Geçtiğimiz günlerde Güney Kürdistan'ın Şengal bölgesinde, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı çete tarafından yapılan saldırıda 6 Êzîdî Kürt hayatını kaybetmiş, 4 kadın ise kaçırılmıştı. Êzîdî Federasyonu Eşbaşkanı Feleknas Uca ve Genel Sekreteri Lokman Barış, saldırıları gazetemize değerlendirdi.


'Saldırılar konsepte dönüştü'

Şengal'deki saldırıların son zamanlarda bir konsepte dönüştüğünü belirten Uca, "Êzîdîler ya katlediliyor, ya kaçırılıyor ya da korkutuluyor" dedi.
2007'deki katliam sonrası Hewlêr ve Bağlar'daki yetkililerle görüştüklerini hatırlatan Uca, şunları kaydetti: "Onlardan Şengal, Mexmûr, Xaneqîn ve Kerkûk kentlerinin referandumla Kürdistan'a bağlanmasını istemiştik. Halen yapılmadı. Eğer o dönemde katliam, hükümetlerce iyi tahlil edilse ve hesabı sorulsaydı, bugünkü katliamlar yaşanmazdı."

Êzîdî temsiliyeti neden düşüyor?

Katliamların Şengal'le sınırlı kalmadığı, Musul ve Kerkûk gibi kentlerde de yapıldığını aktaran Uca, Hewlêr ve Bağdat yönetimlerine şu soruları yöneltti: "Kürdistan'da da Türkiye'deki gibi tek devlet, tek din, tek dil sistemini mi uyguluyorlar? Önceden Parlamento'da 8 Êzîdî vekil varken şimdi ikiye düşürdüler. Bağdat'a da sormak lazım: Neden Êzîdîler temsiliyeti yok denecek kadar azaldı? Şengal'i boşaltmak ve yerine Arapları yerleştirmek mi istiyorsunuz? Yeni bir anlaşma mı var aranızda?"

Şengal'i koruma çağrısı

FÊK'in önümüzdeki günlerde Hewlêr yönetimiyle bir görüşme yapabileceği bilgisini veren Uca, "Kürdistan'daki tüm güçlere sesleniyoruz: Şengal'i koruyun. Özellikle askeri anlamda korunması gerekiyor. Madem ki 'Êzîdîler bizim ruhumuz, en eski dinimiz' diyoruz; o zaman savunmalıyız" diye seslendi.
Katliamlara Güneyli güçlerin ses çıkarmadığına dikkat çeken Uca, "KCK, KNK ve DTK, tepki gösterdi; Güney Kürdistan Hükümeti neden sesini çıkarmıyor? Ayrıştırıcı İslami anlayışlar önplana çıkmış durumda. Eskiden böyle değildi" dedi.
Uca, Êzîdîlere, "örgütlenme, ittifaklar kurma ve varlığına sahip çıkma" çağrısı yaptı.

'Güney'de nefret suçları cezasız'

FÊK Genel Sekreteri Lokman Barış ise Kürdistan'ın pek çok bölgesinde Êzîdîlerin baskı altında olduğuna ancak baskıların basına yansımadığına dikkat çekerek, "Adeta Êzîdîlerin olmadığı bir Ortadoğu, bir Irak hatta bir Kürdistan isteniyor" dedi.
Güney Kürdistan yönetiminin Êzîdîlere Türkiye'deki AKP mantığına benzer bir mantıkla yaklaştığını vurgulayan Barış, "Kürdistan'ı millet olarak Kürt, din olarak Sünni yapmak istiyorlar. Êzîdîlere yönelik hakaret ve küfür, Güney Kürdistan'da rutine döndü. Kin ve nefret suçu olan yaklaşımlara yönelik soruşturma dahi açılmıyor" diye konuştu.

Rojava'da eşit temsil ve dayanışma

Rojava'da ise Güney Kürdistan'dan farklı bir durum yaşandığını belirten Barış, sözlerini şöyle sürdürdü: "Güney Kürdistan'da Êzîdî Kürtlere yaşam hakkı tanınmazken, Rojava'da Êzîdîler, Hıristiyanlar, Sünniler, Aleviler, Süryaniler birlikte demokratik özerk kanton yönetimlerinde yer alıyor. Rojava'da yaşam bulan paradigma, bu anlamda tüm Ortadoğu'ya ve benzer sorunların yaşandığı dünyadaki tüm bölgelere model olabilir. Êzîdîler de kendilerini Rojava modeline yakın görüyor."

Diğer devletlerden ne farkı kalır?

"Êzîdîlere yönelik baskıların altında Êzîdîlerin Rojava modeline ve Önder Apo'ya sempatiyle bakması da yatıyor" diyen Barış, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kürdistan'ın bütün siyasi partilerinden de Êzîdîlere sahip çıkmalarını bekliyoruz. Sözde, 'Asıl Kürtler Êzîdîlerdir' diyoruz; ama pratikte adeta Êzîdîler Kürt değilmiş gibi bir yaklaşım, duyarsızlık var. Bu ne kardeşliğe, ne Kürtlüğe ve ne de insanlığa sığar. Êzîdîsiz bir Kürdistan, eksik bir Kürdistan'dır. Böyle bir Kürdistan'ın yüzyıllarca Kürtlere baskı uygulayan devletlerden ne farkı kalır? Kürt halkı olarak böyle bir Kürdistan'a izin vermemeliyiz. Ülkemizin demokratik, insan haklarına saygılı, herkesin dinini, dilini özgürce yaşadığı bir vatana dönüştürmeliyiz."


MURAT MANG/BIELEFELD