AKP’nin iktidarı boyunca İş Cinayetlerinde yaklaşık 20 bin 500 işçi yaşamını yitirdi. Yıllar süren bir savaşta bu kadar insan ölmeyebilir; ancak Türkiye’de, sadece iş cinayetlerinde ölen insan sayısı bu. OHAL/KHK rejimi ise güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarını daha da ağırlaştırdı ve yaygınlaştırdı.
ZABEL MİRKAN
- Fevzi 46 yaşındaydı, TTK Karadon’a bağlı ocakta -460 kotta degaj püskürmesinde kömür postasının altında kaldı.
- Şahin 10 yaşındaydı, Perşembe Pazarı’nda turistlere çiçekten yapılma taç satıyordu, Haliç’e düştü.
- Nadide 43 yaşındaydı, İstanbul’da çalıştığı bankada performans yetersizliği nedeniyle unvanı düşürüldü, işsiz kalma korkusuyla itiraz edemedi, beyin kanaması geçirdi.
- Mustafa 65 yaşındaydı, Atakum’da inşaatın dördüncü katında çalışırken asansör boşluğuna düştü.
- Kadir 18 yaşındaydı, Beykoz’da enerji nakil hattında çalışırken elektrik akımına kapıldı.
- Nildanur 13 yaşındaydı, Kızıltepe’den Hendek’e çalışmak için gelmişti, fındık bahçesine gittikleri traktör şarampole devrildi.
- Abdullah Suriyeli bir işçiydi, Bornova’da plastik atık havuzuna düştü.
- Selahattin 23 yaşındaydı, ataması yapılmayan sosyal bilgiler öğretmeniydi, “umudumu, ışığımı kaybettim” notu bırakarak intihar etti.
20 bin 500 işçi yaşamını kaybetti
Güvencesiz çalışmayı bugünün çalışma ve yaşam disiplini haline getiren AKP’nin iktidarı boyunca İş Cinayetlerinde yaklaşık 20 bin 500 işçi yaşamını yitirdi. Yıllar süren bir savaşta bu kadar insan ölmeyebilir; ancak Türkiye’de, sadece iş cinayetlerinde ölen insan sayısı bu. OHAL/KHK rejimi ise güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarını daha da ağırlaştırdı ve yaygınlaştırdı.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) raporlarına göre 2017 yılında İş Cinayetleri sonucu 2006 işçi yaşamını yitirdi. İSİG’in erişebildiği “İş Cinayeti” verilerinin de çok büyük kısmı yasadaki adı “iş kazası” olan ani gelişen olaylardan oluşmaktadır. ILO verilerine göre 1 “iş kazası sonucu ölüm” karşılığında yaklaşık 6 “işle ilgili hastalık sonucu ölüm” olmaktadır. Bu durumda, ILO verileri baz alındığında, Türkiye’de 2017 yılında 12.000 işçinin işle ilgili hastalıklardan ölmüş olabileceği görülmektedir. Meslek hastalıkları ise buzdağının görünmeyen kısmı...
İş kolları, cinsiyetleri ve yaş grupları
2017 yılında iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden 2006 işçinin çalıştıkları iş kollarına, ölüm nedenlerine, cinsiyetlerine, yaş gruplarına ve yaşadıkları şehirlere dair bilgiler ise şöyle:
* 116 kadın ve 1890 erkek işçi
* 18’i 15 yaş altında olmak üzere 60’ı çocuk işçi
* Çoğunluğu Suriyeli olmak üzere 88’i göçmen/mülteci işçi
* 230 işçi İstanbul’da, 93 işçi İzmir’de, 88 işçi Bursa’da, 79 işçi Antalya’da, 72 işçi Konya’da, 71 işçi Kocaeli’nde, 67 işçi Ankara’da, 65 işçi Manisa’da, 62 işçi Adana’da ve 52 işçi Denizli’de yaşamını yitirdi.
* Ölüm nedenlerinin 446’sı trafik/servis kazası, 347’si ezilme/göçük, 317’si yüksekten düşme, 183’ü kalp krizi/beyin kanaması, 164’ü şiddet ve 135’i elektrik çarpmasıydı.
* Metal, madencilik ve enerji iş kollarında ise ölümler arttı.
OHAL/KHK rejimi
OHAL/KHK rejimiyle örgütlü işçiler dahi haklarını savunamaz hale geldi. “OHAL’i grev tehdidi olan yere müdahale için kullanıyoruz” sözleri sebepsiz değildi. Yetkililerin gözünde işçilerin yaşamı, sermaye birikiminin yanında önemsiz bir detay oldu her zaman.
İhmaller zinciri asla bir yerde, bir kez onarılmak istenmedi. Bu zincirlerin sonunda büyük çarpışmalar, patlamalar yaşandı. Soma Katliamı, bu patlamalardan sadece biriydi. Soma’da Türkiye tarihinin en büyük iş cinayetlerinden birisi yaşandı.
