MİT Federe Kürdistan Sorumlusu Osman Köse’yi öldürdükleri gerekçesiyle idam cezası verilen Mazlum Dağ ve Muhammed Beşiksiz’in, karara itiraz hakları da engelleniyor.
Anne Kudret Dağ, üç defadır giden avukata ‘böyle biri yok’ denildiğini, halbuki kendilerinin 3-4 defa cezaevinde görüştüğünü, geçen hafta da telefonla konuştuklarını söyledi.
İtiraz süresinin dolmak üzere olduğuna dikkat çeken Dağ, ”Bu cezayı vermeleri ayıptır. Kürt’türler, ülkelerinin ismi Kürdistan’dır. Kürt olup bu cezayı verdikleri için kınıyoruz” dedi.
Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik operasyonel faaliyetlerden sorumlu olan MİT’çi Osman Köse’yi öldürmekten idam cezası verilen Mazlum Dağ’ın annesi Kudret Dağ, karara itirazlarının engellendiğini, avukatının vekaletname almasının önlendiğini, itiraz için tanınan yasal sürenin de dolmak üzere olduğunu söyledi.
Mazlum Dağ’ın annesi Kudret ve babası Zeki Dağ, konuya ilişkin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Amed İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Anne Kudret Dağ, yakalanmasından 5 ay sonra oğluyla görüştüğünü söyledi. Oğluna idam cezasının verilmesinin ardından 3-4 defa daha kaldığı cezaevinde görüştüğünü kaydeden anne Kudret Dağ, oğluna avukat tuttuklarını, ancak avukatın vekalet alması için görüştürülmediğini aktardı. Yerel mahkemenin verdiği karara itiraz sürecini başlatmak için oğlunun bulunduğu cezaevine üç defa giden avukatın görüştürülmediğini, vekalet alamadığını anlatan anne Dağ, yerel mahkemenin kararına itiraz etmek için belirlenen yasal sürenin dolmak üzere olduğunu vurguladı. Anne Dağ, oğlunun avukata vekalet vermemesi durumunda itiraz süreci için belirlenen sürenin dolacağına işaret etti.
‘Böyle biri yok’ diyorlar
Avukatın üç defadır cezaevine gidip geliyor fakat ‘böyle biri yok’ denildiği söyleyen Dağ, ”Ne görüşmesine izin veriyorlar ne de vekalet vermesine. Biz de biliyoruz ki oradadır. Geçen hafta da telefon açtı. Sınır kapıları kapalı olduğu için bir aydır görüşe gidemiyoruz. Bir Kürt gencine bu cezayı vermeleri ayıptır. Kürt’türler, ülkelerinin ismi Kürdistan’dır. Ayıptır Kürt kardeşlerine böyle bir ceza vermeleri. Onları Kürt olup böylesi bir ceza verdikleri için kınıyoruz” dedi.
Vicdanları nasıl kabul etti?
”Oğluma verilen ceza bir an önce bozulsun” diyen Dağ, şöyle devam etti: ”Oğluma vekalet vermeleri için avukatlara izin versinler. Kürtlüklerinden utanıp bu cezayı bozsunlar. Dört parça Kürdistan ve tüm Kürt halkına çağrıda bulunuyorum; buna karşı seslerini çıkarsınlar, sessiz kalmasınlar. Herkes buna karşı sözünü söylesin. Tutuklandıktan 7 ay sonra mahkemeye çıkarıp idam cezası verdiler. Vicdanları nasıl kabul etti kendi Kürt gençlerine böylesi bir ceza veriyorlar? Ülkeleri Kürdistan’dır ayıp değil mi? Bir çare bulsunlar bu şekilde olmaz. Bu cezayı bozsunlar.”
İdam cezasının, insan hakları ve hukuka uygun olmadığını işaret eden Dağ, hukuka uygun bir ceza verilmesini talep etti.
Büyük bir ayıptır
Baba Zeki Dağ da, ”Mahkemenin verdiği idam cezasını kınıyorum. Bu cezanın bozulmasını istiyoruz. Müebbet cezasını versinler ama idam cezası hukuka ve insan haklarına uygun bir ceza değildir. Büyük bir ayıptır; iki Kürt gencinin idam edilmesi” şeklinde konuştu.
