Al-Monitor, 2 Temmuz'da bir röportaj yayınladı. Söyleşi yapılan zatın Al-Monitor'a göre, resmi sıfatı "Kürdistan Bölgesel Güvenlik Konseyi Şansölyesi!"

Her ne kadar Şansölye'nin söyledikleri incir çekirdeğini doldurmasa da, resmi sıfatı kadar söyledikleri der garip. 

Şansölye!

Ne kadar şatafatlı bir sıfat değil mi? Fransızca olan Şansölye, Federal Almanya'da ve Avusturya'da "hükümet başkanı" demekmiş. Merkel için kullanılan unvanın Kürdistan'daki karşılığı ne ola ki? 

Kürtlerin büyük çoğunluğunun (Kürtçe'nin dil yapısından dolayı) telaffuz etmekte dahi zorlanacağı Şansölye, Güney Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin istihbarat servisinin başında bulunan kişinin resmi sıfatıymış!.. 

Mesrur Barzani'nin şatafatlı sıfatı buymuş...

Peki ne demiş Şansölye Barzani? "Şengal'de PKK'ye düşen bir rol yok. Şartlar oluştuğunda PKK-PYD unsurları buradan çekilmek zorundalar."

Şansölye nerede yaşıyor acaba? Bilemiyoruz ama Kürdistan'da ve Kürtlerin arasında yaşamadığı kesin. 

Fiziki olarak olmasa da duygu ve düşünce olarak Kürdistan'dan çok uzakta...

Kendisine yakıştırdığı sıfattan da bunu anlayabiliyoruz.

Barzani, güney Kürdistanlıların Hewlêr'de, Kerkükte, Germiyan'da kendilerini katliamlardan koruduğu ve kurtardığı için bağrına bastığı gerillaları ‘yabancı savaşçılar' olarak tanımlıyor. 

Şengal'i korumakla görevli olan KDP pêşmergesinin DAİŞ'ten kaçarak binlerce Êzîdî Kürdün katledilmesine yol açtığı insanlık suçunu görmezden gelen Şansölye Barzani, işledikleri savaş suçlarını unutmuşa benziyor. 

Peki Şansölye unutsa da Kürtler unutur mu bu büyük ihaneti? 

Peşmergeyi, ‘Şengal'i kurtaran güç' olarak sunuyor Şansölye. 

Şansölye, ‘YPG-YPJ ve HPG-YJA STAR güçlerinin Şengal'de misafir olduğunu ve koşullar oluştuğunda çekilmek zorunda olduğunu' söylüyor. 

Demezler mi adama, sen kimi nereden çıkarıyorsun diye?

Belli ki Barzani, güvenli sarayından hiç dışarı çıkmıyor. Eğer Şansölye, Al- Monitor'ü kabul ettiği yüksek güvenlikli başkanlık kompleksinden (Sari Bîlind) dışarıya adımını atsa, Güney Kürdistan sokaklarında dolaşsa, sözlerinin ne kadar gülünç olduğunu anlayacaktır. 

Şengal olayında KDP'nin nasıl bir utançla anıldığını, PKK'lilerin kim olduğunu Güneyli halk, Şansölye'nin yüzüne haykıracaktır. 

PKK'nin Güney Kürdistan'da rolü var mı yok mu Şansölye gidip Hewlêrli, Maxmurlu, Kerküklü, Şengalli Kürtlere sorsun. Bakalım ne cevap alacak?

O zaman Kürtlere yabancı olanın kim olduğunu gözleriyle görecektir Şansölye Barzani... Barzani bunlarla da yetinmiyor. Hızını alamıyor, Kandil'e de dil uzatmaktan geri durmuyor.

"Kandil, Irak toprağı ve PKK buradan da ayrılmak zorunda" diyor. Sözlerin devamı ise KDP'nin Kürt ve Kürdistan politikalarını gözler önüne seriyor: "Türkiye'deki Kürtlerle barış sürecinin başarıya ulaşmasını bu kadar istememizin nedenlerinden biri de bu."

Barzani, coğrafyayı da unutmuşa benziyor ve uzun süredir Kandil'i görmemiş olacak ki, Kandil'i Kürdistan değil Irak toprağı olarak tanımlıyor. Dahası, Kuzey Kürdistan'da Kürt sorununun çözümü KDP Şansölyesinin umurunda değilmiş. Tek istedikleri PKK'nin Kandil'i bırakmasıymış.

Barzani inci dizmeye devam ediyor: "Önceliğimiz DAİŞ'i yenmek!"

Peki Şansölye neden bunu yapmıyor?

KDP-DAİŞ bayrakları 50 metre mesafede karşılıklı dalgalanıyorken, KDP pêşmergesi ile DAİŞ'li vahşiler göz göze nöbet tutarken tecavüzcü ordusuna bir tek mermi sıkmayan, koalisyon güçlerinin DAİŞ ile mücadele için gönderdiği silahları DAİŞ'e satan, satamadığını ise depolarda bekleten KDP, DAİŞ'i nasıl bitirecek? 

Şansölyenin yanıtı şu: "Bağımsız bir devlet olsaydık istediğimiz sayıda, nitelikte ve zamanda silah alabilmek için kendi anlaşmalarımızı yapmamız mümkün olurdu."

Yani Şansölye Barzani, silahlarının olmayışından yakınıyor. Şikayet ediyor. 

Yanı başında cesareti ve bedeni dışında hiçbir silahı olmadan DAİŞ'in karşısına dikilen Kürt kızlarından ve oğullarından utanmadan silahlarının olmayışını ve bağımsız bir devlet olmamayı bahane gösteriyor. 

Peki Rojava'da kahramanca direnen halkın devleti var mı?

Bu soruya şansölyenin yanıtı yok.

Barzani, sadece PKK ve PYD'ye de saldırmıyor. Güney Kürdistanlı siyasi partilerin KDP'ye yönelik eleştirilerini, başkanlık sistemi ve yeni anayasa konusundaki önerileri de "ulusal çıkarlara ters" görüyor.

DAİŞ tehdidi varken bu tür konuları tartışmanın ‘kriz' anlamına geldiğini söylüyor. 

Alın size KDP'nin ulusallığı ve Kürtlüğü! 

Şansölye Barzani'nin ulusallıktan ve Kürtlükten anladığı ne acaba? 

DAİŞ'i yabancı görmüyor ama Kürt savaşçıları yabancı görüyor. 

DAİŞ'e değil ama PKK ve PYD'ye ‘Kürdistan'dan çıkın' diyebiliyor.

DAİŞ'e değil ama PKK'ye "işgalci" diyebiliyor. 

KDP, PKK'nin güney Kürdistan'da verdiği özgürlük savaşımının kendi pozisyonunu zayıflattığını düşünüyor. 

KDP'nin Şansölyesi Barzani, uluslararası güçlerden eskisi gibi destek alamamayı DAİŞ-Türkiye-KDP kirli ittifakında değil PKK'nin direniş merkezi olmasına bağlıyor. 

Rojava'nın başarılarına üzülüyor, DAİŞ'in yenilgilerine üzülüyor, AKP'nin yenilgisiyle yıkılıyorlar. 

KCK Yürütme Konseyi üyesi Rıza Altun ile geçen hafta yaptığımız bir söyleşide Altun; "KDP'yi Kürt denkleminde, Kürt ekseninde bir yere oturtmak çok zor" demişti.

O halde varın siz oturtun KDP'yi ve Sansölyesini, kimin denklemine oturtuyorsanız.