Soma 301 madenciye mezar oldu
13 Mayıs 2014 günü, Soma Kömürleri A.Ş. tarafından işletilmekte olan Eynez Maden Ocağı’nda yaşanılan faciada 301 işçi hayatını kaybederken 162 işçi hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandı. Yaşanan facia, ülke gündemine oturdu. Siyasi iktidar temsilcilerinin “en iyi maden” diye övdüğü Eynez Maden Ocağı’nda yaşanılan facia, kimilerince “fıtrat” olarak nitelendirilse de; yaşanılan facianın göz göre göre geldiği, işveren tarafından para hırsı ile insan hayatının hiçe sayıldığı raporlarla sabitlendi.
Tiyatro oyununa dönüşen dava
Soma Davası ise 2 buçuk yıldan fazladır sürüyor. Faciadan sonra başlatılan adli süreçte, aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdür Ramazan Doğru ile İşletme Müdürü Akın Çelik’in de aralarında bulunduğu 8 kişi tutuklandı. Facianın birinci yıldönümüne iki ay kala 2 Mart 2015 tarihinde iddianame Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianamede, tutuklu 8 kişi için, ‘olası kastla öldürme’ suçundan 301 kez 20- 25 yıl, ‘neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçundan 162 kez 2- 6 yıl hapis cezası istendi. Tutuksuz 38 sanık için de, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 2-15 yıl hapis istendi. Ancak bu kişilerden 25’inin cezalarının, kusur durumu nedeniyle 3’te 1 oranında artırılması talep edildi.
25 Aralık 2015 tarihindeki duruşmada, tutuklu sanıklardan maden mühendisleri Hilmi Kazık ve Yasin Kurnaz tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Son bilirkişi raporundaki suçlamalar nedeniyle Alp Gürkan, Hayri Kebapçılar, Mustafa Yiğit, Murat Bodur, Haluk Sevinç, hakkında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Davanın Seyri
Adli soruşturma sonrasında Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde adli yargılama sürdüğü sırada, katliamdan sonra Soma’da da İş Mahkemesi kuruldu. 301 madencinin annesi, babası, evliyse eşi ve çocukları adına İş Mahkemesi’ne tazminat davaları açıldı. Yerel mahkeme, kendilerine yapılan taleplere göre ailelere tazminat ödenmesine karar verdi. İş Mahkemesi, ayrıca Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin yanı sıra, maden ocağının ruhsat sahibi olan Türkiye Kömür İşletmelerini (TKİ) de sorumlu buldu. Soma İş Mahkemesi’nin verdiği tazminat kararlarına hem şirket, hem de TKİ itirazda bulundu.
Yargıtay 21’inci Hukuk Dairesi ise 2017’nin Temmuz ayında davanın genel havasından farklı bir karar verdi. Ölen işçilerden Murat Avcı’nın kızı Merve Ceylan’a 125 bin TL tazminat ödenmesi kararını oy birliğiyle onadı. Onama gerekçesinde, “Aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Toplumu derinden etkileyen facialarda, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarında caydırıcılık unsurunun öne çıkması gerektiği kabul edilmelidir” denildi. Aileleri sevindiren bu onamanın, facia mağdurlarının tazminat davaları için emsal olacağı belirtildi. Aile tazminat miktarlarını mahkemenin üst yüklenici olarak kabul ettiği Türkiye Kömür İşletmeleri’nden tahsil etti.
Davanın 2016’da görülen 13. duruşmasında mahkeme ilk olarak ek bilirkişi raporunu bildirdi. Bilirkişiler ana bilirkişi raporunda teknik ve idari sorumluların belli olduğunu ifade ederek, “Soma faciası benzersiz bir iş kazasıdır. İhmaller dizisidir,” demişti. Ek bilirkişi raporunda sanık avukatlarının sabotaj ve bant yangını iddiaları kesin bir dille reddedilirken, bant yangınının önceden öngörülebileceği ve basit önlemlerle engellenebileceğine dikkat çekilmiş, ayrıca olası bir bant yangınının iddia sahiplerine ek sorumluluk getireceği vurgulanmıştı.
Ve karar: Taksirden ceza
Soma davasında dün karar açıklandı. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde üç yıldır süren, 5’i tutuklu 51 sanığın yargılandığı davada kararının 9 Temmuz 2018 Pazartesi günü açıklanması bekleniyordu. Ancak heyetteki hakimlerden birinin sağlık durumunu gerekçe gösterilerek duruşma 11 Temmuz Çarşamba gününe ertelendi. 301 işçinin hayatını kaybettiği iş cinayeti davasında mahkeme heyeti üç yıl sonra kararını açıkladı. Kararda tutuklu sanıkların da aralarında bulunduğu 14 kişiye hapis cezası verdi, 37 kişi beraat etti. Madenin sahibi Alp Gürkan beraat etti, oğlu ise “taksirli öldürme” suçundan 15 yıla mahkum edildi.
Mahkeme heyetinin tepki toplayan kararı şöyle:
Maden sahibi Can Gürkan: Taksirle öldürme suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca 3 yıl maden işletme işinden yasaklanmasına, tutukluluk halinin devamına.
Genel Müdür Ramazan Doğru: Taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis ile cezalandırılmasına, cezanın teşdiden 22,5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, tutukluluk halinin devamına.
