Türk ordusuna mensup 600 komando ve 25 tank, üç gün önce Musul’a bağlı Beşika bölgesine gönderildi.
Irak Devlet Başkanı bu durumun, Irak’ın egemenlik haklarına açık bir saldırı niteliğinde olduğunu, Irak silahlı güçlerinin bu askerleri vurma hakkının bulunduğunu açıkladı. Ardından Bağdat Türk Büyükelçisi çağrılarak, bu askerlerin Irak’ı derhal terk etmeleri istendi.
ABD Savunma bakanlığı ise bu sevkiyattan haberdar olduklarını, ancak bunun koalisyon güçlerinin bir parçası olmadığını belirtti.
KDP ve Türk yetkililer bu askeri sevkiyatı, "peşmergeleri eğiten Türk birliklerinin görev değişimi" şeklinde açıkladı.
KDP peşmergelerinin ABD ordusu tarafından eğitildiği biliniyordu. Almanya hükümeti daha önceleri, peşmerge güçlerine yönelik "eğit-donat" programı uygulandığını açıklamıştı. Ama 600 kişilik bir Türk birliğinin KDP peşmergelerini eğittiği bilgisi yoktu.
En son sevkiyatı yapılan 600 asker ve 25 tankın üstlendiği Beşika bölgesi, Dohuk’a 45, Musul’a 40 kilometrelik bir uzaklıktadır. Beşika’nın DAİŞ denetimindeki topraklara sınırı da 20-30 kilometredir.
KDP peşmergelerini "eğitmek" amacıyla giden Türk Birliği neden DAİŞ’e uzak ve güvenlikli olan Dohuk’u veya daha içeride bir yeri değil de Musul’a yakın bir yeri seçti?
Her fırsatta, "PKK ve YPG Şengal’i terk etmeli, YBŞ adıyla oluşan Şengal Savunma Birlikleri de silahlarını peşmergeye bırakmalı" diyen Mesud Barzani’yi Türk ordusu ile bu sorunlu ilişkiye zorlayan gerçek neden nedir?
Harabeye çevirdiği Kürt evlerinin duvarlarına, "TC geldi, ya itaat edeceksiniz ya terk edeceksiniz" diyen ve kışlalarda Kürt düşmanlığı temelinde eğitilen Türk subay ve askerlerinin Güney Kürdistan’daki Kürtleri dost ve müttefik görmesi eşyanın tabiatına aykırı değil midir?
Bu soruların yanıtları KDP-TC ilişkisinin stratejik amacını da ortaya koyar.
DAİŞ çeteleri Musul’u, Şengal’i birkaç saat içinde işgal ettikten sonra Kerkük’ü kuşatmaya almış; Maxmur’u da ele geçirerek Hewler kapılarına dayanmıştı. Bu saldırılar karşısında peşmerge güçlerinin bir varlık gösteremediği de çok açık bir şekilde görüldü.
Bu kritik süreçte HPG, YJA-Star, YPG ve YPJ gerilları Güney Kürdistan hükümetinin izni ile tüm cephelerde DAİŞ çetelerine karşı mevzilere girdi ve saldırıları durdurdu. Ardından da peşmerge ile birlikte bu savaşı derinleştirdi.
Bu tablo Kürtler adına olumlu ve umut verici bir gelişme yarattı. DAİŞ saldırıları sınırlandırılınca KDP hızla eski pozisyonuna dönüş yaptı.
Şengal 3 Ağustos 2014 günü DAİŞ’in eline geçti. HPG ve YPG gerillalarının müdahalesi ile katliamın ve trajedinin büyümesi engellendi. Gerillalar Şengal çevresini ve Şengal merkezini peşmerge ile birlikte 3 Ağustos 2014 – 13 Kasım 2015 tarihleri arasında kuşatma altında tuttu. Şehri düşürecek güç fazlasıyla mevcut olmasına rağmen gerilla ve peşmerge güçlerinin ortak operasyonu gerçekleşemedi. Çünkü KDP, tarihi anlamda yara aldığı ve imajının sarsıldığı Şengal’i tek başına, peşmerge zaferi ile yeniden düzeltmek istiyordu. Sonunda ABD ve koalisyon güçlerinin zorlaması ile ortak operasyon yapıldı ve Şengal bir günde düşürüldü.
KDP yöneticileri DAİŞ’in gerileme sürecine girdiğini, bugün yarın Musul’un da düşeceğini öngörüyor. KDP açısından Musul’un DAİŞ’ten kurtarılıp kurtarılmamasından daha hayati olan konu, PKK gerillalarının bu operasyonda rol almamalarıdır. Koalisyon güçleri, YNK, Goran ve Güneyli diğer partiler HPG ve YPG gerillaları ile ortak bir savaştan yanadır.
Kır savaşındaki tecrübe ve deneyimini Rojava ve Şengal’de şehirlerde de etkili hale getiren gerillanın, ortak bir Musul operasyonunda öne çıkma ve etkili olma ihtimali çok yüksektir.
KDP bu ihtimalden korkuyor. Musul operasyonuna aktif olarak katılacak PKK ve gerillanın yaratacağı etki, KDP’nin ve Barzani ailesinin kabusu oluyor.
Koalisyon güçleri ile ortak bir Musul operasyonunda, hava saldırıları dışında kara gücü olarak sadece peşmerge güçleri ve gerilla vardır.
KDP, 600 Türk komando ve 25 tankı Musul’a 40 kilometre mesafeye yerleştirerek, olası bir Musul operasyonunda PKK gerillaları ile değil, Türk ordusu ile ittifak geliştirerek ikinci bir seçenek oluşturmak istiyor.
Irak hükümetinin, ABD’nin, İran’ın haberdar olmadığı bu sevkiyat, olası Musul operasyonundan PKK’yi dışlama hazırlığıdır.
PKK’nin katılmadığı operasyon, KDP peşmergeleri,Türk komandoları ve Türk tankları ile tamamlanacak.
Önümüzdeki birkaç gün Rusya, İran ve Irak’tan etkili itirazlar gelmezse eğer; Türk tankları ve 600 kişilik Türk ordu gücüne peyderpey takviyelerle sayı artırılacak.
ABD de, yeterli bir kara gücü oluştuğuna ikna olduğunda, KDP’nin Türk devleti ile birlikte geliştirdiği bu plana itiraz etmeyecektir.
Bu plan tutarsa eğer, KDP’nin Musul’da ve Şengal’de yitirdiği prestij ve kaybettiği imajı yeniden "düzelmiş" olacak.
Bu plan, PKK’yi Güney Kürdistan’da sınırlamak ve Musul’un geleceği üzerinde Türk devletini hak sahibi kılmak üzere ittifak edilmiş; Feridun Sinirlioğlu’nun Dışişleri Bakanı olduktan sonra yaptığı Hewler ziyareti sırasında Mesud Barzani ile birlikte imzaladıkları bir anlaşmadır.