Bugün Ortadoğu’da Kürtler için en büyük ihtiyaç ulusal birlik çalışmalarıdır. Her geçen gün faşist ittifaklar halklar aleyhine kurulurken, Kürtlerin ortak ulusal ve siyasal bir cepheden mahrum kalmas, Kürtlerin kazanımını ciddi etkilemektedir. 

Ortadoğu’da sözün tam manasıyla küresel bir hegemonya savaşı yaşanmaktadır. Devletler arası güçlerin savaşları sıradan savaşlar olmadıklarını hepimiz tarihten ve güncelden iyi biliyoruz. Bu savaşın bir çıkış nedeni vardır. Dünya artık eskisi gibi yürütülememektedir. Böyle bir ortamda kimin kiminle ilişkide olduğu, kimin kiminle kavgalı ve düşman olduğu belirgin değildir. Hobbes’in tarif ettiği gibi “herkesin herkesle savaşı”dır mevcut durum. Dengeler, ilişkiler ve ittifaklar neredeyse günlük olarak değişiyor. Çünkü çıkarlar dünyası kaygan bir dünyadır. 

Kürtlerin böyle bir karmaşanın hakim olduğu bir Ortadoğu’da ayakta kalmasının tek yolu, birlik olmalarıdır. Ancak, Kürtlerin birlik çalışmalarını “gizli bir el” hep bir şekilde bozmakta, hatta kimi zaman karşı karşıya getirecek kadar büyük sorunlara yol açabiliyor.

AKP, CHP ve MHP’nin (buna TSK’yi de dahil edebiliriz) oluşturduğu faşist ittifakın çok zaman geçmeden topyekün bir şekilde Kürtlerin üstüne gideceğini söylemek büyük bir kehanet olmasa gerek. Bu saldırıları yaparken yanlarına birçok işbirlikçi-hain kesimi alacakları da kesin görünüyor.

Rojava’da Kürtler statülerini uluslararası sisteme kabul ettirmek için fedaice direniyorlar.  Ancak DAİŞ çeteleri ile birlikte Kürt olduklarını söyleyen bazı kesimler, Kürtlerin statü kazanmalarını engellemek için karşıt duruşlarını ısrarla sürdürüyorlar.

 Güney’de, siyasal ve ekonomik sorunlar diz boyu. Resmi hükümete fiilen ve kanunsuzca el koyan bir parti var. Parlamentoyu işlevsiz kılan, Güneyin tüm kazanımlarını ailesenin çıkarları için kullanan bir zümre, bir yapı kendini her şeyin sahibi kılmak istemektedir. Eşyanın tabiatı gereği  buna karşı duruşlar olacaktır, nitekim olmaktadır da. 

Peki, bu haksız ve hukuksuz bir şekilde değerlere el koyanlar ne yapılmalıdır ki, bu haksız temelde ele geçirdiklerini koruyabilsinler? 

Tarihte Huruçlama diye bilinen bir yöntem vardır. İç sorunları gidermenin en iyi yolu olarak, bu sorunları başkasının sırtına havale ederek, onları bu sorunlarla uğraştırma yöntemi!

Bu kadar sorun ve sıkıntı içindeyken izlenmesi gereken en iyi yol  huruçlama yöntemini bir an evvel pratikleştirmedir. 

Olan da bu değil midir zaten?  

Örneğin, daha DAİŞ saldırısı olmadığı halde Şengal’i kaçarak terk edenler, Şengal’i savaşarak özgürleştirenlerin oradan çıkmasını dayatır! Güney’i koruyamadıkları halde, Güney’in kazanımları için çalışan yurtseverlerin sahayı terketmelerini gündemleştirirler.

Kürtlerin yaptığı devrimden çıkarları uğruna taviz koparmak için çetelerini Rojava devrimi üzerine sürerler.

Güney’de istediklerini keyfince yürütebilmek ve muhalefetin eleştirilerinin önünü kesmek için Kuzey’de üzerinde etkili olunduğu düşünülen yapıları harekete geçirilir.  

Bunlar yetmez, devletler arası zeminde baskı oluşturmak için her ortamı özgürlükçü düşünenlerin teşhiri ve tecridi için kullanarak baskı oluşturulur! 

Nihai olarak aynı konsept içinde Kürtlerin zayıf karnı olan, zamanında büyük acılar yaşayan Doğu Kürdistan hareketlerini özgürlük hareketinin karşısına dikmek için her türlü yol ve yönteme başvurmaya gelinir!.. 

Tabi bunun da nedenleri vardır. Yıllardan beri Doğu Kürdistan halkı ve coğrafyası özgürlüğe büyük susamıştır. O toprakların Kürt hareketleri mücadele etmelerine rağmen parçalanma ve dağılma trajedisinden kurtulamamıştır. Doğu Kürdistan’ın ve özgürlük için mücadele ettiğini iddia edenlerin yeniden bir kalkışa, şahlanışa büyük ihtiyacı vardır. 

Peki, kim bu kalkışa hayır diyebilir ya da hayır deme hakkına sahiptir? 

Cevap nettir; hiç kimsenin! 

Bu gerçeği Güney’de büyük haksızlıklar temelinde rant sağlayanlar iyi bilmektedirler. Çünkü yıllarca bunların İran’a karşı mücadele etmelerinin önünü alanlar yine aynı güçlerdir. 25 yıl önce Doğu Kürdistan hareketlerini bir şekilde tasfiye edenler, şimdi başka bir şekilde ve ince bir tarzda Doğu Kürdistan hareketlerini tasfiye ederek durumdan yararlanmak istemektedirler. 

Özetle, birileri yine İ-KDP’yi tahrik etmektedir. Politik kimi oyunlarla Özgürlük Hareketinin üstüne sürerek sonuçlarından çıkar sağlama peşindedir. 

Bir kez daha belirtelim ki, Kürtlerin en fazla ihtiyaç duyduğu şey ulusal birliktir. Ulusal Kongre ile kendi aralarındaki her türlü sorunu çözecek bir mekanizma oluşturmalıdır.

Bunun dışında gelişecek, geliştirilmek istenecek her türlü çatıştırıcı, didiştirici, karıştırıcı yaklaşımlar sadece ve sadece sömürgecilere hizmet etmek olacak ki, bu pratiğin de adı literatürde gayet nettir: İhanet ve İşbirlikçilik! 

Kürtlerin ihanetçileri ve işbirlikçileri boldur, yenilerine ihtiyaç yoktur. Esas ihtiyaç Kürt birliğini sağlayacak politikalar ve yaklaşımlar ortaya çıkararak Kürtler arası sorunları gidermenin yolunu bulmaktır. Gerçek yurtseverlik budur.