Siyasi öngörüleri derin tarihsel bilince göre şekillenmeyen güçlerin pratik kıyasları deneme yanılma yöntemine dayanmak zorundadır. Ve deneme yanılmanın kalıcı bir başarı elde ettiği görülmemiştir.

Güney Kürdistan yönetimi de bu nedenle politik basiretsizliğinin sonucunda oluşan yeni askeri, siyasi, ekonomik düzlemde hatalarını en az zararla kapatma peşinde koşuyor. Tıpkı DAİŞ tehdidinde olduğu gibi Kürdistan’a yönelen TC, Irak ve İran tehdidine karşı da ulusal bir tavır almaktan ziyade dar ve dönemsel çıkarlara uygun bir ajanda izliyor. 

Bu amaçla hem basın üzerinden baskı uygulayan devletlere yaranmacı ılımlı mesajlar veriyor hem de kapalı kapılar ardında birçok konuda taviz veriyor. Bir kez daha Kürtlerin büyük bedeller pahasına elde ettiği ulusal değerler, bin bir emekle kazanılan statü yanlış politik tercihlerin kurbanı edilmek isteniyor. 

Şu anda tüm Kürtleri hedef tahtasına oturtan sömürgeci ülkelerin pervasızlığının içteki dayanağı tam olarak bu. Güney içindeki parçalanma, Rojava’ya yönelik TC çıkarlarını esas alan politik tercih, Kuzey Kürdistan’daki savaşı ve etkilerini görmezden gelen ve hatta gizli bir memnuniyet duyan dar, parçacı yaklaşım bu amansız saldırıların oluşumunda oldukça önemli bir rol oynuyor. 

Hedefin tüm Kürtler olduğu su götürmez bir gerçek. Kuzey Kürdistan’ın tümüne yayılan savaş, Kerkük, Şengal ve Irak sınırları içindeki tüm tartışmalı bölgelere yönelik askeri kuşatma ve tehdit, Efrîn’e yönelik başlatılan askeri işgal ve kuşatma, Rojhilat sınırlarında artan İran askeri varlığı ve yığınakları bunu açıkça gösteriyor. 

Kerkük’e yönelen tehdidin sıcak çatışmaya dönüşünü bu değerlendirme ışığında okumak oldukça önemli. Sonuçta doğru bir tedavi ancak doğru teşhisle mümkündür. 

Sorun tek başına ne KDP’nin tek yanlı referandum kararı ve TC eksenli siyaseti, ne YNK’nin İran etkisindeki ikili ve hatta üçlü siyaseti değil. Sorun, gerekçesi ne olursa olsun ulusal birlik siyasetine girememek ve bunun gerektirdiği tarihsel sorumluluğa uygun bir duruş sahibi olamamak.

Gel gör ki bu iradesiz duruşu yıkmanın yolu da herkesçe biliniyor. Daha önce HPG gerilla komutanları tarafından dillendirilen “saldırı gelmesi durumunda görevimizi yaparız” iradesi, çatışmaların başlamasıyla kendini gösterdi. Kerkük ve çevresinde örgütlenen, kendilerine “xwebexş” ismi veren silahlı gönüllüler HPG-YJA Star gerillalarıyla birlikte kurdukları savunma hattında büyük bir direnişe geçti. Daha önce DAİŞ saldırıları karşısında parça farkı gözetmeksizin en öndeki direniş mevziilerine koşan gerillalar bir kez daha tarihi rollerini oynadı. 

Savaşın sonucunu şu andan kestirmek mümkün olmasa da nasıl kazanılacağının yolu da böylece ortaya konulmuş oldu. Ulusal birlik ruhu ve bunun gerektirdiği siyasi, askeri ortaklık yakalanırsa tüm Kürdistan’da zafer kazanmak işten bile değil. Parçalı siyasete ve kirli çıkar ilişkilerine dayalı yönetim iradesi ise yenilginin temel yolu olmuştur. 

TC ve İran molla rejiminin korkusu, dayatması ve yönlendirmesiyle PKK’ye tavır alması istenen KDP ve YNK artık tercih aşamasına gelmiştir. 

Ya şimdiye kadar yaptığı gibi bu güçlerin etkisinde kalarak ulusal iradeden uzaklaşıp dar parça ve parti çıkarlarını zayıflamış bir şekilde koruyacak ya da PKK ile birlikte ulusal birlik iradesini göstererek tüm dünyaya çağın Kürtlerin özgürlük çağı olduğunu ilan edecekler. 

PKK’den uzaklaşmak ve birlikte görünmemenin kesinlikle bir çıkar yol olmadığını dost düşman herkese gösterecekler.