İzmir’in Urla ilçesinde Tahtacı Alevilerin yaşadığı Bademler Köyü, 1930 yılından bu yana 7’den 70’e tiyatro ile iç içe yaşıyor. Oyuncusu, senaristi ve yönetmenliğini köy halkının yaptığı tiyatro oyunları ile güzelleşen Bademler Köyü, 1820 yılında 12 kıl çadırıyla bugün ise 2 bini aşkın nüfusu ile ender köylerden biri.

İsmini köyün ortasında bulunan 2 badem ağacından alan köy sakinleri yıllarca tütüncülükle geçimlerini sağladı. Tütüne kota getirilince köylüler, çiçekçiliğe yöneldi. 

Shakespeare Ahmet, Juliyet Zeynep

Türkiye’de tiyatrosu olan ilk ve tek köy özelliği taşıyan köyde, tiyatro sevgisi köye 1933 yılında atanan Mustafa Ararat adlı öğretmenden kaldı. Köyün ilk oyunu olan “Yarım Osman” Çeşmebaşı olarak köy meydanında sahnelenirken, 1963 yılında imece usulü bir tiyatro binası inşa ediliyor. 

Tiyatro ile bütünleşen köy halkı, oyunlarda canlandırdıkları Shakespeare Ahmet, Juliyet Zeynep, Minoş Emmi isimleri ile anılır hale geldi. 

Bademler Köy Tiyatrosu binasının 1969 yılında tamamlandığını belirten muhtar Mehmet Uysal, “Bademler Köyü’nde tiyatronun ışığı asla sönmüyor. 7’den 70’e tiyatro tutkusu bir gelenektir artık. Tiyatro ve sanatın sevdası Bademler’de artık her şeyin önünde gelen bir tutkudur” dedi.

Çocuk oyuncakları müzesi

2003 yılında yaşamını yitiren Arkeolog Dr. Musa Baran, 1990 yılında köy meydanında bulunan evini çocuk oyuncakları müzesine dönüştürüyor. Bademler Köy Tiyatrosu gibi oyuncak müzesi de Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyor. Uçurtmadan sapana, kargıdan yapılmış silahlardan, telden yapılmış arabalara kadar sayısız oyuncak müzede sergileniyor. Oyuncaklarının yanında Bademler’i anlatan tarım aletleri, geleneksel eşya ve kıyafetler de müzede sergileniyor. Yaklaşık 80 yıldır Bademler’de bir köy kütüphanesinin bulunması Bademler’in “İlklerin köyü” olarak anılmasını sağlar. 

200 yıllık kültür yasaklandı

Bademler’in bir Alevi köyü olduğunu, fakat hiçbir şekilde inanç ayrımının yapılmadığını vurgulayan Uysal, köyde 200 yıldır süren gelenek ve görenekler olduğunu söyeldi ve ekledi: “Örneğin köy meydanlarında yapılan düğünlerimizde ‘Keçi gezdirme’ geleneği vardır. Keçi düğünlerimizde boynuzlarını limon takılıp, etrafı süslenerek gezdirilir. Her aile köy meydanında düğününü yapmak ister. Fakat OHAL ile birlikte köy meydanlarında, evlerimizin önünde düğün yapmamız yasaklandı. Düğünlerimizi düğün salonlarında yapmak zorunda kalıyoruz. Bu durumda 200 yıldır bu topraklarda süren bir kültüre engel olmakta. Yasaklar geldiğinden beri her aile bu geleneklerine hasret kalmış durumda.” 


DİHABER/İZMİR