
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı önceki gün yaptığı yazılı açıklamada, 23 Mart tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ateşkes ilan etti. Öcalan'ın çağrısının geleceği birlikte inşa etme çağrısı olduğuna vurgu yapan KCK, bu çağrının gereklerine uygun hareket edeceklerini belirtirken, Türk devletinin de bu çağrı karşısında üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.
Yeni bir gelecek
İçinde bulunulan yüzyılın demokratik bir çözümü dayattığına vurgu yapılan açıklamada, Kürt halkının bir ulus olarak halklarının tanınması gerektiğine işaret edilerek, ''Kırk milyonu aşkın nüfusa sahip olan bir halkın ezilmişlik, inkar ve soykırımlara uğraması, katı asimilasyon ve imha politikalarıyla karşı karşıya gelmesi bir insanlık utancı olarak günümüze kadar gelmiştir. Artık Kürt halkının yaşadığı bu ağır tarihi haksızlıklara son vermenin zamanı gelmiştir. Zamanın ruhu, tarih ve yükselen insanlık değerleri de bunu gerektirmektedir'' denildi. KCK açıklamasında Ortadoğu mozaiğinde yer alan Kürt rengi ve kültürünün tarih boyunca sürekli yok edilmek istendiğine dikkat çekilerek, yeni bir gelecek Kürt sorununun çözümüne vurgu yapıldı. Açıklamada, ''Yeni bir gelecek, yeni bir Ortadoğu ve yeni bir Türkiye’nin yaratılması için halkların ortak tarihsel birikimini en güçlü kaynak olarak görüp güncelleştirmemiz gereken bir dönemde bulunmaktayız. Çözümü elzem olan Kürt sorunu ile Türkiye’nin demokratikleşmesinde zamanı en doğru değerlendirmemiz gereken kritik bir eşikteyiz. Bu gerçek, tarihin hem Kürtlere hem de birlikte yaşayan halklara bir emridir'' ifadeleri yer aldı.
Barış girişimleri ısrarla sürdürüldü
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümü için 1993’ten bu yana ciddi bir arayış içinde olduğunu vurgulayan KCK, Öcalan'ın bugüne kadar tek taraflı ateşkesler yaparak çözümün muhatabını ve iradesini geliştirme konusunda attığı adımların çeşitli engeller ve komplolarla sonuçsuz kaldığını kaydetti. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal’la başlayan, yine dönemin başbakanı Erbakan ve Ecevit’le denenen tüm barışçıl çözüm girişimleri daha başlamadan kesintiye uğradığı ifade edilen açıklamada, Öcalan'ın tüm engellere rağmen çözümdeki ısrarlı tutumunu sürdürerek, AKP iktidarı döneminde de barış girişimlerini defalarca sergilediğine işaret edildi.
Direnişten demokratik çözüme
Barış sürecinin geliştirilmesi amacıyla son olarak gerçekleşen Oslo sürecinin hatırlatıldığı açıklamada şöyle denildi: ''Kamuoyunun da bildiği Oslo süreci, Önderliğimizin 1993’lerden itibaren izlediği demokratik çözüm stratejisinin bir tutumu ve devamı olarak gündeme geldi. Ne var ki, bütün bu iyi niyetli ve kararlı adımlar, hiçbir somut adıma dönüşmeden tıkandı ve yeniden şiddetli bir mücadele dönemine girildi. Özellikle 2011 yılının Temmuz ayından itibaren önceden çok denenmiş yöntemlere geri dönüşün yapıldığı, şiddet yoluyla ve “entegre stratejisi” olarak ifade edilen çok kapsamlı siyasi ve askeri operasyonlarla sonuç alınmak istendi. Hareketimiz ve halkımız ise Devrimci Halk Savaşı temelinde kararlı bir direniş mücadelesini yükselterek buna karşı önemli gelişmeler yarattı. Teslim alma ve tasfiye politikalarını sonuçsuz bırakarak Kürt sorununun şiddetle çözülemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu ve demokratik çözümü temel gündem haline getirdi.''
