
Gerillada kimi dönemler kimi armağan türleri gelişmekte, bu da bir dönem sonra bir başka armağan türüne yerini bırakarak dağ yaşamının anlamını zenginleştirmektedir. Dağ yaşamındaki anlam zenginleşmesi, bizleri çoğaltan, yaşamımıza renk katan, bir vakit sonra bize ait olağan bir gerçeği ortaya çıkaran bir akış oluşturmakta. Çiçek kuruları, hatıra yazıları, şiirler, kefiyeler, tartışmalar, Önderliğimizin sözlerinin yazıldığı ve dağ çiçekleriyle süslenen kitap aralıkları, birlikte söylenen bir şarkı ve hatta kulağa küpe edilen eleştiriler birer armağan olabilmektedir. Bir arkadaşa gönderilecek küçük bir paket, o arkadaşın dünyasında büyük bir yeri kaplamakta çoğu zaman. Doğal toplumu ve içinde yaşadığımız doğayı anlamayı derinleştirdikçe bu armağanların türünde de bir değişim bir farklılaşma ortaya çıktı. Bu farklılaşmanın en göze görünür yanı da birbirimize gönderdiğimiz ya da bir arkadaşımızdan bize ulaşan aldığımız küçük paketlerin içindeki kurutulmuş otlar ya da bitki çaylarıdır.
Şimdi bu satırları okuyan birileri “ottan da armağan mı olur?” diyecek. Varsın desinler. Doğal toplum gerçeğinden bunca uzaklaşıldığı, tekniğin ve maddenin bize insan oluşumuzu unutturacak kadar hayatımızı işgal ettiği bir zamanda, hediye paketlerinden otların çıkması bizler için mutluluk vericidir. Kekik, ısırgan, anafatma, kuşburnu, papatya ve daha birçok bitkiyi kurutup göndeririz birbirimize. Neden mi? Özgürlük, başarı, sağlık ve sıhhat dileklerimizi sadece dileklerde bırakmak istemeyiz de ondan. Dileklere bu küçük armağanlar yoluyla, gerçekleşme eğilimi kazandırırız. Doğanın özüne uygun yaşamanın özgürlük, başarı ve sıhhat getireceğini düşünürüz. Bitkilerin getireceği sağlıklı yaşamı yol arkadaşlarımızda görmek isteriz ve istemimizi bu otlardan yapılmış küçük paketlere yerleşen hediyelerimizle edime dönüştürürüz.
Yanımda kış aylarına girerken kurutulmuş otlardan, bitki çaylarından 9-10 küçük bohça var. Arkadaşlarımın kutsal ellerinde oluşmuş bu bohçaların her birinin ayrı anlamı ve yeri var. Yeşil, kırmızı, sarı ya da mavi renkte, bazısı eski bir kefiyenin bir parçası dikilerek oluşturulmuş bu minik bohçalar kutsal birer eserdir nazarımda. Her bir bohça ayrı bir renkte ve her birinde ayrı bir koku, bir anı var. Her bir bohça bir arkadaşa ait ve geldiği adresi anlatan hatıralarla yüklü.
Gerilla yaşamında ayrıntı görünen ama önemli bir yer tutan bir gerçek de yaşamımızın birçok davranışımızı belirleyerek kültüre dönüşmesidir. Doğal uyum da denilebilen bu durum, evrensel akış içinde olması gerekenlerin olmasıyla da ilintilidir. Bir arkadaşınıza hediye verirken onun ihtiyacını gidermeyi düşünürsünüz. Bir o kadar da, taşırken zorlamayacak, çok fazla ağır olmayacak şeyler olmasını da düşünürsünüz. Gerilla, çantası sırtında, silahı omzundayken yollara düştüğünde yol arkadaşından aldığı armağanın ağırlığını omuzlarında duymak yerine, onun yürekte yarattığı huzur ve rahatlık hissinin hafifletici etkisiyle yürür. Biraz uçma etkisi yaratmalıdır. Yerçekimine mahkumiyeti hatırlatmamalı, paylaşımların ayakları yerden kesen duygu zenginliğini her an bilinçle yaşatmalıdır.
Bu armağanlaşmaların bir köşesinde, yük olmamak düşüncesi vardır her zaman. Bitki çayları ya da otlar, tam da bu anlam ve işleve göredir. Ağır olmadığından taşınması kolaydır, bir anlamı vardır, sağlıklı bir yaşama vesile oldukları kadar, dağların güzelliklerini de her an yansıtarak yüreğimize yerleşen dağ bilincini aktüalize ederler. Yaşamımıza keskesordan renkler katarlar. Doğayla uyumumuzu geliştirdikçe, içimizde yeşeren özgürlük anlarını çoğaltırlar. Maddede oluşur, manevi olana yönelirler.
Bu bitkiler içinde en çok dile gelen ve bende birşeyleri dile getiren de kekiktir. En çok ifadesi olandır nazarımda. Geçmiş bir zamanda yer tutmuştur kokusu. Öyle güçlü bir yerdir ki bu, o yer tutan kokuyu tutamayışıma hayıflanırım. Çocukluk yıllarımın yaz mevsimine yerleşen bu kokunun köyü, köy yaşamını hatırlatmasından olsa gerek bu anlamlar. Dünle bugünü birleştiren bir doğal kaynak olmasından… Bu sebepten her doğallıkta bir kekik kokusu duyarım. Kekik kokusuyla yıkanmış sözcükler her zaman bir özgürlük kanalı açarlar yüreğimin ırmağında. Kekik kokulu her çağrışım ilk mana yönelişini anlatır. Hal böyleyken, kekik kokusuyla örülen imgeler bunca anlamı omuzlarken, kekik kokusunun kendisi ya da bir tutam kekik neleri omuzlamaz ki…
Bu kokulara yerleşmiş dağ bilinci bulaşır önce gerillanın ellerine. Sonra bir gerillanın yaşadığı herhangi bir zamanı paylaşmanın verdiği sevinç...
Sonrasında o kokuya yerleşen tüm anlamlar ve anlar uğrar kalbin belleğine.
DILZAR DÎLOK