HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Avrupa’da karar verici kurumların, AKP’nin Kürdistan’daki katliamlar ve tecrit karşısındaki sessizliğine rağmen, Avrupa’da boş durulmaması gerektiğini çünkü kazınılması gereken önemli mevzilerin olduğunu söyledi.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi ve HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü geçtiğimiz hafta HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ile birlikte, hem Kürdistan’daki devlet katliamları hem de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrite karşı Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nde temaslarda bulundu.


Anlaşma sonucu susuyorlar

Gazetemize konuşan Kürkçü, Avrupa devletleri ve kurumlarının sessizliğinin nedenlerini sıralayarak, “Birincisi Türkiye, 2015 Temmuzu’nda NATO’yu toplantıya çağırdı. DAİŞ‘i gerekçe gösterdi ama PKK’nin silahlı mücadeleye başladığını söyleyerek NATO’nun arkasında durmasını istedi. NATO çeşitli çekinceleri olsa da kabul etti. İkincisi İncirlik Üssü DAİŞ’e karşı kullanılmak üzere Amerika’ya verildi. Üçüncü olarak da  Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’yi ziyaret etti. 3 Milyar Euro karşılığında göçmenler Türkiye’de kalacak. Bu da Almanya’nın sessizliğinin nedenidir. Türkiye böylece NATO, Amerika ve Almanya’nın sessizliğini satın aldı” diye konuştu. 


Eylemlerin diplomasiye etkisi var

Hükümetlerin bu anlaşmasına karşılık demokratik çevrelerin harekete geçmesi gerektiğini, bunun da Kürtlere ve dostlarına kaldığını ifade eden Kürkçü, yeterli olmasa bile eylemlerin yürüttükleri diplomaside etkilerini şöyle dile getirdi:

“Biz, Avrupa Konseyi’nde 2 üye ile temsil ediliyoruz. Ama 7 üye ile temsil edilen partilere göre itibarımız daha fazla. Bu itibarımızı Avrupa’daki hareketliliğe borçluyuz. Sol grubun akşam yemeğinde Gürcistan milletvekili bana ‘Konsey’in karşısında iki tane çadır vardı. Biri Gürcistan’ın çadırı bir tanesi de Kürtlerin çadırıydı. Bizimkisi sadece çadır, kimse yok, Kürtlerinkinde ise yüzlerce kişi vardı. Açıkcası imrendim’ dedi. Yani bu eylemler gereklidir ama yetmez.”

Eylemlerin yanısıra Avrupa kamuoyunu, sivil toplum kuruluşlarını, insan hakları ve siyasi çevrelerle ilişkilenmenin önemine de dikkat çeken Kürkçü, “Mesela bir karar tasarısı çıkarmak için 20 imza gerekiyor. Biz 22 imza aldık bu sayıyı daha yukarı çıkarmak istiyoruz. Bir imza alabilmek için iki saat boyunca ne olduğunu anlatmak zorunda kaldım. Çünkü tamamen tek yanlı bilgileniyorlar. Ana akım medya, Türk basınının ve Türk devletinin verdiği bilgiler çerçevesinde görüyorlar. Türkiye‘deki tek yanlılık dünyaya da yansıyor. Bunu düzeltmek bizim gibi siyasilerin, demokrat çevrelerin ve Kürt halkının işi. Özellikle Fransa ve Almanya gibi merkezi devletlerden kazanılacak çok mevzi var hiç boş durmamak gerekiyor. Buraya geldikten sonra HDP‘nin diplomasiye daha çok önem vermesi gerektiğini gördüm” diye konuştu.


Türkiye’ye kredi verilmiş

Avrupa’daki karar organlarının Kürdistan’daki durum ve tecrit hakkında bilgi sahibi olmamasının imkansız olduğunu belirten Kürkçü, “Başınızı öbür tarafa çevirmezseniz, görmemezlik edemeyeceğiniz şey. Belli ki Türkiye’ye altı veya sekiz ay içinde bunu hallet diye bir kredi verilmiş. Fakat en önemli etken halkın direnişidir. Tabii ki çok ağır bedeller ödeniyor. Saldırılar boşa çıkacak ve bir iki ay içinde bütün dünyanın Türkiye’yi yeniden konuşmaya başlayacağını düşünüyorum” dedi. 



‘Mandela için yapılan eylemleri hatırlatıyor’


Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nde görüşmelerde yer alan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Avrupa’da Kürdistanlıların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın içinde bulunduğu tecrite karşı yaptıkları eylemlerin, kendisine Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela’nın özgürlüğü için yapılan eylemleri hatırlattığını söyledi. 

Kerestecioğlu “1985 yılında Londra’ya dil eğitimi için gitmiştim.  Bir yıl kadar orada kaldım. O dönem ‘Nelson Mandela’ya Özgürlük’ adı altında, Günez Afrika Konsolosluğu’nun önünde uzun süreli oturma eylemleri yapılıyordu. O dönem Türkiye’de 12 Eylül sonrası bir süreçti ve çok karanlık bir dönemdi. Kendimi haksızlığa karşı odaklamıştım. Bu nedenle zaman buldukça bu eylemlere katıldım. Ben hümanist bir insanım. İHD’nin ilk kurucu üyelerindenim. Bu anlamda tecrite karşı olduğum için destek vermiştim. Avrupa Konseyi önündeki oturma eylemi bana o günleri hatırlattı. Mandela içinde  ‘terörist’ diyorlardı.  Öcalan için de öyle söyleniyor. Ancak bununla bir çözüme ulaşılmayacağı ortada. Türkiye’de de eninde sonunda barış masasına geleceğine inanıyorum” dedi.  



ERKAN GÜLBAHÇE/STRASBOURG