Ucuz kahramanlıkla beyaz gömlekli olduğunu söyleyen sultanı/saltanatı/sarayı koruma buyruğu geldi/geliyor! Aslında şark cephesi (Kürdistan) ve Türkiye Devrimci Hareketi için değişen yeni bir şey yok! Kürdistan ve devrimci direniş olası beri bu buyruklar/fermanlar/sıkı yönetimler/özel mahkemeler var! Ve son yüzyıla yakın bir zamandır bu topraklarda bu kıyım/kırım/katliam/imha ve inkar dahil faşist bir asimilasyon bu fermanlarla yürütüldü/ yürütülüyor! Sömürgeci Türk rejimin Adalet Bakanı Mahmut Bozkurt 1930’larda, ‘’Bu Türk ülkesinde Türk olmayanların bir tek hakları vardır; Türk milletine köle olma hakkı, asil Türk milletine uşaklık etmek hakkı!’’ ile Anadolu halklarının katliam fermanını resmen ilan ediyordu.   

Mustafa Suphiler’den beri Türkiyeli devrimcilerin ağır bedellerle yürüttüğü demokrasi mücadelesini yok etmeğe yeminli yakın zamanın Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in 12 Haziran 1980 tarihli çok gizli ‘’İç Tehdit Dökümanı (3K: Kürtler, Kızılbaşlar /Komünistler)’’ düşman hedef seçen gizli fermanları da biliniyor. Bu gizlilik altında Maraş/Aleviler başta olmak üzere toplu katliamlar yaşandı. Katil Evren ve celatları çocuk yaşlı devrim fişeği Erdal Erenleri bile katletti. Emperyalist güçlerin devrim ve devrimci karşıtı faşist gençlik örgütlemeleri içinden biri 40 yıllık siyaset hayatında sokağa hiç çıkmadan Kara Saray’a oturduğunu söylüyor ve böylece siyasal dalaveresini ele veriyor! 

40 yıllık kirli/kanlı çirkin siyaseti dillendirenlerden biri de Bülent Arınç’tır. Siyasi karneleri iyi bilinen bu dalkavuk siyasetçilerin bugün olduğu gibi dün de demokrasi ve özgürlüklere tek bir katkısı olmamıştır! Bunlar her zaman hep güçlüden/zorbadan taraf olmuştur. Bir zamanlar el öpmek için sıraya girdikleri rahmetli Erbakan’ı zor günlerinde arkadan nasıl hançerledikleri unutulmuş değildir. 

Bu hançerlemenin ardından acımasız katliamlarla önüne geçilemeyen yüzyılın baş ağrısı kart/kurtun da toprağa gömülmesi kapsamında Sam Amca imalatı Tansu Hanım koltuğa oturtuldu. Komutanların hazırola geçerek emir beklediği Tansu Hanım 1938 Dersim katliam benzeri talimatını verdi.  Havada ve karada paşalar ve ateş maşaları süper valiler, onların katliam mangaları ve özel mahkemeler Kürt unsurunu yok etmek, Kürdistan’ı insansızlaştırmak için büyük bir coğrafyayı yerle bir ettiler. Aynı zamanda faili (meçhul!) devlet olan binlerce devrimci/demokrat ve yurtseveri katlettiler.  

Tam da toprağın altına gömülmüş ‘’ölü Kürdistan’ı’’ ilan edeceklerken bir özgürlük güneşi ve isyan bayrağı dalgalanmaya başladı. Işıktan deliren yarasalar gibi başbakanlar, bakanlar, paşalar/maşalar, sonsuz yetkilerle donatılmış süper valiler ve onların infaz mangaları/zaptiyeleri, NATO’nun güçlü ordusu dökülmeye başladı. 

Döküldü ama Pensilvanya ve Ankara kirli/kanlı ortaklıklarının önündeki büyük engellerden biri olan Kürt Hareketi’ni muhakkak yok etmeliydi. Pensilvanya ‘’Kökünü kurutun!’’ dedi ama tılsımı kalmamış büyük dev takattan düşmüştü. Bunu yapacak gücü kalmadığını kendisi de itiraf etti. Bunun üzerine başlatılan birinci dalga siyasi soykırımın da bir işe yaramadığını gören Ankara, genlerinde (fıtratında) olan saray/saltanat için kardeşlerini boğma yolunda ‘’kardeşliğe/çözüme!’’ sarıldı. Gelinen nokta biliniyor. 

Hileler yumağından piyasaya çıkan sultan, yoksul halkın sefaleti üzerine inşa edilen muhteşem saraya kuruldu! Saltanatını sandıkla tescil etmek istiyor. Yalaka/şakşakçı düğün bayram yapıyor! Ancak biat etmeyen ve ölümüne bir sokak direnişi var! Tehlikeli olabilir! Beyaz gömleği sırtında sultanı, benzerlerini sandığa gömebiliceği gibi kefensiz de götürebilir! Tek kurtuluş(!) zaptiyelerin elini çabuklaştıracak bir sultan sopasıyla tüm aykırı sesleri susturmak, direnenleri zindanlara kapatarak şaibeli seçimle diktatörlüğü ilan etmek!   

Bunlar Allah adına rant toplasalar da Allah bunları çoktan bir kenara atmıştır. DAİŞ’le kucaklaşmaları da bunu gösteriyor!  Adamların kafalarında istiflenmiş kutulardan başka, akıl/izan denen birşey yok. Yük taşıyan bir dört ayaklının bile çamura bir kez düştüğü biliniyor! Bunlar öncesi bir yana, özellikle son kırk yıldır batmadıkları çamur kalmadı ama yine ayni yolda yürüyorlar! İç patlamaya çağrı yapan hukuksuz/adaletsiz yasaya yıldırım hızıyla sarılmaları bunların daha çok çamura batacağını gösteriyor. Diğer yandan baskı altına alınan hakların/halkların/özgürlüklerin direniş öfkesi yükseliyor ve ülke çok acı bir felaketin içine sürükleniyor. 

İmralı/Kandil bunu görüyor ve çözümde ısrar ediyor. Ama  saray ve çevresi mağduriyete oynayarak ‘’Biz beyaz gömleklerimizle dolaşıyoruz!’’ diyerek felaketlere çağrı yapıyor! Halbuki o felaketli günlerde emsallerinden de görüldüğü gibi zulmedenlerin hemen hepsi beyaz gömleksiz /kefensiz gidiyor. Zira zulüm görmüş hakların/halkların üzerinde yaşadığı çileli topraklar bu zalimleri kabul etmiyor!