
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı Kürdistan’a yönelik tehdidi için “ağır bir şovenizm ve ırkçılığın dışavurumu” diyerek sert uyardı: “AKP’nin bu düşmanca zihniyetten hareketle çılgınlık yaparak herhangi bir biçimde buradaki Kürt halkının iradesine müdahale etmesi karşısında tüm Kürtlerin Türk devletine karşı bulunduğu her yerde harekete geçmesi kaçınılmaz bir görev haline gelecektir.”
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tam izolasyonun birinci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada Erdoğan’ın Batı Kürdistan’a yönelik tehdidine sert bir uyarı ile karşılık verdi.
Kürt halkının bu dönemde kimliksizliği ve köleliği kabul etmeyerek bölge halklarıyla bir statüye dayalı ortak, eşit ve özgür bir yaşam oluşturma mücadelesinde başarı şansını kazandığına vurgu yapılan açıklamada, ''Bölgedeki bu gerçeği gören sömürgeci Türk devleti, Kürt halkının bu süreçten faydalanmaması için hareketimizi güçten düşürme, halkımızı sindirme konseptini 2011’den bu yana gündemine almıştır'' denildi. İmralı ve Oslo'da yürütülen diyalog sürecinin sona erdirilmesi ardından yeni bir sindirme ve savaş sürecinin başlatıldığı belirtildi.
Devlet resmi yalanı benimsedi
27 Temmuz 2011'de uygulamaya konulan yeni tecrit konseptiyle Kürt özgürlük hareketi ve toplumdaki tüm muhalif kesimlere karşı sindirme harekatının başlatıldığını belirten KCK, devletin ağırlaştırılmış tecritin gerçek nedenini açıklamayamadığını belirterek, ''Gerekçeler ileri sürerek tam bir yıldır halkımıza ve kamuoyuna açıkça resmi yalan söylemeyi devletin siyasi bir tutumu olarak benimsemiştir'' dedi. KCK uluslararası kuruluşların da bu savaş konseptine sessiz kalarak destek verdiğini belirterek, bu tutumun Kürdistan'da uyguladığı terörde de AKP'ye cesaret verdiğini vurguladı.
AKP tüm Kürtlere düşman
Açıklamasında AKP'nin Kürt halkına karşı ırkçı ve düşmanca politikalar geliştirdiğini vurgulayan KCK, bu gerçeğin Türk Başbakanı Erdoğan'ın Batı Kürdistan'daki Kürtlere yönelik değerlendirmesinde de ispatlandığını belirtti. KCK, Erdoğan'ın Batı Kürdistan'da PKK yapılanması olduğu yönündeki iddialara da şöyle yanıt verdi: ''Herkes biliyor ki, Batı Kürdistan’da PKK diye bir yapılanma ve bir güç yoktur. Orada Kürt halkı vardır ve Kürt halkının değişik örgütlenmeleri vardır. Bu örgütlenmeler içerisinde büyük kitlesel güce sahip en güçlü yapılanmanın PYD olduğunu da herkes bilmektedir. Halkımız burada tüm siyasi güçlerin bir araya gelmesiyle ulusal-demokratik birliğini kurmuş, ortak yönetimini ilan etmiştir. Halkımızın iradesini bu yapılanma temsil etmektedir. Ancak Erdoğan ve AKP zihniyeti ideolojik yaklaşarak insanların düşüncesine göre tutum belirlemektedir. Gerek Batı Kürdistan’da gerekse de Kürdistan’ın diğer parçalarında Önder Apo’nun düşünce sistemini benimsemiş, büyük kitlesel kesimler vardır. AKP’nin bütün bu kesimleri PKK’li olarak gösterip hedeflemesi özünde Kürt halkına düşmanlık politikasının bir sonucudur.''
Ağır bir şovenizm ve ırkçılık
“Orada Arapları destekliyorum ama Kürtlere de tahammül gösteremem” demenin, ağır bir şovenizm ve ırkçılık olduğunu ifade eden KCK, ''Burada yaşanan durum, tıpkı 1991 ve 2003 yılında Güney Kürdistan’da halkımızın kendi özerk yönetimlerini geliştirmelerine karşı geliştirilen düşmanca tutumla aynıdır'' dedi.
Kürtler müdahaleye sessiz kalmayacak
Erdoğan'ın müdahale tehditlerine karşılık da KCK, Batı Kürdistan'a olası bir müdahalede tüm Kürtlerin Türk devletine karşı harekete geçeceğini belirterek şu uyarılarda bulundu: ''Bilinmeli ki Batı Kürdistan’daki halkımız yalnız değildir. Tüm parçalardaki Kürt halkı, en küçük parça olan Suriye’deki Batı Kürdistan’ın kendi haklarına kavuşması için arkasında olacaktır. AKP’nin bu düşmanca zihniyetten hareketle çılgınlık yaparak herhangi bir biçimde buradaki Kürt halkının iradesine müdahale etmesi karşısında tüm Kürtlerin Türk devletine karşı bulunduğu her yerde harekete geçmesi kaçınılmaz bir görev haline gelecektir. Başta Kuzey Kürdistan ve Türkiye olmak üzere tüm Kürdistan halkı, nereden gelirse gelsin Suriye’deki Kürt halkına karşı yapılacak saldırı karşısında sessiz kalmayacak, buradaki halkımıza sahip çıkılması için bulunduğu her yerde bütün olanaklarıyla mücadele edecektir.''
