KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, 2004 yılında gerillanın başlattığı “1 Haziran Hamlesi”nin 9’uncu yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Rojava'daki duruma dikkat çekerek, Kürt Yüksek Konseyi (Desteya Bilind a Kurd) çatısı altında tüm bölgelerde ortak-demokratik yönetimlerini kurmaya, tek elden yönetilen güçlü bir savunma sistemi ile kazanımlarını savunmak için bugüne kadar yürütülmekte olan tarafsız üçüncü çizgiyi sürdürmeye çağırdı.

Uluslararası Komplo'nun inkar ve tasfiye konseptine karşı Kürdistan gerillası tarafından başlatılan tarihi 1 Haziran Atılımı’nın 9. yıldönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, bu tarihi hamleyle başlatılan aktif savunma sürecinin, düşmanın dayattığı yok etme sürecine önemli bir cevap olup tıkanan Kürt sorununda çözüm arayışını geliştirme yolunda önemli gelişmeler yarattığını vurguladı. Halkın, 1 Haziran hamlesi temelinde gerilla ve serhildan alanlarında geliştirdiği savunma ve direniş sürecinin Kürt sorununda çözümü olmazsa olmaz bir biçimde dayattığı belirtilen açıklamada, "Eğer bugün bir çözüm sürecinden bahsediliyorsa ve Kürt sorununun diyalog yoluyla çözümü gündeme girmişse bilinmeli ki bundaki en büyük faktörler Önder Apo'nun kararlı duruşu ve direnişi ile 1 Haziran Atılımı temelinde Kürdistan Özgürlük Gerillası’nın yürüttüğü direniş, kahraman şehitlerimizin ödediği bedel ve halkımızın gösterdiği fedakarlıktır. Bu nedenle bugün yaşanan gelişmeler 1 Haziran Atılımı’nın bir eseri olarak görülmelidir" denildi.
Kürdistan halkının özgürlük mücadelesini yeni bir aşamaya taşıdığı kaydedilerek, “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi”ne dikkat çekildi: "Bu yeni hamle sürecinin barış ve Kürt sorununda kalıcı çözümü kesinleştirmesi, Önder Apo ve Kürt halkının özgürlük süreci olarak başarıya ulaşması için tüm gerilla güçlerimiz de 1 Haziran Atılımı ruhuyla sürece yaklaşacak ve halkımızın yıkılmaz iradesini temsil edecektir.”

Rojava'daki direniş

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında Batı Kürdistan’daki gelişmelere işaret etti ve birlik mesajı verdi: “19 Temmuz 2012 günü Rojava halkının kendi öz yönetimlerini ilan etmesi ardından bu parçada yaşayan halkımıza karşı çeşitli kesimlerden, çok yönlü saldırılar geliştirilmektedir. Halkımızın kendi öz yönetimlerini kurması ve irade olmasını hazmedemeyen güçler çeşitli gerekçelerle saldırılarını gündemleştirmektedirler. Arap şovenizmi ile Türk devletinin inkar siyaseti ve onların işbirlikçiliğine soyunan bazı marjinal grupların, halkımızın kazanımlarına dönük saldırıları gelişmektedir. Bu saldırılara karşı Rojava halkımızın yürüttüğü irade savaşı çok anlamlı ve tarihsel bir öneme sahip bir direniştir. Öz gücüne dayanan Rojava halkının, gelişen alçakça saldırılara karşı varlığını ve iradesini koruma mücadelesi aynı zamanda bir insanlık mücadelesidir. Başta son dönemde saldırıların yoğunlaştığı yurtsever-kahraman Efrîn halkımız olmak üzere tüm Rojava Kürdistanı'ndaki halkımızın YPG etrafında kenetlenerek göstermiş olduğu bu tarihi direnişi selamlıyoruz. Bu direniş, var olma, irade olma ve özgürleşme direnişidir. Tarihi boyunca büyük zulümlere göğüs germiş Rojava halkının, nereden gelirse gelsin baskılara karşı boyun eğmeyeceğine ve özgür iradesini her koşul altında temsil edeceğine inanıyoruz. Kürdistan Özgürlük Hareketi olarak, içinden geçmekte olduğumuz bu tarihi günlerde Rojava'da halkımızı yalnız bırakmayacağımızı, onların yanında olduğumuzu ve bu kutsal direnişlerinin başarısı için dayanışma içerisinde olacağımızı vurguluyoruz.

