KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Cizre’deki saldırıya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, AKP’nin asayiş adı altında Kürt halkına saldırdığını, Cizre’deki olayın da bu saldırıların devamı niteliğinde olduğunu belirtti.
Kısa süre önce AKP Hükümeti’nin Hüda-Par ve kimi partilerle yaptıkları görüşmelerin ardından böyle bir saldırının gerçekleştiğine işaret eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı şunları ifade etti:
“Bilindiği gibi yakın zamanda Bülent Arınç, Hüda-Par ve PKK karşıtı partilerle görüşerek süreçte muhatabın sadece PKK olmadığını söylemiştir. Bu saldırının bu görüşmeden sonra gelmesi de manidardır. Daha önce Başbakan Erdoğan’ın Hüda-Par’la yaptığı görüşmeden sonra da birçok yerde yurtseverlere saldırılmış, bir yurtsever katledilmiş ve birçoğu da yaralanmıştır.

AKP cesaretlendirdi

Hüda-Par olarak adlandırılan bu çevreler cesareti AKP hükümetinin politika ve yaklaşımlarından almaktadır. Yoksa Kürt Özgürlük Hareketi’nin kendilerine yönelik bir tutum ve saldırısı olmamasına rağmen bu tür saldırılarda ısrar edilmesi Hükümetin yaklaşımlarından ayrı görülemez. Hükümetin 40’tan fazla yurtseverin katledildiği olayların hiçbirinin faillerini bulmazken 3 Hüda-Par’lıyı öldürdükleri iddiasıyla onlarca yurtseveri tutuklaması da bu saldırıları cesaretlendirmiştir. Hüda-Par’lılar Amed ve başka yerlerde birçok yurtseveri katletmelerine rağmen devlet tarafından korunmaları söz konusudur. Hüda-Par’lıların ölümü dışında hiçbir ölümle ilgilenmemeleri, onlarca cinayetin sorumlularını bulmamaları başka bir anlama gelmemektedir.”

Asayiş deyip oyalıyor

Çözüm süreciyle ilgili Kürt tarafının “müzakerelere hemen başlansın” dediği bir süreçte AKP Hükümeti’nin bu tür provokasyonlarla gündem saptırıp seçime kadar oyalama politikasını izlediğini kaydeden KCK, “PKK ve Hüda-Par çatışmasını gündeme koyma, bu konuyu sürekli işleme ve tartışmayla zaman tüketme ve aşındırmanın amaçlandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir amaç da sürekli asayişsizlikten söz ederek bu tür provokasyonlara zemin yaratıp daha sonra da asayişin olmadığı yerde müzakere ve çözüm olmaz propagandası yapıp seçime kadar oyalamayı meşrulaştırmayı hedeflemektedir” dedi.
AKP Hükümeti’nin bir yandan bu tür saldırılarla Kürt sorunu konusundaki sıkışmışlığını aşmak diğer taraftan da halkı sindirmeyi amaçladığını kaydeden KCK, “Cizre saldırısı ortaya koymuştur ki, Hüda-Par denilen çevreler 1990’lı yıllarda olduğu gibi derin devlet ve istihbarat örgütleri tarafından kullanılmaktadır. 90’lı yıllarda hizbulkontra, JİTEM ve başka derin devlet operasyonlarıyla halkın mücadelesi ezilip ‘asayişin’ sağlanması hedeflenirken, şimdi de Hüda-Par ya da başka yönlendirilmiş kesimlerle halka saldırıp asayişi sağlamayı hedeflemektedirler. Asayişten maksatları, halkın direnişinin ve örgütlülüğünün dağıtılıp sindirilmesidir. Cizre saldırısıyla birlikte Hükümetin asayişten ne anladığı bir daha görülmüştür” ifadesini kullandı.

Hem suçlu hem güçlü

Hüda-Par çevrelerine de seslenen KCK, “bu çevreler Kürt Özgürlük Hareketi’ne düşmanlıktan ve hem saldırıp hem de mağdurları oynayarak saldırganlıklarına gerekçe yapmaktan vazgeçmelidirler. Bunu yapmadıkları takdirde demagojik olarak kendilerini mağdur gösterme numaraları hiç kimse tarafından inandırıcı bulunmayacaktır” dedi.

Kürt halkı tutum almalı

KCK Kürt halkına da şu çağrıda bulundu: “Tüm halkımız Hüda-Par’ın devlet tarafından kullanıldığı ve bu güçlerin de Kürt Özgürlük Hareketi’ne düşmanlıktan vazgeçmediğini görerek Cizre’de ya da başka bir yerde halka bir saldırı olduğunda Kürdistan’ın tüm şehirleri ve kasabaları ayağa kalkmalı, saldırganlara tutum koyarak saldırıya uğrayan halkımıza sahip çıkmalıdır. Saldırganlar halkın bu tutumunu görmeli ve saldırı cesaretleri kırılmalıdır. Önderliğimizin Özgürlük Hareketi sürekli Kürt sorununu çözme ve demokratikleştirme çabası gösterirken, bunun için yıllardır büyük fedakarlıklar yaparken, sürekli halkımıza saldırılarak öldürülmesi ve tutuklanması kabul edilecek bir durum değildir.
Önder Apo, müzakere taslağı sunarak Hükümeti çözüme zorlarken, Hükümet ise çabaları boşa çıkarıp oyalamayı sürdürerek seçime sıkıntısız ulaşmayı hedeflemektedir.”