33 yılllık destan -6-

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, AİHM’e sunduğu ikinci  savunmasında, Kürt halkı üzerinde oynanan oyunlara karşı ideolojik mücadelesini derinleştirerek sürdürüyordu. Öcalan savunmalarıyla yaşadığı tarihsel derinliği Ortadoğu halklarıyla paylaşmak istiyordu. Yine bu savunmalarda demokrasi kavramı işlenmekte, ulus devlet ideolojisinden kopuş daha belirgin olarak açığa çıkmaktaydı. Urfa Savunmaları’nda ise 20. yüzyılda doğan PKK’nin aslında bir 20. yüzyıl hareketi olmadığını ve köklerinin tarihin derinliklerinde olduğunu söylüyordu. PKK bu savunmalar doğrultusunda 8. Kongresini gerçekleştirdi. PKK ismi değiştirilerek KADEK ve KONGRA GEL örgütlenmesine gidildi.
Kürt Halk Önderi son değerlendirmelerinde bu savunmalarının önemini ve PKK’deki değişimi şöyle ifade ediyor: İmralı savunmalarını geliştirirken, bu Kürt kördüğümünü çözümlemeyi esas aldım.
Mahkemedeki ilk kısa savunma, mütevazı bir barış çağrısıydı. İkinci büyük savunma kördüğümü çözecek nitelikteydi. AİHM’e yönelik bu savunma özünde Kürt gerçeğini ve Kürtlerin uygarlık ve modernite karşısındaki varlığını araştırmaktaydı. Kürt sorununun doğuşunda asıl sorumluluğun kapitalizmden kaynaklandığını açıklamakta, çözümün demokratik özünü ilk defa ulus-devletçilikten ayrıştırmaktaydı.
PKK’deki dönüşümün özünü de bu yaklaşım teşkil etmekteydi. Grup aşamasından beri netleştirilemeyen devletçi ve demokratik çözüm biçimleri arasındaki farkı ortaya koymaktaydı. Bu noktada reel sosyalizmden ve arkasındaki klasik Marksist-Leninist doktrinden ayrışmaktaydı. Ulusların kendi kaderini tayin hakkını burjuva hak kapsamında olmaktan çıkarmış, toplumsal demokrasi kapsamına dahil etmişti. Yani Kürt sorunu devletçiliğe hiç bulaşmadan, ulus-devletçi arayışlara yönelmeden ve o kapsamlar altında çözümlere zorlanmadan, toplumun demokratik yönetim modelleri içinde çözümlenebilirdi. PKK’deki dönüşümün özü buydu. KADEK ve KONGRA GEL de terminolojik olarak bu gerçeği ifade ediyordu.

Gladio ve çeteci eğilimler...

Kürt Halk Önderi İmralı’daki ideolojik, felsefi derinleşmesini hep daha fazla geliştirdi. PKK’de bunlar doğrultusunda ideolojik, felsefi, örgütsel, stratejik ve taktik değişimlere gitti. Fakat PKK içinde kuruluşundan itibaren hep devlet ve Gladio müdahaleleri yine çeteci eğilimler olmuştu. Fakat Kürt Halk Önderi’nin esaret koşullarında geçmişte de çözümlenmiş olan bazı kişilikler kendi çizgilerini hakim hale getirmeye çalıştılar. Bizzat ABD’den aldıkları destekle örgütü içten parçalamaya ve tasfiye etmeye çalıştılar. Bu çizgi Kürt Halk Önderi ve PKK tarafından sağ liberal anlayış olarak adlandırıldı. Özgürlük ve demokrasi anlayışını çarpıtma, kadın özgürlük yaklaşımını boşa çıkarma yaklaşımlarıyla, sisteme karşı mücadelesizliği geliştirmeye çalıştılar. PKK ahlak ve yaşam ölçülerini düşürüp bunu yeni yaşam tarzı olarak lanse etmek PKK’yi devrimci bir örgüt olmaktan çıkartmak istediler.
PKK belgelerinden bu tasfiyeci eğilime karşı örgüt içinde de bir mücadele geliştiği bilinmektedir. Fakat döneme damgasını vuran, tasfiyeciliği netleştiren ve bunun karşısında ahlak ve yaşam ölçülerini netleştiren yine Öcalan oldu. Tasfiyeciliğe karşı “Bir Halkı Savunmak” adlı eserini yazan Öcalan, bu eserinde ortaya koymak istediği demokratik sistemi iyice netleştirdi. Zihniyet ve vicdan devriminin koşullarını iyice olgunlaştırdı. PKK’nin yeniden kuruluşunu gündeme getirerek demokratik hareketi öncü örgütüyle buluşturmaya çalıştı. Kürt halkı tarih sahnesine yeniden kendi için mücadele eden kendi demokratik yaşamını kurmaya çalışan bir halk olarak çıkmıştı.

Neden yeniden PKK?


