
‘KCK’ adı altında Amed merkezli 15 farklı ilde 14 Nisan 2009 tarihinde gerçekleştirilen siyasi soykırım operasyonları 5'inci yılına girdi. Operasyon kapsamında açılan dava kapsamında bugüne kadar gerçekleştirilen 60 duruşmada her defasında farklı bir kriz yaşanırken, son olarak 92'si tutuklu 180 Kürt siyasetçinin tahliye edilmesi için dava avukatları tarafından 5 yıllık uzun tutukluluk kapsamında Diyarbakır 2. ACM'ye yapılan başvuru "Sanıklar dağa çıkabilir" gibi skandal bir gerekçe ile reddedildi. Yine mahkeme geçtiğimiz Cumartesi günü, tensip duruşmasında tutuklu Kürt siyasetçilerin tutukluluk halini değerlendirerek 49 Kürt siyasetçinin tahliyesine karar verirken, içerisinde DEP eski Milletvekili Hatip Dicle ve Gazeteci Tayyip Temel'in de bulunduğu 43 Kürt siyasetçinin ise tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
İdeolojik bir yaklaşımla yargılandık
14 Nisan 2009 tarihinde gözaltına alınan ve 18 Nisan 2009 tarihinde tutuklanan dönemin Demokratik Toplum Partisi (DTP) MYK üyesi ve Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca, tutuklanan tüm arkadaşlarının siyasetçi olduklarını ve legal anlamda siyaset yaptıklarını ifade etti.
Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ve Türkiye'nin demokratikleşmemesinin bugün de devam ettiğini belirten Konca, "Aslında bu zihniyet hala değişmiş değil. Çözümsüzlük ve demokratikleşmeme politikaları hala sürüyor. Ama hukuken yapılan bir düzenleme sonucunda çıkarıldık. Yoksa mahkeme siyaseten suçsuz olduğumuza kanaat getirerek bizi bırakmadı. İdeolojik bir yaklaşımla yargılandık. Tutuklanmamız ve yargılanmamız hukuki bir süreç değildi. Halkımızın direnişi, halkımızın politik tutumu, yerel seçimlerdeki halkımızın başarısı çıkmamızı sağladı. Yoksa adalet yerini buldu diye çıktık diyemiyoruz. Çok da üzülerek, hüzünlenerek çıktık. Kürt Halk Önderliği içeridedir. Süreci başlatan, demokratikleşmeyi geliştiren Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan içeridedir. Bırakalım özgürlüğünü, halen koşulları bile düzeltilmedi. Yüzlerce hasta arkadaşımız var ve bırakılmıyor. Bu bizim için çok acı ve üzücü bir durumdur" ifadesinde bulundu.
Kimse cezaevlerinde kalmasın diye çalışacağız
Cezaevlerinde arkadaşlarını geride bırakıp çıkmalarının kendilerini zorladığını dile getiren Konca, "92-93'lerdeki askeri vesayet sonucu binlerce arkadaşımız cezaevlerine o yıllarda alındı. Hala cezaevindeler. 18 yaşında tutuklanan arkadaşlarımız şimdi 40 yaşında. Bu siyaset değişmedi. 20 yıldır cezaevinde olan arkadaşlarımızın üzerinde kapıyı kapatarak dışarı çıkmak bizi çok zorladı. Arkadaşlarımızın çıkması ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için, Kürt sorununun çözümü için çok daha büyük çabalar harcamamız lazım. Bu sorumluluğu ve yükü sırtımıza alarak çıktık. Halkımızla birlikte daha fazla çalışarak ve emek harcayarak, Türkiye'nin demokratikleşmesi, Önderliğimizin cezaevinden çıkması, yoldaşlarımızın cezaevlerinde kalmaması için çabamızı harcayacağız" ifadesinde bulundu.
Türkiye kamuoyu çok duyarsız
Bir ülkenin demokrasi anlayışının en iyi cezaevlerinden anlaşılacağını belirten Konca, "Bir ülkenin demokrasi anlayışını anlamak için cezaevlerine bakacaksın. İnsanlar cezaevinde ölüyor. Türkiye kamuoyu da bu konuda çok duyarsız. Bu açıdan çağrımızı yeniliyoruz. Demokratik siyaseti daha fazla yükseltme temelinde bir yoğunlaşmamız, çabamız olması gerektiğini düşünüyoruz. Bir gün bile fazla kalmamaları için elimizden gelen tüm çabaları harcayacağız" dedi.