AMED
İdamı Rûdaw’la duyurdular
Hewlêr’deki Huqqabaz isimli restoranda, Türkiye’nin Hewlêr Başkonsolosluğu’nda görevli olduğu ileri sürülen ama MİT’in Federe Kürdistan şefi olduğu ortaya çıkan Osman Köse ve iki kişinin öldürülmesi ile ilgisi olduğu iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklananlar, 10 Şubat’ta Erbil 2. Ceza Mahkemesi’nde duruşmaya çıkarıldı. Federe Kürdistan Başkanı Neçirvan Barzani’ye bağlı Rûdaw TV’ye konuşan avukat Birzo Said, “Bugün Erbil 2. Ceza Mahkemesi Hokkabaz restorantında Türk diplomatın öldürüldüğü olaya ilişkin 6 kişiye ceza verdi. 2 kişi idam cezası, 1 kişi bir yıl hapis cezası, 3 kişi de 2’şer yıl hapis cezası aldı” dedi. Konuyla ilgili Rûdaw’ın bu haberi dışında bir açıklama yapılmadı. Ailelerine bile haber verilmedi.
Diplomat değil MİT sorumlusu
Ösman Köse’yi öldürdükleri iddiasıyla Kuzey Kürdistanlı Mazlum Dağ, Muhammed Beşiksiz ile diğer gözaltına alınanlara daha önceden hazırlanmış bir ifadeyi imzalatmak için işkence yapıldı. Önce konsolosluk görevlesi, sonra konsolos yardımcısı olduğu ileri sürülen Köse’nin MİT’ten olduğu Al Monitor tarafından deşifre edildi. Al Monitor’a konuşan bir Türk yetkili, Köse’nin MİT’in İran masasına baktığını, ancak bir süredir de Federe Kürdistan’dan sorumlu olduğunu açıkladı.
MİT işkenceli sorguda
İsminin gizli tutulmasını isteyen bir Asayiş üyesi, Köse’nin normal bir görevli olarak gösterilmeye çalışıldığını, ancak MİT’in Güney Kürdistan Masası sorumlusu olduğunu teyit etti. Dağ, Beşiksiz ve beraber gözaltına alındıkları bir kişinin yoğun şekilde işkenceye maruz kaldığı bilgisini de paylaşan Asayiş üyesi, MİT ve Parastin tarafından ortak bir şekilde sorgulandıklarını söyledi.
MİT’in operasyon şefiydi de
Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı üyesi Dr. Bahoz Erdal da eylemden sonra yaptığı açıklamada, eylemcilerin gerilla değil, yurtsever gençler olduklarının anlaşıldığını belirterek, şunları ifade etmişti: ”Bu olaya bağlı olarak bazı araştırmalar yaptık. Ulaştığımız sonuç şudur: Birincisi bu öldürülen şahıs (Osman Köse) diplomat değildir. MİT’in Güney Kürdistan sorumlusudur. Yani MİT’in bize karşı faaliyet sürdüren örgütlemesinin sorumlusudur. MİT bünyesinde bir bölüm var; amaçları ve görevleri özellikle yönetimimize karşı faaliyetler organize etmek ve yönetimimizi hedeflemektedir. Saldırı ve suikast planları ve istemi var. Bu öldürülen şahıs Hareketimizin yönetimine karşı suikast düzenlemek isteyen MİT’in Güney Kürdistan’daki biriminin sorumlusudur. Bu faaliyetlere liderlik yapan kişidir.
Xerîb’in şehadetinden sorumlu
Son olarak Helmet (Diyar Xerîb) arkadaşa yapılan saldırı sonucu Helmet ve iki arkadaşımızın şahadetinin sorumlusu da bu şahıstır. Saldırıyı planlayıp istihbari bilgileri servis ettikten sonra Helmet arkadaşın bulunduğu yere saldırı gerçekleşiyor ve burada Helmet arkadaş iki arkadaşla birlikte şehit oluyor. Yine Güney Kürdistan’daki birçok saldırıyı bu şahıs koordine etmekteydi. Ulaştığımız sonuçlardan biri budur.
İkinci önemli husus; Türk devleti ilk günlerde öldürülen şahsın kimliğini bile açıklamadı ama sonra mecbur kalıp açıkladılar, ancak yine de bazı bilgileri sakladılar. Cenaze törenine bütün devlet yetkilileri ve MİT Başkanı katıldı. Hakikatleri ters yüz etmek, diplomatmış gibi lanse etmek istediler.”
