Ahmet Hakan 19 Aralık tarihli Hürriyet’te "Sur'a, Cizre'ye, Silopi'ye duyarsızlığın nedenleri"ni yazmış. "Biz burada mücadele verirken neden bize destek olmuyorsunuz diye soranlara cevap veriyorum" diyerek sıralamış:
"Siz sivil halkın arasına girip öz savunma adı altında terör estirirseniz/ Siz kazdığınız hendeklerle kendi insanlarınıza hayatı zindan ederseniz/ Siz sivillerin ölmesine neden olan şehir çatışmalarını "mücadele" diye yutturmaya kalkışırsanız/ Siz neyi hedeflediği bile belli olmayan kör bir terörü harekete geçirirseniz/ Siz kendi insanlarınızın aç biilaç kalmasına sebep olursanız/ Siz kendi insanlarınızın evlerini barklarını bırakıp göç etmelerine sebep olursanız/ Siz kendi kadim değerlerinizin hunharca yakılıp yıkılmasına sebep olursanız/ Siz beş yüz yıllık camileri bile savaş alanı haline getirirseniz/ Siz kendi halkınızı çatışmalarda birer sipere dönüştürürseniz...
Batı taraflarından göreceğiniz tek şey "DUYARSIZLIK" olacaktır."
Bu sözlerin bir kısmı Erdoğan’a, bir kısmı Davutoğlu’na, bir kısmı Efkan Ala’ya aittir. Yeni Şafak, Akşam, Star ve Akit gazetelerinin bu ortak şablonunda tankları, topları, zırhlı birlikleri, uçak ve helikopterleri ile Kürdistan’a savaş açan TC devleti aklanmak istenmektedir. Dolayısıyla bu yazıda Ahmet Hakan’a ait bir fikir yoktur.
Devlet Bahçeli’nin, "Doğu ve Güneydoğu’da olup bitenleri görüyorsunuz. Bu adı konulmamış ve örtülü etnik bir tasfiyedir" sözleri ile, CHP sözcüsü Haluk Koç’un, "sorun asla hendek sorunu değildir. Devlet kendi vatandaşına düşman unsur, kendi şehirlerine de düşman şehir statüsüyle asla bakamaz" açıklamaları; kimin terör uyguladığını, kimin yakıp yıktığını, kimin insanları açlığa mahkum ettiğini, kimin halkı göç ettirdiğini de açıklıyor.
Asıl mevzu Ahmet Hakan’ın Kürt halkına parmak sallaması, "batı tarafından göreceğiniz tek şey DUYARSIZLIK olacaktır" sözleridir.
Peki…
Siz, sizi yumruklayarak suratınızı dağıtan bu güç delisi ve küstah boksörü, Kürtleri döverken desteklemeye devam edin. Bu katil boksörü yorulduğunda serinletmek için yüzüne su serpin, omuzlarını ovun, ay yıldızlı havlunuzla serinletin.
Serinletin ki Kürde öldürücü yumruğu vursun.
Kürt nakavt olsun, yüzü paramparça olsun, dünyası kararsın ki bir daha ayağa kalkamasın.
Yenilgi sonrasında, ringin ortasında Türk’ün önünde eğilsin, sonra saygıyla kendisini deviren rakibinin galip kolunu havaya kaldırıp seyircilere çılgınca alkışlatsın.
Ama bütün bunlar olmayacak Ahmet Hakan.
Biz sizden duyarlı olmanızı, siz de bizden dayak yememizi beklemeyin.
Fakat bizim huzurumuz bozulacaksa eğer, sizinki daha da bozulsun.
Kürt halkı yıllardır, "analar ağlamasın" diye yalvarıyor, dua ediyor.
Ama anlamıyor, bu pürü pak yürek temizliğini acizlik ve zayıflık sanıyorsunuz.
İlle de birilerinin anası ağlayacaksa -ki yazınızda bu karara varmış bulunuyorsunuz- bizim analarımız değil, bizi katletmeye gelenlerin anası ağlasın.
Bizi bizim olan evimizden, sokağımızdan, mahallemizden, köyümüzden, kasabamızdan çıkarmak isteyenlerin defolup gideceği güne kadar sürsün bu savaş.
Belki acı çekeceğiz, çok bedel ödeyeceğiz ama özgür kalacağız.
Siz yumruk yemeye, itaat etmeye, boyun eğmeye, "bazen öyle bazen böyle" tutarsızlığınızla yaşamaya; koyun sessizliğinizi marifet, direnmeyi kötülük bellemeye devam edin.
Siz kulluğu ve tebaalığı iyi vatandaşlık; devlete ve iktidara boyun eğen okur yazarlığı münevverlik sanın.
Siz uyumaya, uyutmaya, sayıklamaya, kendinizi ve halkınızı aldatmaya devam edin.
Siz "batı duyarlılığı"nızla devlete ve iktidara biat etmeyi marifet sanın.
Biz boyun eğmeyeceğiz, itaat etmeyeceğiz, eyvallah demeyeceğiz.
Bedel ödeye ödeye öğrendiğimiz, o devletinizi çıldırtan şeyi yapmaya devam edeceğiz.
İsyan edeceğiz, itiraz edeceğiz, direneceğiz.
Özgürlük barikatlarımızın arkasında ya insan gibi yaşayacağız ya da öleceğiz.
Ama asla "büyük devlet"inize boyun eğmeyeceğiz.
Yaşadıklarımıza duyarlı olmayın Ahmet Hakan.
Sonsuza kadar duyarsızlığınızla kalın.
Düşün yakamızdan, bizden uzak durun.
Siz kendi yolunuza gidin biz kendi yolumuza.
Anlaşıldı ki sizden ne kardeş, ne dost ne de iyi komşu oluyormuş.
Nazınız, kibiriniz, cakanız, büyük ağabey pozlarınız ve her şeyi bilen havanız yerin dibine batsın.
Sizden, yalanlarınızdan, nankörlüklerinizden, hilebazlıklarınızdan, üçkağıtlarınızdan, pusularınızdan, puştluklarınızdan, zalimliğinizden bıktık.
Hikayenin sonuna geldik.
Sizden ve sizin gibilerden duyarlılık bekleyen sizden beter olsun.
Kediye bokun dermandır demişler, o da sıçmış üstünü örtmüş.
Üstünü örtmeyin bokunuz da sizin olsun.