KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Öcalan ile hukuksal tüm hakları için açık, resmi, yazılı ve güvenceli bir biçimde tecridi tümden ortadan kaldıran bir protokol ilgili uluslararası kurumların şahitliğinde imzalanmadan ve bu kamuoyuna deklare edilmedin direnişin bitmeyeceğini açıkladı.

Hozat, dün ANF’den yayınlanan uzun ve kapsamlı söyleşisinde, İmralı’da uygulanan mutlak tecridin Uluslararası Komplo’nun güncellenmesi olduğunu söyledi. 27 Temmuz 2011’de komplonun güncellenme adımı olarak avukatla görüşmeleri kesildiğini; 2011’de aynı zamanda Suriye’de iç savaşın başladığını; 5 Nisan 2015’ten sonra da komplonun güncellenmesinin ikinci aşaması olarak Kürt kentlerinin yakılıp yıkıldığını ve bunu 20 Ocak 2018’de Efrîn işgali, 6 Kasım 2018’de PKK’ye ilişkin alınan kararın izlediğini hatırlatan Hozat, ”Özgürlük Hareketi’nin 3 yöneticisi hakkında alınan kararla Önder Apo’ya yönelik komplo tamamlanmak istenmedir. Böylece yönetim düzeyi felç edilip komplo amacına ulaştırılmak istenmektedir. Ancak Kürt halkı ve Özgürlük Hareketimiz açısından uluslararası komplonun bilince çıkarılması önemli düzeyde güçlenme yaratmıştır. Komplonun bilince çıkarılması temelinde halkımızın ve Özgürlük Hareketimizin yürüttüğü büyük mücadele bu bilinçle yenilenmek istenen komploları da boşa çıkarıp yenilgiye uğratacaktır” dedi.

Hozat, tecridin komplonun uygulanma biçimi, devamı olduğunu belirterek, tecride karşı mücadelenin faşizme ve soykırım savaşına karşı mücadele niteliğine dikkat çekti. Hozat, şunları söyledi: ”Bu açıdan herkes tecridin faşizm ve soykırım savaşı olduğunu bilerek tecride karşı mücadele etmelidir. Bulunduğu her yerde direnişe geçmelidir. Direnişçiler talepleri karşılanmayana kadar bu direnişten vazgeçmeyeceklerini açıkladılar. Bunun anlamı büyüktür. Bu açıklamadan anlaşılan şudur; devlet, Önder Apo ile hukuksal tüm hakları için açık, resmi, yazılı ve güvenceli bir biçimde tecridi tümden ortadan kaldıran bir protokol ilgili uluslararası kurumların şahitliğinde imzalanmadan ve bu kamuoyuna açıkça deklare edilmedikçe bu direniş sürecektir. Haftalık avukat, vasi ve aile görüşmeleri düzenli yapılmadan, mektuplaşma, haber alma, dışarıyla iletişim kurma hakları her bakımdan açık ve resmi biçimde güvenceye alınmadan bu direniş devam edecektir. Bu haklar ulusal ve uluslararası hukukta zaten yer almaktadır, Önder Apo’nun en doğal ve meşru haklarıdır.

Önder Apo bir kişi değildir, milyonların iradesini temsil eden bir halk önderidir. Bu halk, artık bu zulmü kabul etmeyecek Uluslararası Komplo’yu tümden yenilgiye uğratıncaya kadar kararlı bir biçimde mücadelesini başarıyla sürdürecektir.