmesini engelleyeceksin, sonra da atanmışlarına yetki vereceksin, gelip belediyelerimize el koyacaklar. Buna biz izin verir miyiz? Bu halk buna izin verir mi? Vermez. Mesele belediye eş başkanlarımız ve meclis üyelerimiz değil, mesele halkın iradesidir. Halk kendi iradesine sahip çıkacaktır. Kayyuma izin vermek faşizme boyun eğmek demektir. Buna izin vermek demek Erdoğan’ın biat kültürüne yol vermek demektir. Biz buna asla yol vermeyeceğiz."