KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Strasbourg’da 15 eylemcinin sürdürdüğü, süresiz-dönüşümsüz açlık grevinin “vicdan ve ahlak sahibi, yine demokratik değerlere ve insan haklarına saygısı olan herkes açısından amacına ulaştığına inanıyoruz” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk cezaevlerindeki binlerce tutsak ile Fransa’nın Strasbourg kentinde 15 Kürdistanlı tarafından devam ettirilen süresiz-dönüşümsüz açlık grevleriyle ilgili dün yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, öncelikle Öcalan’ın rolü ve Türk devletinin tutumuna dikkat çekildi. “Öcalan’a yaklaşımın savaşın da barışın da gerekçesi” olduğu yönündeki tavırlarını tekrarlayan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, şunların altını çizdi: “Reber Apo, zulüm altında tutulduğu sürece bu topraklara barış asla gelmeyecektir; bu çok nettir ve tartışmasızdır. Kürt sorununun çözümünü isteyenler, öncelikle Reber Apo’nun sağlığı, güvenliği ve özgürlüğünün Hareketimiz ve halkımız için olmazsa olmazımız olduğunu çok iyi bilmek durumundadırlar. Bunun bedeli ne olursa olsun, kim ne derse desin, bu böyledir.” 

AK ve CPT ortaktır
Öcalan’ın 9 ayı aşkındır tam bir tecrit, izolasyon ve psikolojik baskı altında olduğunu anımsatan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, “AKP devletinin bu gücünü, kendi demokratik değerleri ve hukuk normlarına ters düşen Avrupa Konseyi ve CPT’den aldığı nettir” dedi. Dolayısıyla Avrupa Konseyi ve CPT’nin bu tutumlarıyla AKP devletinin geliştirdiği Kürt düşmanlığı ve savaş politikasına destek olduğunu vurgulayan Yürütme Konseyi Başkanlığı, bu hukuk ve insanlık dışı suç politikasına karşı direnişin de aylardır sürdüğünü hatırlattı. 


Bir kez daha değerlendirin
15 Kürt direnişçisinin Fransa’nın Strasburg kentinde başlattığı açlık grevinin 50 günü aştığını kaydeden KCK, açlık grevlerinin sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda karar ve inisiyatifin direnişte olanlara ait olduğunu açıkladıklarını hatırlattı. Strasburg’taki açlık grevinin vicdan ve ahlak sahibi, yine demokratik değerlere ve insan haklarına saygısı olan herkes açısında amacına ulaştığına inandıklarını vurgulayan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Strasburg’ta açlık grevinde olan yurtsever devrimcilerin, Önderliğimizin ‘direnişte ölümler olmasın’ istemini dikkate alarak durumlarını bir kez daha değerlendireceklerine inanıyoruz.”

Zindanlarda da bitirilsin
Zindanlarda başlatılan açlık grevlerinin, tamamen direnişçilerin inisiyatifinde gelişen uyarı niteliğindeki eylemler olduğunu kaydeden KCK, gelinen aşamada Öcalan’ın çağrısının esas alınmasını istedi ve “Tüm cezaevlerindeki eylemlerin şimdilik sonuçlandırılması doğru bir tutum olacaktır” dedi.

Mutlaka kazanacağız

AKP devletinin savaştaki ısrarının önümüzdeki sürecin daha yaygın ve yoğun bir mücadeleyle geçeğini gösterdiğine dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle tamamladı: “Biz de hareket ve halk olarak topyekun bir seferberlik ruhuyla sürece yüklenip, Önderliğimizin özgürlüğüyle birlikte halkımızın özgürlüğünü gerçekleştirerek; halkımızın hak ettiği Demokratik Özerklik statüsünü mutlaka kazanacağız. Süreç tüm yakıcılığıyla devam ederken halkımızı direnişini her yerde ve her fırsatta yükselterek zaferle taçlandırmaya çağırıyoruz.”

ANF/BEHDİNAN




KONGRA GEL: Sessizlik duvarı kırıldı


KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, açlık grevi eylemcilerinin “sessizlik duvarını kırdığını” söyledi.
KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, Strasbourg'da devam eden açlık grevinin gidişatına 15 eylemcinin karar vereceğini belirttikten sonra, “Grevin başta Avrupa Konseyi ve CPT olmak üzere Avrupa kurumlarının sessizliğine karşı bir direniş” olduğunu vurguladı. Eylemin amacının “sessizlik duvarını kırmak” olduğunu ifade eden Kartal, geçen 52 gün içinde sürekli artan düzeyde bir kamuoyu yaratıldığını sözlerine ekledi. Avrupa genelinde Kürtlerin gerçekleştirdiği yoğun eylemleri de hatırlatan Kartal, “Bir bütün olarak büyük bir direnişle Kürt halk diplomasisi gündemleştirildi” dedi. Avrupa Konseyi, İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve diğer Avrupa kurumları nezdinde yapılan görüşmelere işaret eden Kartal, Strasbourg’da yerel diplomasinin de etkin bir şekilde faaliyette olduğunu söyledi. Strasbourg Belediyesi ve Valiliği ile eyleme ev sahipliği yapan kilisenin oynadığı role dikkat çeken Kartal, önümüzdeki hafta Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin bir toplantısı olacağını ve burada da Kürt sorununun gündeme geleceğini umut ettiklerini söyledi. Kartal, “Avrupa Parlamentosu çalışmalarında bundan böyle Kürt sorunu daha fazla gündemde olacak” diye konuştu. Bunun da 15 eylemcinin kararlı ve inançlı direnişleri sonucu olduğunu vurgulayan Kartal, ancak bundan sonra bu sürecin takipçisi olunacağı ve eylemlerin farklı şekillerde sürdürüleceği mesajını verdi.