Kürt Özgürlük Hareketi Kürt Halk Önderi’nin perspektifleri karşısında tasfiyeciliğe karşı mücadelesinden en az zararla çıktı. Türk devleti ve emperyalist güçlerin PKK yeniden savaşamaz dediği koşullarda, HPG 1 Haziran askeri hamlesini başlattı. Kürt Özgürlük Hareketi siyasal alanda demokratik örgütlenmesini geliştirdi. 2005 yılında yapılan inşa kongresiyle yeniden PKK adı alındı. Kürt Halk Önderi’nin “Bir Halkı Savunmak” adlı eserindeki PKK bölümü yeni PKK programı olarak belirlendi. Ve PKK’nin tüzüğüne Demokratik-Ekolojik-Cinsiyet Özgürlükçü toplum paradigmasına göre mücadele edeceği konuldu ve örgütün işleyişi buna göre belirlendi. Yine PKK Kongresinde halk meclisi olarak KONGRA GEL, sistem olarak ise Koma Komelen Kürdistan (KKK) ile Kürdistan ve Ortadoğu siyasetinde etkin bir siyasete girişti. Daha sonraki süreçte KKK ismi KCK olarak (Koma Civakên Kurdistan) olarak ilan edildi.

KCK tarih sahnesinde

Kürt Halk Önderi son savunmalarında tasfiyeciliğe karşı mücadelesini ve Kürt Özgürlük Hareketinin yeniden PKK öncülüğünde yola devam ederek KCK sistemini kurmasını şöyle değerlendiriyor: “Tasfiyeciliğin boyutlarını göz önünde bulundurarak, savunmanın devamı niteliğinde Bir Halkı Savunmak adlı versiyonu yanıt olarak geliştirmeye çalıştım. Bir halkı kurtuluşa götürmekten, hatta sosyalist toplum halinde inşa etmekten, bağımsız bir devlet çatısı altında toplamaktan geri adım atıp savunmaya geçiş yapmak ilk bakışta gerilemek anlamını taşısa da, aslında durum farklıydı. Bunun anlamı ideolojik söylemden toplumsal somuta yakınlaşmaktı; ideoloji ile pratik arasında doğan büyük boşluğu ve çelişkili durumu aşmaktı. Reel sosyalist, hatta bilimsel sosyalist söylem ortaya çıkan yeni duruma yanıt veremiyordu. Dünya genelinde olduğu gibi PKK’de de yaşanan çözülüş, ne kadar çaba harcanırsa harcansın, eski tarzla ne durdurulabilir ne de önlenebilirdi. İdeolojik ve bilimsel yanın yeniden inşası gerekliydi. Sadece yeni söylem ve eylem biçimlerine değil, toplumsal bilim, siyaset ve ahlak anlayışında köklü dönüşümlere de ihtiyaç vardı. Sorun sadece yerel değil evrenseldi. Sonuç olarak, bir yandan pratik, somut kazanımları tahribattan korumak için yeni politik modeller geliştirmeye çalışırken, diğer yandan siyaset felsefesinde ve yaşam tarzında da yanıtlar arandı. Eski ideolojik ve politik gelişmelerden tümüyle kopmuyorduk. Engel teşkil edici unsurlardan arınıyor, daha geliştirici öğelerle ortaya çıkan sorunlara ve ihtiyaçlara yanıt vererek daha kalıcı ve tasfiye edilemez bir sürece evriliyorduk. Bunun açık göstergesi PKK ismini yeniden takınmak, halkın kimlik ve özgürlük kazanımlarını KCK (Koma Civakên Kurdistan) adlandırmasıyla somutlaştırmaktı. Böylelikle hem gelenek hem de değişim birlikte yeni bir aşamada yaşamsal kılınmaya çalışılıyordu.”

DELİL DOÐAN


Faaliyet gösterdiği alanlarda Kasım ismiyle tanınan Delil Doğan 1958 yılında Dersim Mazgirt-Teman köyünde doğdu. Mazlum Doğan’ın kardeşidir.Dersim Öğretmen Okulunda okudu. Daha okul yıllarında iken ulusal kurtuluşçu düşünceleri ile tanışır. Sosyal şovenizme karşı aktif tutumlar takındı.  Elaziz ve Ankara’ya sürüldü orada okulu bitirip Gazi Üniversitesine kaydını yaptırdı. Rıha’da bir yıl öğretmenlik yapan Doğan, Apocu hareket içinde aktif görevler aldı. Dep, Çewlik, Amed, Dersim ve Meleti’de sorumluluklar üstlendi. Delil Doğan, 1979 yılında yutdışında çıkan ve 80 yılı baharıda geri dönen ilk grupta yer aldı. Mücadele arkadaşları onu “herkese karşı açık yürekli, cesaretli, zeki ve kavrayışı yüksek” olarak nitelendiriyordu. Çalışma yaptığı her yerde halkın saygı ve sevgisini kazanan Doğan, PKK için örnek kadro olarak da değerlendiriliyordu.

7 Ekim 1980 günü Dersim’de Teman köyünde askerlerle girdiği çatışmada göğsünden aldığı yara nedeni ile yaşamını yitiren Delil Doğan’ın o gün sergilediği direniş yörede sayısız ağıt ve direniş şarkılarına konu oldu.


 DEVAM EDECEK