Demokratik Suriye birliği esas alınacak
KCK, Batı Kürdistan’daki Kürt halkının “ayrılma” veya “başka bir parçayla birleşme” gibi bir amaç taşımadığını vurgulayarak, ''Buradaki halkımızın demokratik Suriye’nin birliği çerçevesinde kimlik, kültür ve statü kazanma amaçları vardır, bu amaçları meşrudur'' dedi.
Destek verilmeli
Demokrasi, hak ve özgürlüklerden yana olan tüm devlet ve çevrelerin Kürt halkının haklı ve insani mücadelesine destek sunması gerektiğini belirten KCK, Kürt halkına da şöyle seslendi: Başta Kuzey Kürdistan olmak üzere tüm halkımızı ve demokratik çevreleri Suriye’de Kürt halkının haklı özgürlük mücadelesine karşı duyarlı olmaya, halkımızın burada yürüttüğü demokrasi ve özgürlük davasını desteklemeye çağırıyoruz.”
ANF/BEHDİNAN
Erdoğan çıldırdı: Müdahele ederiz
Batı Kürdistan'da halkın yönetime geçmesinden rahatsız olan Türk Başbakan Erdoğan tehditler savurdu: Bu oluşuma 'eyvallah' edecek halimiz yok. Oraya müdahale etmek bizim en tabii hakkımızdır.
Türk Başbakan Erdoğan özel bir televizyon kanalına gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Suriye'deki son gelişmelere ilişkin bir soru üzerine Erdoğan konuyu Batı Kürdistan'da halkın yönetime el koymasına getirdi. "Şu anda gelinen nokta itibariyle Esed artık bu işin hakimiyetini, yönetimini tamamen kaybetmiş durumda" diyen Erdoğan, şöyle devam etti: "Şu anda muhalif güçler duruma hakim. Türkiye'de de ne yazık ki malum medya özellikle Esed'in oradaki Kürtlere bırakarak terk ettiği yerleri, adeta 'orada da bir Kürdistan devleti kuruldu ve Kuzeyde (Batı Kürdistan) bir Kürt devleti' filan gibi yazmaya başladılar, hemen böyle bir adım atıyorlar. Yapıya baktığımız zaman orada çok ilginç bir durum söz konusu. Özellikle de Afrin'e kadar bölge, Kamışlı'dan o bölgede. Kobani bölgesi falan tabii buralar hassas fakat Türkiye olarak bizim PKK terör örgütüyle PYD'nin oradaki işbirliğine tabii ki sıcak bakmamız mümkün değil. Buradaki yapılanma, oradaki Kürtlerin bir yapılanması olarak değerlendirilemez. PKK terör örgütüyle PYD'nin bir yapılanmasıdır ki bu tabii hassas dengelerimiz arasında yer alacaktır ve şu anda da yer almaktadır. Bunun değerlendirmesini yapmak durumundayız. Burada kalkıp da bu oluşuma 'eyvallah' edecek halimiz yok."
Muhalifleri Kürtlerin üzerine salarız
Erdoğan, "sıcak bakmamak ne demek, yani ne yapılabilir?" sorusu üzerine, "Bu konuyla ilgili olarak şu anda bizde 45 bine yakın göçmen var. Bu konuda atılacak adımlarda değerlendirmelerde, şu anda muhalif güçler Kuzey'de bir yapılanmaya sıcak bakmadıkları gibi biz orada muhalif güçlerin bu yaklaşımını destekleriz. Olacak olan budur" diyerek, Suriye Ulusal Konseyi'ni Kürtlere karşı kullanılacağı mesajını verdi.
Kürtleri terörist ilan etti
Erdoğan, Mesud Barzani’nin Suriye ordusundan firar eden Kürt gençlerine eğitim verdikleri yönündeki açıklamasına da tepki gösterdi ve Batı Kürdistan’daki Kürtleri “terörist” ilan etti: “Şu anda Suriye'ye gönderilen teröristler, ağırlıklı olarak Suriyeli teröristler ve bu Suriyeli teröristler de Kuzey Suriye'ye gelmiş durumda. Son olarak söylenen şu ifade çok daha çirkin; 'Biz Kuzey Irak'ta bunlara eğitim verdik ve bu eğitim neticesinde şimdi onları geri gönderiyoruz' yaklaşımları bu işin çok daha farklı boyutlara doğru gittiğini gösteriyor. Buraya da seyirci kalmak mümkün değil.”
Kürtlerin Demokratik Özerkliği'ne de karşı çıkan Erdoğan, bu konudaki fobisini ise "Suriye bölünürse mezhepsel çatışma ve etnik ayrışma olur" diyerek açıkladı.
Erdoğan, önümüzdeki hafta Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nu Güney Kürdistan'a göndereceği bilgisini de vererek, hassasiyetlerini Barzani'ye ileteceklerini söyledi.
Tampon bölge sinyali
Erdoğan dün de benzer açıklamalar yaptı. Londara'ya gitmeden önce Esenboğa Havalanı'nda basın toplantısı yapan Erdoğan, bir kez daha Suriye'de bulunan Kürtleri tehdit ederek, "900 km sınırı olan bir ülke sessiz kalır mı?" dedi. Sınırda tampon bölge kurmanın da seçenekleri arasında olduğunu ifade eden Erdoğan, "Yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyoruz. Sınırda güvenli bölge, tampon bölge alternatiflerimiz arasında. Sürece göre değerlendirme yapılıyor. Bu konuyla ilgili kurumlar yoğun bir çalışma içinde. Konuyla ilgili bütün tedbirler alınmaktadır. Gerek TSK, gerek bu konudaki ilgili birimlerimiz çalışmalarını sürdürüyor" diye konuştu.