Sevi Demir: Boşa çıkarıldı
14 Nisan 2009'da gözaltına alınan ve 18 Nisan 2009 tarihinde tutuklanan Demokratik Özgür Kadın Hareketi Aktivisti Sevi Demir de, operasyondan bir önceki gün olan 13 Nisan 2009 tarihinde KCK tarafından 1 Haziran 2009 tarihine uzatılan ateşkesi hatırlatarak, operasyonun amacının hareketi boşa çıkarmak olduğunu belirtti. Demir devamla; "Bu operasyon çok ilginç bir operasyondu. Biz legal siyaset içerisinde mücadele veriyorduk. Bu çalışmaları yürütmemize izin vermediler. Operasyonun bir diğer amacı da siyaseti zayıflatmaktı. Fakat biz beş yıl boyunca içerde kalmamıza rağmen siyaset alanının zayıflamadığını gördük. Aksine daha da ileriye taşındı. Niteliksel bir başarı yakalandı" dedi.
"KCK" operasyonları ile amaçlanan hedeflerin boşa çıkarıldığını belirten Demir, "AKP hükümeti tarafından izlenen bu politikalar boşa çıkarıldı. 2014 seçimlerinde alınan başarılı sonuçlar da göstermiş oldu ki Kürt hareketi demokratik, eşit ve herkesi içerisinde barındıran bir siyaset izlemiş. Bununla birlikte KCK operasyonları boşa çıkarıldı" ifadesinde bulundu.
Sıradan bir dava değildi
Bu davaya sıradan bakmalarının mümkün olmadığını dile getiren Demir, "Kürt halkının yok sayılmasını kabul edemezdik. Çünkü biz siyasi alanda varoluş mücadelesi yürütüyorduk. Bundan dolayı sıradan bir dava olarak bakamazdık. Devlet için de bu sıradan bir dava değildi. Kürt dilini savunmak meşru bir savunmaydı ve vazgeçilmezdi. Bizim yargılanmamız hukuki değildi, siyasi bir yargılamaydı. Bundan dolayı her oturumun sonunda 'Bizim dağa gideceğimiz', potansiyel suçlu olduğumuz, 'Delilleri karartacağımız' söylenerek bırakılmıyorduk.
Devletin Kürt halkının siyasi alanda mücadele vermesi yönündeki tüm yolları kapatmaya çalıştığını aktaran Demir, "Her zaman bize cezaevi yolunu gösterdiler. Tutukluluk süresinin 5 yıla inmesinden hemen sonra çeteler, derin devlet içerisinde yer alanlar, hüküm giyenler acil bir şekilde bırakıldı. Fakat bizim avukatlar başvurduğunda ise kabul edilmedi. Burada da biz mahkemenin zihniyeti ile devletin zihniyeti arasında fark olmadığını gördük. Konunlar değişse bile zihniyetin değişmediğini gördük. BDP'nin siyasi alanda güçlenmesi istenmiyordu. 2014 seçimlerinde sonra bizim bırakılmamız da aslında bunun göstergesiydi" dedi.
Seçimlerden önce tahliye edilmemelerinin nedeninin Kürt siyasetinin seçimlerden güçlü çıkmasının önüne geçmek olduğunu belirten Demir, bu kararın da mahkeme ve AKP tarafından ortak alınan bir karar olduğunu dile getirdi.
Kaldığımız yerden devam edeceğiz
Kaldıkları yerden mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Demir, sözlerini "Seçimlerden önce serbest bırakılmamamızın nedeni de Kürtlerin daha güçlü çıkmaması içindi. Bizim serbest bırakılmamız için birçok eylem gerçekleşti ve bunun sonucunda birçok arkadaşımız tutuklandı. Binlerce genç KCK dosyasından yargılananları sahiplendikleri için tutuklandı ve ağır cezalara maruz kaldı. Onların içeride olması bizim dışarıda olmamız tam bir çelişkidir. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Yine hasta tutsaklar bırakılmıyor. Biz hasta tutsakların durumu ağır olanların daha önce bırakılmasını bekliyorduk. Biz sadece fiziksel boyutuyla dışarıdayız ama aklımız içeride. Barış sürecin aktörü, Kürt Halkının Önderi hala içeride. Zindanlar tamamen boşaltılmadan, Kürt Halk Önderi'nin demokratik ve anayasal bir çerçevede müzakereleri yürütmeden bizim bırakılmamızın hiçbir değeri yoktur. Biz bırakıldıktan sonra da bütün şehitlerimize, hasta tutsaklara ve bütün tutsaklara bağlılığımızı ilan ettik. Kaldığımız yerden mücadelemiz devam edecektir. Bütün tutsaklar ve başta Kürt Halk Önderi bırakılana kadar mücadelemize devam edeceğiz" diyerek noktaladı.
YASİN KOBULAN/HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED