Küba Devrimi’nin efsanevi lideri Fidel Castro öldü. Kürtleri hep ezmiş olan Saddam’ın ve Mustafa Kemal’in “aziz hatırasının" yüzü suyu hürmetine modern TC’nin yanında yer almış olmasına hiç üzülmemeli. Kürt gerçekliği bambaşka. Neyse...

Aklımda Francis Ford Coppola’nın ünlü Baba filminden bir sahne var. Michael Carleone büyük kumarhaneler ve ABD sermayeli büyük batakhaneler açmak için kendisi gibi bir grup “iş adamıyla" Küba’ya gider. Onu davet eden müstakbel Kübalı ortağı gelecek zengin ve güçlü günlerini anlatıp durur. Küba muhteşem güzelliği ve kültürüyle Carleone’yi çok etkilemiştir. Ama Havana’yı gezerken tanık olduğu bir olayı unutamamaktadır. Küba’daki geleceğin karanlık olduğunu hissetmektedir adeta. Bu yüzden ortağı kadar iyimser değildir.  

Michael(Al Paçino) “peki, ya isyancılar?" diye sorar ona. 

- "İsyancılar mı, ne olmuş onlara?" 

- "Bugün askerler bir arabayı durdurup arama yapmak istedi, arabanın içinden çıkardıkları adam üzerindeki bombayı patlattı. Sonuçta Yüzbaşı ve üç asker öldü." der.

- "Biz işimize bakalım, bize ne isyancılardan" diye cevaplar ortak.

"Kazanabilirler!" der Carleone, tek kelimeyle. 

"İsyancılar" diye geçen, devrimci hükümette devlet başkanı olan Castro, maliye bakanı olan Che ve arkadaşlarıdır. Küba’yı ABD’nin bir kumarhaneler ve kerhaneler merkezi yapmak isteyenlere karşı “isyancılar" kazanmıştır. Diktatör Batista ise tasını tarağını toplayıp terk eder ülkeyi.

Benzetme yapmak gibi olmasın ama bugün Türkiye de derin bir ekonomik kriz içinde. Üstelik öyle 2001 krizindeki gibi Ecevit’e atılan “yazarkasaya" da fit olunacak gibi değil. Erdoğan Batista’dan daha zalim ve kanlı bir diktatör. Kürdistan ve Türkiye de Küba değil; ama durum AKP için çok vahim. Bakın Erdoğan ne demiş:"Türkiye bir ateş çemberinden geçiyor, bu mücadelenin adını doğru koymak lazım yeni bir kurtuluş savaşı veriyoruz. İçinde bulunduğumuz durumun tek adı budur. Tek cephede de değil, askeri, siyasi, askeri, sosyal, ekonomi her alanda veriyoruz bu mücadeleyi." 

Ortada karşılıklı bir “kurtuluş" arzusu var ama kim kimden kurtulacak, ona tarih ve halklar karar verir herhalde. Üstelik Erdoğan’ın tahrip gücü ve yarattığı dejenerasyon da misliyle. Tüm ülkeyi her gün ırzına geçtiği bir kerhane, dahası bir mezarlığa (“huzur"dan kastı bu.) dönüştürmek istiyor.  

Ama bugünlere dair bir şey daha var ki, bu ülkede de “isyancılar" var. Ve bu isyancıların yıldönümü içerisindeyiz. Ne içişleri bakanları, başvekil hazretleri, ne genel kurmay başkanları, hepsi tıpatıp aynı tantanaları söyleyip söyleyip emekli oldular birer birer. Kim hatırlıyor onları? Kim hatırlıyor Ünal Erkan’ı ya da bunalımda olduğu söylenerek kafasına bir mermi sıkıverdiği söylenen Hayri Kozakçıoğlu’nu? Mesela ben en çok operasyonlara katılan “gazeteci" tipleri hatırlıyorum. Ama bir benle olmuyor ki, birer hiç olarak ne ettilerse kendilerine edip çekip gittiler hayatlarımızdan. Çok da önemli değil nerede oldukları. 

Vaktiyle epey kallavi laflar etmişlerdi hem. “Bu kış bitireceğiz"den, "kökünü kazıdık"a kadar bugün Süleyman Soylugillerin büyük belagat sandıkları teraneleri onlar kamyon kamyon ettiydi. Ama PKK 39. yılında baki. Üstelik artık bu işin Rojava’sı var, Şengal’i, Sur’u, Cizre’si var. 

Binler değil yüz binden fazla PKK’li var. “PKK biziz!" diyen on milyonlar var. Hem de öyle gücü kadın ve çocuklara yeten  “heybetli" generallere eyvallah etmeyecek bir halk gerçekliği bu dediğim. 

Ateş çemberinden geçiyoruz diyen TC ile PKK’yi karşı karşıya koyun; askeri, siyasi ve hatta ekonomik olarak güç ölçümü yapın. O zaman bu ülkeyi geleneksel olarak yönetenlerin ne denli sefil ve başarısız “kişilikler" olduklarını göreceksiniz.  

Sözü bağlıyorum. 25 Kasım’dan 27 Kasım’a bunca OHAL ve baskıya rağmen kadınlar tecavüz yasalarıyla ülkenin kalan onur kırıntılarını da ayaklar altına almak isteyen Erdoğan tiranizmine dur dediler. PKK de kazanabiliriz de değil, “kaçarı yok, bu yıl kazanacağız!" diyor. Görevi reis-cumhur olan Tayyip Erdoğan’ın “ateş çemberinden geçiyoruz" sözü boşuna değilse el-hak doğru. Kastettiği, 38.yılında da söndüremedikleri Mazlum Doğanların ateşidir zahar...