Saldırganlara uyarı

Halkımıza karşı bu hunharca saldırıyı yapan güçleri uyarıyor, saldırılarını durdurmaya, halkımızın haklı davasına ve var olma iradesine saygı göstermeye çağırıyoruz. En kutsal hak olan kendini savunma ile var olma ve özgürce yaşama hakkı dışında bir amacı olmayan halkımıza karşı geliştirilen bu saldırıların derhal durdurulması için ilgili güçleri uyarıyoruz.

Birlik hayatidir

Bölgemizde, ülkemizde ve Rojava Kürdistanı'nda çok tarihsel gelişmelerin yaşandığı bu aşamada, Rojava'daki halkımızın ve siyasi güçlerin birliği hayati bir sorundur. Aralarındaki ayrılıklar ne olursa olsun, Rojava'daki tüm yurtsever-siyasi güçleri birlikte hareket etmeye, Kürt Yüksek Konseyi (Desteya Bilind a Kurd) çatısı altında tüm bölgelerde ortak-demokratik yönetimlerini kurmaya, tek elden yönetilen güçlü bir savunma sistemi ile kazanımlarını savunmak için bugüne kadar yürütülmekte olan tarafsız üçüncü çizgiyi sürdürmeye çağırıyoruz."

Sınır kapısı açılmalı

Rojava halkının desteğe en çok ihtiyaç hissettiği bu dönemde diğer parçalara düşen yurtseverlik görevinin dayanışma içinde olmak, sıkıntılarını azaltmak ve haklı davalarının başarısı için çaba göstermek, olduğu belirtilen açıklamada, "Bu gerçeğe rağmen, yaşanan bir takım sorunları gerekçe yaparak Sêmalka Sınır Kapısı’nın bir süreden beri kapatılmış olması, sorunların çözümüne hizmet etmeyen, yanlış bir tutumdur. Güney Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin almış olduğu bu tutuma en kısa zamanda son vermesi, Kürtler arasındaki sorunların çözümünde baskı yöntemlerinin değil, diyalog ve tartışmanın esas alınması gerekmektedir. Çünkü baskı yöntemleriyle sorunların çözülmeyeceği açıktır. Bu nedenle eğer sorunlar çözülmek isteniyorsa, öncelikle bu tür baskı anlamına gelen yöntemler değil, karşılıklı saygı ve tartışma yöntemiyle çözümü hedeflemek önemlidir. Bu yüzden Güney Kürdistan Hükümetinin bu yanlış tutumunu gözden geçirmesi ve daha çözümleyici bir tarzı esas alması önemli olacaktır” denildi.

Kadın konferansının önemi


Amed’de gerçekleşen 1. Ortadoğu Kadın Konferansı’nı da değerlendiren KCK, şunları ifade etti: “Bölgemiz Ortadoğu’da toplumsal dönüşümün gelişmesi ve dogmatizmin aşılmasında özgür kadın duruşunun önemli ve belirleyici rolünün olduğu bir gerçektir. Kadının özgür olmadığı bir toplumun özgür olması düşünülemeyeceği gibi kadının içinde aktif bir biçimde rol oynamadığı bir özgürlük mücadelesinin de nihai bir başarıya ulaşması mümkün değildir. Toplumun özgürleşmesinde esas etken rolü hiç kuşkusuz kadınların direngen duruşu ve mücadelesi oynayacaktır. Bu bağlamda bugün Amed’de başlamış olan 1. Ortadoğu Kadın Konferansı çok önemli ve tarihi anlamlar taşıyan bir konferans durumundadır. Böylesi önemli ve tarihi bir konferansa Kürt kadınının ev sahipliği etmesi ayrı bir gurur kaynağıdır. Bu temelde, gerçekleşmekte olan Ortadoğu Kadın Konferansı’nı en içten duygularla selamlıyor, konferansın alacağı karar ve doğrultunun aynı zamanda hareketimizin de bir tutumu olarak göreceğimizi belirtiyor ve tüm katılımcılara üstün başarılar diliyoruz.”


ANF/BEHDİNAN