İşletme Müdürü Akın Çelik: Taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis ile cezalandırılmasına, cezanın teşdiden 22,5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılmasına, tutukluluk halinin devamına.
İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı: Taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis ile cezalandırılmasına, cezanın teşdiden 22,5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, tutukluluk halinin devamına.
Maden Mühendisi Ertan Ersoy: Taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis ile cezalandırılmasına, cezanın teşdiden 22,5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılmasına, tutukluluk halinin devamına.
Karar heyetinize ait, biz ailelerin yanındayız
Cezaların taksirden verilmesi nedeniyle avukatlar, “Karar heyetinize aittir, biz ailelerin yanındayız,” diyerek ailelerin bulunduğu alana geçti. Aileler heyete tepki gösterdikten sonra ise heyet salonu terk etti. Heyetin salonu terk etmesi üzerine Avukat Can Atalay: “O kararı yüzümüze okuyacaklar! Buradayız!” dedi.
Madenci anneleri Ankara’ya yürüyecek
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin ölümüyle ilgili görülen davada çıkan karara aileler sert tepki gösterdi. Madenci yakınları yarın Soma’da madencilerin defnedildiği mezardan toprak alarak Ankara’ya yürüme kararı aldı. Madenci annesi Fatma Malkoç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Tek başkan oldu. Şimdi rahat uyusun” sözleriyle tepki gösterdi.
Madende yaşamını yitirenlerden Mustafa Kaya’nın eşi Naciye Kaya, gerçek sorumluların yargılanmadığını belirterek, “Denetlenmeye gelen müfettişler, denetlemeden giden müfettişler, yani bu madene ‘dünyanın en güveni madeni’ diyen dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız, maden şirketinin patronu Alp Gürkan yargılanmıyor. ‘Balık baştan kokar’ derler ya.. Ne gelse de onlara dokunmuyorlar. Zenginsen adalet var, fakirsen yok. Adalet arayışımız zaten eşlerimizi getirmeyecek. Ama bir daha bu acılar yaşanmasın diye sonuna kadar gideceğiz, ölmek var dönmek yok” dedi.
Bize oyun oynandı
Soma faciasında eşi Mustafa Korkmaz’ı kaybeden İmran Özen, 9 Temmuz’da görülmesi beklenen karar duruşmasının mahkeme heyetinden bir üyenin rahatsızlığı gerekçesiyle ertelenmesini hatırlatarak, “Çocuklarımın babası için buradayım. Bize bir oyun oynandı. Savcı rahatsızlanmış, inanmıyorum. İnşallah yargılanırlar adilce. 301 cinayeti önemli çünkü başka cinayetler istemiyoruz. İş cinayetleri son bulsun” diye konuştu.
Ölürse Allah’ın emri
Faciada eşi Adem Varol’u kaybeden Gülender Varol da, davanın 4 yıl gibi uzun bir sürede gerçekleşmesinin kendilerini yorduğunu belirtti. Varol, “Biz zaten ihtiyacımız olmasa yerin yedi kat altında çalışır mıydık? Benim eşim kilometrelerce aşağıya gidip çalışıyordu. Asansör vardı ama yük taşımak için kullanılıyordu. Sığmıyorlarmış, malzeme koyuyorlarmış. İnsan hayatını, köylü kısmını çok ucuz görüyorlar. ‘Nasıl olsa burada çalışmaya mecbur, ölürse de ‘Allah’ın emri’ diye ölecek. Ölmese de çalışacak. Madende çocuk çalıştıracak kadar insafsızlar. Kalkıp da 18 yaşından küçük çocuğu neden aldı?” diye sordu.
Türkiye’de yaşadığıma utanıyorum
“Çocuklarımızın değeri 15 seneymiş” sözleriyle tepki gösteren Bilal Malkoç’un annesi Fatma Malkoç da, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Tek başkan oldu. Şimdi rahat yatsın. ‘301’in ağzını susturdum ben’ diyerek rahat yatsın. Bizim evlatlarımızı elimizden aldı. Bizim ne yaşadığımızı anlaması için Allah onlara da mı aynı acıyı yaşatsın. Ölümüne kadar gideceğiz. Yolda ölürsek, cenazemizi kıyıya kaydırıp atsınlar. Gidiş var dönüş yok” diye konuştu.
Yaşamını yitiren bir madencinin fotoğrafını gösteren Malkoç, “Bu 29 yaşındaydı. Buna 15 sene ceza kestiler. Cumhurbaşkanı, tek başkan duysun bizim sesimizi. 3 yıl madencilik yapmaması için ceza verdiler. 3 yıl sonra bir 600 kişi daha öldürecekler. Kolumuzu kanadımızı kırdılar. Türkiye’de yaşadığıma utanıyorum. Bayrağın altında oturmaya utanıyorum ben utanıyorum. İnsana değer yok. Gariban ölsün diyor. Zengine değer var, fakire değer yok. Para ile satın almışlar hakimi. O hakim Elbistan’ı bitirdi, burayı da bitireceğini sanıyor. Bitiremeyecekler.”