ANF/BRÜKSEL




Cezaevlerinde bitti


Türk cezaevlerinde açlık grevi yapan tutsaklar, KCK ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrılarını da dikkate alarak açlık grevi eylemine şimdilik son verdiklerini açıkladı.
PKK ve PAJK'lı tutsaklar adına yazılı açıklama yapan Deniz Kaya, 15 Şubat tarihinden itibaren devam eden açlık grevini 20 Nisan itibariyle sonlandırdıklarını duyurdu. Kaya, "Gerek Kürdistan ve Türkiye kamuoyu ve gerekse de Avrupa kamuoyunda oluşan duyarlılık; gerek Önderliğimizin, 'ölümler olmasın' hassasiyeti ve gerekse de hareketimizin çağrısı üzerine, şimdilik kaydıyla açlık grevi eylemine son veriyoruz" dedi. Türk egemenlik sisteminin tarihsel mirasını devralan Türk devletinin Kürt politikasını özetleyen ve neden açlık grevine başladıklarını anlatan Kaya, şöyle devam etti: "Halklarımıza şükranlarımızı sunuyoruz: Bu eylemimiz süresince, gerek Kürdistan halkı ve kardeş Türkiye halkları ve gerekse de devrimci-demokrat kamuoyundan yoğun destek ve dayanışma gördük. Bizlerle dayanışma içerisinde olan, bu taleplerimizi kendi talebi olarak gören, tüm halkımıza, kardeş Türkiye halklarına ve tüm devrimci-demokrat dostlarımıza, tüm Kürdistani yapılara teşekkürlerimizi sunuyoruz."

Gerekli duyarlılık oluştu
Açlık grevine son verdiklerini kaydeden Kaya, şöyle gerekçelendirdi: "Gerek Kürdistan ve Türkiye kamuoyu ve gerekse de Avrupa kamuoyunda oluşan duyarlılık, gerek Önderliğimizin, 'ölümler olmasın' hassasiyeti ve gerekse de hareketimizin çağrısı üzerine, şimdilik kaydıyla, 20 Nisan 2012 tarihi itibarıyla, açlık grevi eylemine son veriyoruz. Söz veriyoruz: Halkımızın özgürlük umutlarının sönmesine izin vermeyeceğiz. Bunun için ne gerekiyorsa, ama ne gerekiyorsa yapacağız. Bu uğurda ölüm gelecekse, ölüme, 'hoş geldin' demekten de çekinmeyeceğiz. Bizler; Türk devletinin zindanlarında esir bulunan PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar olarak; bugüne dek olduğu gibi, bundan sonra da, Önderliğimizin amansız takipçileri olmaya ve halkımızın kutsal özgürlük davasında yerimizi almaya devam edeceğiz. Bunun için ödenmesi gereken her türlü bedeli vereceğimizden hiç kimsenin, ama hiç kimsenin kuşkusu olmasın."

Hükümete uyarı
Kaya, AKP Hükümeti ve devleti de uyardı: "Bu işkenceler, bu zulüm, bu vahşet ve ırkçı inkarcı saldırıları durdurun, halkımızın iradesine saygılı olun, Önderliğimiz üzerindeki tecridi kaldırın, halkımıza yönelik sürek avından vazgeçin, ana dilimize saygılı yaklaşın. Aksi durumda, eylemimiz şimdilik itibarıyla sonlandırmış olsak da, çok daha sert tepkiler vermekten kaçınmayacağız."

Halka ve cezaevindeki tutuklulara çağrı
Kürt halkına ve cezaevindeki tutsaklara da çağrıda bulunan Kaya, son olarak şunları kaydetti: "Sömürgeci rejimin anadilimize yönelik olarak hakaret eden ve aşağılayan tutumunu protesto etmek için, daha önceleri mahkemelerde sürdürdüğümüz anadil eylemimiz de, bundan böyle hayatın her alanında uygulayacak ve sömürgeciliğin hiçbir kurumu ile Türkçe konuşmama kararımız büyüterek sürdüreceğiz. Tüm arkadaşlarımız ve ailelerimiz, bundan böyle tüm işlemlerini kendi anadilimiz olan Kürtçe ile yapacaklardır. Hiçbir arkadaşımız-yurtseverimiz, kurum çalışanımız, anadili dışında sömürgecilikle ve onun kurumları ile muhatap olmayacak, tüm arkadaşlarımız mahkemelerde anadili ile savunma yapacaktır. Bizleri ve dilimizi-kültürümüzü aşağılayan AKP Hükümeti, bakanları ve mahkemelerini, onların 'medeniyetleri' içerisinde baş başa bırakacak, kendi öz kültürümüze sahip çıkacağız."

DİHA/AMED