Başlık uzun oldu. Okurlarım ve editörüm kusura bakmasın. Türkiye ve Kürdistan’ın gündemi her saat başı değişiyor.
İlk önce KCK Bildirisinden bahsedelim. Hiç kimse sağa sola çekmesin. KCK bildirisi gayet açık. KCK diyor ki; “Bu güne kadar hep sorunun çözümü sürece yayılarak çürümeye bırakıldı. AKP Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda adım atacağını Türkiye halklarına taahhüt etmesi, HDP ve diğer partilerin içinde bulunan bir heyetin Önderliğimizle görüşmesi, Önderliğimizin başta kendi örgütü olmak üzere parlemento içi ve dışındaki partilerle, Aleviler başta olmak üzere demokratikleşme ve kendi sorunlarının çözümü konusunda görüş sahibi olan topluluklar, sivil toplum örgütleri, aydınlarla görüşmesinin sağlanması halinde bizde elimizden geleni yapacağız”.
KCK bildirisinde devletlerden, Güney Kürdistan örgütlerinden, barış için çaba sarfeden gruplardan, HDP’den gelen talepleri yanıtsız bırakmadığını da açıklığa kavuşturuyor. Kürt sorunun çözümü konusunda devletin atacağı adımlara göre tavır belirle- yeceğini açıkça ortaya koyuyor. Uzun lafın kısası müzakere sürecinin başlatılmasını, sayın Öcalan’a uygulanan tecride son verilmesini, müzakere sürecinde Öcalan’ın başta PKK olmak üzere herkesle görüşme olanağının yaratılmasını istiyor. TBMM’de görüşülen torba yasadan Kürdistan’daki Belediyelere kayyum atanması, Şırnak ve Hakkari’nin ilçe olmasının dört partinin müşterek önergesi ile çıkartılması sürecin başlangıcı mıdır? Bekleyip göreceğiz.
Bacanaklar (Suriye, İran, Türkiye) arasındaki ilişkiler Kürtlerin statü kazanmalarını önlemek amacı ile sıklaştı. Erdoğan-Putin görüşmesinden sonra İran Dışişleri Bakanı Caferi’nin Türkiye ziyareti, TC Başbakanının Suriye devlet başkanı Esad’a karşı yumuşak yaklaşımı, bacanakların ellerini çabuk tutuklarını gösteriyor. Bu bağlamda Baas iktidarı Hasekê’yi havadan bombalarken, TC’de fırtına obüsleri ile PYD mevzilerini vurmaktan geri kalmıyor. Hasekê’de Baas iktidarı adına savaşan İran ve Hizbullahtır. İran ayrıca kendi Kürtlerine karşıda operasyonlarına ara vermiyor. Tam bu sırada Kürt Bölgesel Başkanı’nın Ankara ziyareti ve sonrada Tahran’ı ziyaret etmesi bağımsızlık uğruna bölgesel yönetiminde bu ittifaka dahil olmak istemesini de akıllara getiriyor. Güney Kürtleri böylesine bir bağımsızlık için yaklaşık bir asırdır bedel vermiyorlar.
Dilok’ta (Antep) Şahinbey ilçesinde Kürt düğününe yönelik yapılan saldırıda yaşamını yitirenlerin sayısı 53’e yükseldi. Katliamı resmi olarak üstlenen olmasada izler DAİŞ’i gösteriyor. DAİŞ bu saldırı ile bundan böylede Kürtlere yönelik saldırılarına ara vermeyeceğini, Kürtleri baş düşman olarak hedefine koyduğunu anlatmak istiyor. AKP iktidarının sahte gözyaşları boşunadır. Kürtler kendilerini katledenleri çok iyi tanıyor. Cenaze törenindeki sloganlar katliamı yapanları işaret ediyor. Sivil şehitlerin 29 tanesi çocuk. Katliamı gerçekleştirende 12 yaşlarındaki bir çocuk. Ortadoğu bataklığı çocuk katiller yetiştiriyor. Ortadoğu’da adil bir barış gerçekleştirilmediği sürece bu topraklar daha çok çocuk katiller yetiştirecektir. Dilok’ta yaşamını yitirenlere rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 26 Mayıs 1927’de başlayan Mutki direnişi 25 Ağustos’ta sona erdi.
* 26 Ağustos 1938’de Dêrsim tertelesi başladı. 1938 yılı sonuna kadar 60.000 Kürt katledildi.
* 28 Ağustos 1963’te 45 gün devam eden “Çiyaye Metina” savaşı peşmergenin zaferi ile sonuçlandı. Irak ordusu ve ona destek veren Suriye’nin Yesrip Taburu hezimete uğradı.
* 28 Ağustos 1995’de Özgür Politika Avrupa’da günlük olarak yayınlanmaya başlandı. Kurucuları arasında Kürt Özgürlük Mücadelesinde şehit düşen Enver Polat (Selçuk Şahan) ve Sinan Cemgil Kahraman da vardı.
* 28 Ağustos 1998’de PKK Genelbaşkanı Abdullah Öcalan MED TV’de gazetecilerle yaptığı söyleşide 1 Eylül’den itibaren tek taraflı ateşkes ilan edileceğini söyledi.