KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt halkının AKP’nin katliam ve savaş hazırlıklarına karşı asla geri adım atmayacağını belirterek, “Devrimci halk serhıldanlarını Kürdistan ve Türkiye’nin her tarafında yükseltme” çağrısında bulundu.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Türk devlet güçlerinin Lice saldırısıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. AKP devletinin baştan beri hiçbir olumlu adım atmadığı gibi, sürekli savaş hazırlığı içinde olduğuna dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bir taraftan sahte ve ikiyüzlü bir biçimde süreçten bahsederken, öbür yandan yüzlerce yeni karakol ve kalekollar inşa edip askeri amaçlı barajlar yapmıştır. Köy korucularının sayısını artırmış, Kürdistan’a yeni askeri güçler yerleştirip, gerilla bölgeleri üzerinde savaş ve keşif uçakları hiç eksik olmamış, siyasi operasyonlarına devam etmiştir. Kürt halkının varlığını ve özgürlüğünü zihnen tanımayan AKP iktidarının çözüm dediği oyalama, zaman kazanma, kamuoyunu yanıltma, yeri ve zamanı geldiğinde ise her türlü kirli savaş yöntemlerini devreye koyarak, hareketimizi darbelemekten başka bir şey değildir.

Katliamla cevap vermiştir

AKP devleti, aylardan beri yaptığı savaş hazırlıklarıyla yetinmeyip, kahraman Lice halkının yeni karakol inşalarına karşı gösterdiği sivil ve barışçıl gösterilere, binlerce asker ve polis gücüyle saldırıp, tam bir katliam gerçekleştirmiştir. Halkımızın demokratik çözüm ve barış haykırışlarına, katliamla cevap vermiştir. Elinde hiçbir silah olmadığı halde, tamamen sivil ve barışçıl gösteri yapan halkımızın geliştirdiği demokratik tepkilere dahi tahammül etmemiştir. 


Hiçbiri karşılıksız kalmayacaktır
AKP devletinin hiçbir katliam ve saldırısının karşılıksız kalmayacağını belirtirken, Lice şehitlerini Kürdistan’ın ve Türkiye metropollerinin her tarafında en geniş ve radikal serhıldanlarla sahiplenmeye çağırıyoruz. Halkımızın Lice’de, Meskan dağında ve Şax’da gösterdiği onurlu ve görkemli direnişi selamlıyoruz. Kürt halkı için işkence, katliam ve talan anlamına gelen yeni karakolların inşa edildiği her yerde, halkımızı Lice’de gösterdiği onurlu direniş ruhuyla serhıldanlara çağırıyoruz. Lice’de, Meskan’da ve Şax’da geliştirilen direniş, onurlu ve soylu bir direniştir. Halkımız, AKP’nin katliam ve savaş hazırlıklarına karşı asla geri adım atmadan direnişini her yerde yükselterek sürdürecektir…”

Çatışmasızlığı istismar

“Çatışmasızlıktan sonra AKP’nin yaptığı ilk iş, karakol yapımına girişmek olmuştur” denilen açıklamada, eski karakollar tahkim edilirken, çatışmaların olduğu zamanlarda yapamadığı karakolları bu bir buçuk yılda yaptığına dikkat çekildi: “Bu yaklaşım bile fiili olarak çatışmasızlığı ortadan kaldıran bir tutum olmuştur. Kürt Özgürlük Hareketi’nin demokratik siyasal çözüm iradesi istismar edilmiştir. Çözüm politikası olmadığı için böyle fırsatçı bir politika izlenmiştir. AKP böyle bir tutum ve uygulama içinde olunca gerillanın geri çekilmesi durdurulmuştur. Ancak AKP bu uyarıyı bile dikkate almamış, çatışmasızlığı istismar etmeyi sürdürerek çözümsüzlük politikasında ısrar etmiştir.”

Yalın gerçek gözler önünde

Halkın karakol yapımlarına karşı direnişe geçerek AKP’yi söz konusu politikalarından vazgeçirmek istediğine dikkat çekilen açıklamanın devamında şöyle dendi: “Lice’deki katliam AKP’nin çözüm politikası olmadığını, aksine halkın direniş iradesini bastırma kararında olduğunu göstermiştir. Erdoğan’ın B ve C planlarının esas olarak halkın özgür ve demokratik yaşam iradesini kırmak olduğu bir daha anlaşılmıştır. 2009 29 Mart seçimlerinde ve 2009’da Barış Gruplarının karşılanması sırasında halkın özgür yaşam iradesini güçlü biçimde ortaya koymasına nasıl ki siyasi soykırım operasyonlarıyla cevap verilmişse, halkın karakol yapımlarına karşı gösterdiği direnişe de aynı zihniyetle saldırılmıştır. Türk devleti Kürt sorununu çözme zihniyeti ve politikasına ulaşmadığı müddetçe özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren halka her zaman böyle saldırılacaktır. Lice katliamı, Türk devletinin bu yalın gerçeğini bir daha gözler önüne sermiştir.

Erdoğan ile Çiller’in yöntemleri farklı
AKP’nin 12 yıllık politikası açıkça göstermiştir ki, Tayyip Erdoğan ile Çiller arasında amaç ve hedefte bir fark yoktur; sadece Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmede yöntem değişikliğine gidilmiştir. Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi geliştikçe kültürel soykırımcı sömürgecilik teşhir oldukça devlet de Kürtlere karşı mücadele yol ve yöntemlerini değiştirmiştir. Kuşkusuz bu yöntem değişikliğine yaşadığı sıkışıklık nedeniyle gitmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi devletin bu sıkışıklığını görerek demokratik siyasal çözüm için zemin ve fırsat sunmuştur. AKP bu demokratik siyasal çözüm yaklaşımlarına olumlu bir cevap vermediği gibi, Önder Apo’nun bir buçuk yıl önce başlattığı demokratik siyasal yollarla çözüm zeminini de kullanmamıştır.

Çalıştay sonrası tesadüf değil
Lice saldırısının bir psikolojik savaş çalışması olan Amed’teki çalıştaydan sonra gelmesi tesadüfi değildir. Bu çalıştayla hem halkın bu direnişini bastırmaya siyasal meşruiyet yaratılmaya çalışılmış, hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar Kürt halkı ve demokrasi güçleri avutulmak istenmiştir. Çalıştayla Kürtlere bir şeyler yapacağı, Lice saldırısıyla da milliyetçi şoven kesimlere Kürt Özgürlük Hareketi’ne saldıracağı mesajı verilmiştir. 12 yıldır her tarafı idare etmeye çalışan bu özel savaş politikasını sürdürmektedir. Direnişle bu özel savaş politikası boşa çıkarılmadığı müddetçe devletin AKP eliyle uyguladığı oyalama ve çözümsüzlük politikası sürdürülecektir.”

Ortak mücadele büyütülmeli

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) yaptığı yazılı açıklamada, şunları vurguladı: “Bu katliamlarla AKP iktidarı gerçek yüzünü açığa çıkarmış çözüm sürecinden ne kadar uzak olduğunu tüm Türkiye ve dünyaya bir kez daha göstermiştir. Oyalama, kandırma ve zamana yaymacı politikalarla bu ülkeyi uçuruma sürükleyen, Türkiye halklarının geleceğini karartmak isteyen AKP iktidarına karşı ortak mücadeleyi büyütmek tüm demokrasi güçlerinin öncelikli sorumluluğudur.”