
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, tutuklamaların olmayacağı; karakol, kalekol, askeri amaçlı baraj ve yolların yapılmayacağı, demokratik örgütlenme ve bu karakterli mücadelelerin önlenmeyeceği tahkim edilmiş bir ateşkese dayalı müzakere ve bu temelde gelişecek çözüm süreci ortaya çıkarılmadan çatışmaları ve savaşları önlemenin mümkün olmadığını bildirdi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, Kürt Özgürlük Hareketi’nin demokratik çözüm ve barış çabasının 1990’larda başlayan tarihi anlatılarak, başlatılan son savaşın gerekçesinin de Ceylanpınar’da 2 polisinin öldürülmesi olmadığı vurgulandı.
Açıklamada, 3 yıllık çatışmasızlık ortamına hiçbir biçimde uymayan, sivil insanları öldürmeyi, tutuklamaları, karakol, askeri amaçlı yol ve barajlar yapmayı kendisine hak gören AKP hükümeti’nin 24 Temmuz’da savaşı tırmandırarak Kürt Özgürlük Hareketi’ni imha etme, Kürt halkını da sindirme operasyonlarını günlük savaş saldırıları haline getirdiği kaydedildi.
Muşru savunma haktır
Sadece hava saldırılarında 400 gerillayı öldürdüğünü iddia eden, yine başta Zergelê’de 8 köylünün öldürülmesinde görüldüğü gibi her gün birkaç sivili katleden güçlere karşı da gerillanın misilleme hakkını kullandığının altı çizilen açıklamada, “Her gün savaş naraları atan, ‘öldüreceğiz, bitireceğiz’ diyen bu saldırganlığa karşı savaş hukuku içinde gerillanın kendini savunması da en meşru hakkıdır” denildi.
Sorunları gerilla yaratmıyor
AKP hükümetinin başlattığı savaş ortamında silahları bırakmayı dayattığı belirtilen açıklamada, sorunları yaratanın gerillanın varlığı değil, başka kimliklerin varlığını anayasal ve yasal kabul etmeyen, inkar ve imhada ısrar eden tekçi zihniyet olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, “Bu politikada ısrar edilerek silahlar bırakılsın demek, arabayı atın önüne koşmak ve yüzyıllık çözümsüzlüğü sürdürmektir. Kürt sorununda çözüm iradesinin ve pratiğinin ortaya konmadığı ortamda silahlar bırakılsın ya da gerilla Türkiye dışına çıksın dayatmasında bulunmak, savaşta ısrar edeceğiz demektir. Kürt sorununun çözümünü önüne koymamak, buna odaklanmamak çözümsüzlükte ısrar etmektir. Bu durumda da hiç kimse PKK’den silahların bırakmasını isteme hakkına sahip değildir” denildi.
Türkiye’nin acil gündemi
Türkiye’nin acil gündeminin demokratikleşme ve Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümü olması geriktiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Bunu önceliğine almayan her söylem saptırmadır; yüzyıllık inkar ve imha politikasını yeni koşullarda sürdürmedir. Bu durumda da hiç kimse Kürt halkının kurbanlık koyun gibi kafasını bıçağın ve kültürel soykırım değirmenin altına koymasını beklememelidir.”
Demokratik çözümde ısrar
Kürt Özgürlük Hareketi’nin Kürt sorununun Türkiye sınırları içinde demokratik temelde çözülmesinde ısrarlı olduğu tekrarlanan açıklamada, “Bunu, ideolojik, siyasi ve stratejik olarak ortaya koymuştur. Bu konuda samimi ve tutarlı olduğunu her fırsatta göstermiştir. HDP projesine büyük destek vermesi ve başarısı için her türlü fedakarlığı göstermesi bunun en açık kantıdır. PKK, halkların kardeşliğine, eşit ve özgür yaşamına dayalı Türkiye çözümünü tercih etmektedir” diye belirtildi.
Çağrılara büyük değer
Bu açıdan Türkiye halklarının ve dünya demokratik kamuoyunun çatışmasızlık ve sorunların demokratik temelde çözülmesi çağrılarına ve barış haykırışına büyük değer verdiklerini ifade eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şöyle devam etti: “Çünkü AKP’nin savaş politikaları ve yarattığı çatışmalar Ortadoğu’daki savaşın Türkiye içine taşırılması durumunu ortay çıkaracağı gibi; Ortadoğu’daki savaşı daha da derinleştirecek bir durum yaratma tehlikesini taşımaktadır. AKP böyle riskli bir politika izlemekte ve halklarımız için büyük tehlikeler getirecek bir kumar oynamaktadır. Bu açıdan Türkiye’nin Kürt sorununu çözerek demokratik istikrar alanı haline gelmesi çok önemlidir. Türkiye’nin böyle bir şansı bulunmaktadır. Ancak Türkiye Kürt sorununda çözümsüzlükte ısrar ederek savaşla, şiddetle ezme naraları atarak makul biçimde önüne koyduğumuz bu fırsatı tepmektedir.
Sorun çözülmedikçe kısırdöngü
Özgürlük Hareketi olarak defalarca ateşkes ilan ettik. Ancak bunların hiçbirisi demokratik siyasal çözüm için değerlendirilmediğinden sonuçta yine savaş ya da özel savaş yöntemleriyle tasfiye politikaları devreye sokulmuş ve Kürt sorunu çözümsüz bırakılmıştır. Kürt sorunu çözülmediği müddetçe bu kısırdöngüden kurtulmak mümkün değildir. Bu açıdan artık ateşkes ve çatışmasızlıkları kötüye kullanmayı önleyecek ve yeni çatışmaların ve savaşların ortaya çıkmasını engelleyecek bir demokratik siyasal tutuma ihtiyaç vardır. Ateşkes ve çatışmasızlıkların kötüye kullanılmayacağı ve kalıcı barışı sağlayacak tutumlara ihtiyaç vardır.
Yapılması gerekenler
Bunun için her şeyden önce de Önder Apo’nun özgür koşullarda siyasi müzakere yapacağı, bu müzakere sonuçlarının Meclis’te anayasal ve yasal normlara dönüştürüleceği bir siyasi irade ve çözüm süreci gereklidir. Tutuklamaların olmayacağı; karakol, kalekol, askeri amaçlı baraj ve yolların yapılmayacağı, demokratik örgütlenme ve bu karakterli mücadelelerin önlenmeyeceği tahkim edilmiş bir ateşkes gereklidir. Böyle bir tahkim edilmiş ateşkese dayalı müzakere ve bu temelde gelişecek çözüm süreci ortaya çıkarılmadan çatışmaları ve savaşları önlemek mümkün değildir.
* Bu açıdan hiç gecikmeden Önder Apo ile özgür koşullarda müzakereler başlatılmalı;
* bunun için de 2013 Newroz’undan bu yana tutuklanan tüm siyasi tutuklular serbest bırakılmalı;
* Tahkim edilmiş ateşkes yapılmalı;
* Bu müzakereyi gözetleyecek üçüncü bir gözle tahkim edilmiş çatışmasızlığı izleyecek, çatışmasızlık kurallarına uymayan eylem ve tutumları ortaya çıkaracak bir izleme komitesine de ihtiyaç vardır.
ANF/BEHDİNAN