Geleceği birlikte inşa çağrısı
KCK, Öcalan'ın tüm engellere rağmen koşulları zorlayarak, hem Kürt halkı, hem de Türkiye’de yaşayan tüm halkları şiddet girdabından çıkararak, bölgede yaşanan tarihi sürecin gereklerine cevap olmak amacıyla tarihi bir adım attığını ifade ederek, ''Önderliğimizin tarihsel misyonu ve sorumluluğu gereğince Türk devlet yetkilileriyle yeniden görüşmelere başlaması ve ardından kamuoyuna yansıyan tutumu, bir halkın önderi olarak temsil ettiği muhataplık durumunun bir sonucudur'' denildi. Öcalan'ın kendilerine sunduğu çözüm taslaklarını hareket olarak değerlendirdiklerini ve sonuçlarını ilettiklerini belirten KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, geleceği inşa çağrısı olarak tanımladığı Öcalan'ın mesajını şöyle değerlendirdi: ''Başkan Apo’nun geliştirdiği çözüm perspektifini bir mesajla 21 Mart Newroz günü Amed’de deklare etmesi, bu sürecin tüm halklara, demokratik kamuoyuna ve sorunun tüm taraflarına mal olmasını ve sahiplenilmesini sağlamıştır. Oldukça derin, çözümün perspektifini ve zeminini güçlü oluşturan, bunun felsefi ve tarihi temelini ortaya koyan, güncelle bağını kuran bu çağrı, tarihi bir demokratikleşme hamlesi ve çözüm bildirgesidir. İnsanlık tarihinde nasıl ki tarihin yönünü değiştiren anlaşmalar, özgürlükler lehine bildirgeler, reformlar çıkarılmışsa, bu çağrı da barış içinde, hür, refah ve güven dolu bir geleceği birlikte inşa etmenin çağrısı olmuştur.''
'Çağrıyı tümüyle kabul ediyoruz'
Çağrının özgürlüğe ve eşitliğe dayalı ortak yaşam ve kardeşlik hukukunun yeniden tesisi için Kürt halkı, muhatapları ve herkese sorumluluklar yüklediğine dikkat çeken KCK, Öcalan'ın çağrısının tarihin akışını değiştirecek nitelikte olduğunu belirtti. Çağrıyı tümüyle kabul ettiklerini ifade eden KCK açıklamasında ''Korkularla ve baskılarla birbirine yabancılaştırılmış, birbirinin karşısına mevzilendirilmiş kültürel renklerin, çeşitliliğin, kimliklerin çatışmalı durumdan çıkarılması, egemen-köle, ezen-ezilen ilişkisinden kurtarılması için büyük bir demokratik hamledir. Varlığını, diğerinin ezikliği, hiçliği, horlanmışlığı, dışlanmışlığı, inkarı ve imhası üzerinden var eden kimliklerin, sağlıklı bir toplum, ulus ve birey olarak yaşadığı, değerler yarattığı görülmemiştir. İşte bu çağrı, insani değerlere ve barışçıl toplumların hakikatine yeniden dönüşün, tüm korkulardan arınarak gerçek bir demokratik özgür birliğin, demokratik bir halklar cumhuriyetinin inşasına çağrı; kadınları ve gençliği yepyeni bir yaşamın kurulmasında sorumluluğa, göreve davettir. Önderliğimizin Amed Newrozu’nda yaptığı çağrı, tarihin akışını değiştirecek niteliktedir. Kürt Özgürlük Hareketi olarak doğrudan sorumluluklarımızı ve yükümlülüklerimizi ifade eden bu tarihi çağrıyı tümüyle kabul ettiğimizi ve gereklerini yerine getireceğimizi halkımıza ve kamuoyuna deklare ediyoruz'' değerlendirmesinde bulunuldu.
En güçlü dönem
''Hareket olarak, mücadele tarihimizin en güçlü bir dönemindeyiz. On yılların tecrübesine dayanan hareketimizin sahip olduğu kadrosallaşma ve tecrübe düzeyi hem yetkin bir savaş ve direnişi, hem de yetkin bir barışı geliştirebilecek bir düzeyi ifade etmektedir'' denilen KCK açıklamasında, çağrıya verilecek karşılık için de şu ifadeler yer aldı: ''Bu nedenle 2013 Newrozu’nun tıpkı tarihteki anlamına, misyonuna uygun olarak yeni bir milat olması için tüm gücümüzle katılacağız. Demokratik Çözüm ve Barış Çağrısını, Önderliğimize, halkımızın demokratik bilincine, direniş geleneğine ve 40 yıllık mücadele mirasımıza duyduğumuz büyük bir güvenle, demokratik modernite paradigmasının zihniyet gücüyle ve demokrasiye, özgürlüğe, barışa olan sonsuz inancımızla, halkların birlikte yaşam kültürüne olan bağlılığımızla büyük bir kararlılıkla hayata geçireceğimizi vurgulamak istiyoruz.
Açıklamada Öcalan'ın çağrısının siyasetle çözümünü öngören, Kürt sorununda kalıcı-demokratik çözüm stratejisini ifade ettiğine işaret edilerek, sorunun taraflarına yüklediği sorumluluklar için, ''Bunun için toplumun tüm kesimlerinin çözüme ciddi katkı sunması ve rahat katılım ortamının sağlanması, düşüncelerin hür bir şekilde ifade edilmesi ve baskı altına alınmadan tartışılması, çözüm çabalarının güvenlikli bir ortamda yürütülmesi, diyalogların sağlıklı gelişmesi ve müzakere edilmesi için öncelikli olarak çatışmasızlık ortamının yaratılması gerektiği açıktır'' sözlerine yer verildi.