KDP’nin yaranma çabası
KDP Asayişi, MİT sorumlusuna eylemin ardından Hewlêr-Kerkük, Hewlêr- Süleymaniye ve Hewlêr -Mexmûr yollarını trafiğe kapattı. Tüm yollar bir süre sonra açıldı, ancak Mexmûr yolu açılmadı. Hewlêr’de 18 Temmuz’da gece saat 01.30-02.00 arasında yapılan baskınlarda 16 genç kadın gözaltına alındı. Türk devletine yaranma çabasını iyice abartan KDP, Mazlum Dağ’ın fotoğraflarını da Kürdistan Güvenlik Ajansı aracılığıyla yayınladı.
Mexmûr hedef alındı
Hewlêr’e yığılarak mahalle, sokak aralarında bile kimlik kontrolü arama yapmaya başlayan Türk devleti, Şehit Rüstem Cudi (Mexmûr) Mülteci Kampı’nı bombaladı. KDP de Mexmûr Kampı’nı ablukaya alıp ambargo uygulamaya başladı. Hewler’de hastane veya farklı kurumlarda çalışan çoğu kişi işten çıkarıldı. Hewlêr’e geçişlere izin verilmedi. 8 aydır devam eden ambargo ve abluka yüzünden Hewlêr’deki hastanelere dahi gidilemiyor.
Kampta, Türk devletinin 1994’teki baskılarından dolayı Başûr’a gelen yaklaşık 12 bin Bakurlu yaşıyor. Yönetim merkezleri, belediye, eğitim yerleri, sağlık merkezleri, savunma birlikleri kurulan kamp, Birleşmiş Milletler tarafından da statüsü kabul ediliyor.
İdam cezasını kabullenemiyoruz
İdam cezasına tepki gösteren Muhammed Beşiksiz’in babası Şahin Er, ”İdam cezasının kaldırılmasını istiyoruz. İdamı kabullenemiyoruz” dedi.
Baba Er, 8 Şubat’ta Hewlêr’e gittiğini, 13 Şubat’ta Hewlêr Cezaevi’nde oğluyla görüştüğünü aktardı. Görüşmede oğlunun kendisine, ”10 Şubat’ta ikinci duruşmamız oldu. Bana ve Mazlum Dağ’a idam cezası verdiler. Benim olayla bir alakam yok. Görüntülerde silahlı olduğum bile gözükmüyor. Suçsuz yere idam verildi. Dört ay boyunca gözaltında her türlü işkenceye maruz kaldım. Bu işkenceleri yapan Hewlêr’in polisleriydi. İşkencelerde benim suçu üstlenmem isteniyordu. Kabul etmedim. Mahkemede de kabul etmedim” dediğini aktardı.
Oğlunun 15 yıldır Irak’ta olup, vatandaşı olduğunu aktaran baba Er, ”Oğlum defalarca bana suçsuz olduğunu söylemiş ve şu anda haksız yere idam edilme ile karşı karşıyadır. Karar onaylandığında oğlum haksız yer idam edilecektir. Bu karardan vazgeçilmesini istiyoruz. İdam cezasının kaldırılmasını istiyoruz. İdam cezasını kabullenemiyoruz. Suçsuz yere ölmesinler” dedi.
‘Vermeyin, idam edin’ denildi
Beşiksiz’in amcası Necmettin Er ise aslında Muhammed Beşiksiz’in (Abdurrahman Er) PKK’nin üzerine yıkmak için tutuklandığını söyleyerek, ”Tanıyorlar, kim olduğunu biliyorlar, bilinçi olarak seçildi” dedi. İdam cezasının verildiği mahkemenin de göstermelik olduğunu kaydeden amca Er, şunları ifade etti: ”Savunma yapmalarına bile izin verilmemiş. Aslında karar önceden alınmış. Türkiye, KDP’ye ‘bizde idam cezası yok. Onları bize teslim etmeyin, siz de zor durumda kalmayın ama onları idam edeceksiniz’ demiş. Bizim beklentimiz; Güney yönetiminin Kürt gençlerinin kanınan girmemesidir.”