Ateşkes ilan edildi
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı ''23 Mart tarihinden geçerli olmak üzere tüm gerilla güçlerinin ateşkes pozisyonunda olacağını, kendisine karşı herhangi bir saldırı olmadığı müddetçe silah kullanmayacağını açıkça ilan ediyoruz'' ifadeleri ile ateşkesi duyuran KCK, kendilerine karşı imha amaçlı saldırılar olduğunda ise meşru müdafaa hakkını kullanılacağını belirterek, saldırılar karşısında misilleme hakkının korunacağına da vurgu yaptı.
'Geri çekilme için altyapı hazırlanmalı'
Ateşkes ardından Türk devletinin atması gereken adımlara işaret eden KCK, geri çekilme için alt yapının hazırlanması gerektiğini vurgulayarak, ''Geçmişte ilan edilen ateşkes süreçlerinin tecrübelerine dayanarak atılacak bütün adımların olgunlaştırılarak ve zaman kaybetmeden atılması bir zarurettir. Geri çekilme için gerekli altyapının hazır hale getirilmesi, yasal olarak gerekli karar ve izleme kurullarının oluşturulması, yine mevsim koşullarının uygun hale gelmesi gereklidir. Bu konuda hükümetin ve Meclis'in üzerine düşeni bir an önce yapması durumunda Başkan Apo’nun yaptığı çağrının bu konuda da yerine getirilmesi tümüyle imkan dahiline girecektir. Bunun için Başkan Apo’nun koşullarının uygun hale getirilmesi ve diyalog imkanlarının oluşturulması, sürecin hızlanması ve tam başarısı için önemli olacaktır. Sürecin bu temelde olgunlaşarak gelişeceği tartışmasızdır'' denildi.
'Savaş diline son verilmeli'
Açıklamada, barış sürecinin diline de vurgu yapıldı. KCK, sürecin ruhuna uygun bir dilin geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, ''Savaş döneminin, karşıtlığı derinleştiren ve rencide eden dilinin terk edilerek yapıcı, kapsayıcı, demokratik çözüme odaklayan ve güven veren bir dilin kullanılmasına özen gösterilmesi, sürecin olumlu ilerletilmesi ve toplumun güçlü sahiplenilmesi açısından önemli olacaktır. Bu konuda istenilen düzeyin henüz gelişmediği açıktır. Köklü bir biçimde çözüm planının adım adım hayata geçmesi için bizim kadar, hükümetin de yasal-anayasal açıdan üstüne düşenleri yapması önemli olduğu gibi; tarafsız ve meşruluğu bulunan sivil toplum alanlarındaki kurum ve kesimlerin de rolünü oynaması önemli bir husustur.
Destek çağrısı
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında, uluslararası güçlerin, kurum-kuruluşların ve bütün demokratik çevrelerin de demokratik ve barışçıl çözüme destek sunmaları için çağrıda bulundu. ''Bölgemizde barışın ve istikrarın gelişmesi için bölgesel ve uluslararası güçlerin, ortaya konulan çözüm iradesine engel olmamaları, doğru yaklaşmaları ve destek sunmaları talebimizdir'' denilen açıklamada, Öcalan'ın çağrısının aynı zamanda tüm dünya kamuoyuna, Türkiye'deki tüm halklar ve Kürt halkına yapıldığı vurgulanarak, şöyle denildi: ''Bu çağrı, başta doğrudan, derin acılar çekmiş, fedakar halkımıza büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Newroz alanlarından bu önemli görevi büyük bir heyecan, coşku, moral ve inançla karşılayan Kürt halkı, dostları ve çözümü isteyen herkes büyük bir kararlılık beyan etmiştir. Önderliğimizin çağrısında da belirttiği gibi, Kürt halkı ağır bedeller ödeyerek, büyük şahadetler ve destanlarla kimliğini ve benliğini kazandı. Şimdi sıra demokratik kurtuluş mücadelesini kazanmaktadır. Bu yeni mücadele dönemi hepimizin, herkesin ve halkımızın görevlerini kat be kat artırmıştır.
Dört parça Kürdistan’daki ve yurtdışındaki halkımızın, bizzat, tarihi sürecin şahidi ve öznesi olarak hiçbir rehavete kapılmadan süreci büyük bir dikkatle takip edeceğine, demokratik çözüm projesinin hayata geçmesi için demokratik mücadelesini güçlü yürüteceğine, yüksek bir disiplin, bilinç ve birlik ruhuyla çalışmalarına yükleneceğine güçlüce inanmaktayız."
ANF / BEHDİNAN