
Rojava Devrimi'ne bir kadın devrimi denildi. Rojava Kürdistan'da kadının her alanda aktif olması bu gerçekliği gözler önüne sermiştir. Nitekim dünya kamuoyu da Rojava Devrimi'nin bir kadın devrimi olduğunu kabul etmiştir. Birçok gazetecinin Rojava’ya gelmesi, kadının devrim içindeki aktif yerini ülkelerine ve dünya kamuoyuna taşırması bunun kanıtıdır. Erkek egemenliğinin katı biçimde hakimiyetini sürdürdüğü Ortadoğu'da kadın ruhunun toplumsal şekillenmede etkili olması, toplumsal yaşamı köklü değiştirmesi anlamına gelmektedir. Bu, aynı zamanda erkek egemenliğine karşı bir kadın devrimi olmaktadır. Tüm dünya kadınlarının ilgisini çekmesi de bundandır.
Kobanê’de çatışan sadece Rojava Devrimi ve karşı devrimci güçler değildir; kadın üzerinde tam bir despotizmi ifade eden erkek egemenlikli faşizmle kadın özgürlük çizgisinin savaşımı gerçekleşmektedir. Kadını seks objesi gören bu zihniyet ve kapitalist modernitenin kadına yaklaşımı arasında bir fark yoktur. Biri kadını kapatarak, diğeri ise kadını porno objesi yaparak tüketmektedir. Rojava Devrimi bu iki kadın yaklaşımına karşı da bir mücadeleyi ve kadın devrimini ifade etmektedir.
Rojava Devrimi'nde kadın şehitleri yüzleri bulmuştur. Bunların tümü de fedaice savaşmıştır. Fedailiğin en bilinçli, en tutkulu ve özgürlük ruhlusunu bu kadınlar göstermektedir. Bu fedailik kadar felsefi, ideolojik, siyasi, toplumsal ve kültürel değeri ve gücü olan başka bir fedailik yoktur. Bu nedenle her biri tek başına büyük devrimi yaratan şehitlerdir. Her kadın şehidi ulusal, siyasal, toplumsal ve kültürel devrimi daha da derinleştirmekte, özgürlükçü ve demokratik kılmaktadır.
Şehit Arîn Mîrkan sembol olmuştur; ancak tüm kadın şehitler birer Arîn Mîrkan’dır. Hem Arîn Mîrkan’ı yaratmışlardır, hem de Arîn Mîrkan’ı da aşan şahadet gerçeğini ortaya çıkarmışlardır. Arîn Mîrkan’ı yaratanlar, Arîn Mîrkan’ı tüm şahadetlerden daha üst düzeyde temsil etmekte ve yaşatmaktadırlar. Zaten kadın devriminin tüm devrimleri yenilmez kılması da bu karakterindendir. Yenilmezliğin iksirini ve şerbetini kadın özgürlük ruhunda ve devriminde görmek mümkündür. Kadın devrimi ile derinleşen bir devrimi yenmek mümkün değildir. Çünkü böyle bir devrim radikal demokratik, radikal özgürlükçüdür. Saçından tırnağına kadar özgürlükçü ve demokratik olan kadınlar, devrimi de saçından tırnağına kadar özgürlükçü ve demokratik yapmaktadırlar. Bu da toplumsal özgürlükçü ve demokratik karakterdir. Bu özgürlükçülük ve demokratiklik komünal demokratik yaşamın mayası ve yapıcısı olmak anlamına gelmektedir.
Kader Ortakaya, Rojava Devrimi'nin bu karakterini bildiğinden koşa koşa Kobanê’ye gitmiştir. İki gün önce açık havada kendisiyle yapılan söyleşide söyledikleri çok anlamlı ve değerlidir. Rojava Devrimi'nin kadın özgürlükçü toplumcu demokratik karakterini derinden hissetmiştir. Bu, güzel Kader’i heyecanlandırmış, bu büyük devrimin militanı olma onurunu yaşamak istemiştir. Bu onuru da en coşkulu biçimde kelebekler gibi yaşamıştır. Kelebeklerin ömrü kısadır ama her anı coşkulu ve özgürlükçüdür. Kader, içinde ölüm olan koşusunu yapması, özgürlükçü ruhun onu nasıl uçurduğunu ve ışık hızıyla Kobanê’ye sürüklediğini göstermektedir. Kader, Rojava Devrimi'yle bütünleşerek kısa sürede kendini çoğaltıp bu hedefine çabuk ulaşmıştır. Devrim içinde kısa sürede büyüyen bir devrimci olarak tarihe geçmiştir. Şahadetiyle birlikte yüzlerce kadın, devrim içinde yerini almıştır. Kader Ortakaya’nın özgürlükçü ruhu ve coşkusu daha şimdiden tüm Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu'ya yayılmıştır.
Kader’in iç güzelliği tümüyle yüzüne vuran bir devrimcidir. Aslında bir devrimcinin iç coşkusunun, tutkusunun nasıl dışa vurması gerektiğine nadide bir örnektir. Bu coşkulu ve tutkulu yüzü ve yüreği kim sevmez, kim aşık olmaz! Devrime aşık olmak böyle bir şeydir. Kader’in özgürlüğe, demokrasiye ve sosyalizme aşık olduğunu yüzünün tümünde, konuşmasının her hecesinde görmek mümkündür. O, devrime aşık olmuştur, tüm devrimciler de ona aşık olacaktır. Aşık maşuk ilişkisini en iyi kadın devrimcilerde görmek mümkündür. Kader de bunu en güzel ve çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. İşte roman kahramanı, işte toplumsal değişime hız verme, işte özgür ve demokratik yaşamı en üst düzeyde yaratan bir yaratıcı! Özgürlük, demokrasi ve sosyalizm ruhu olan bir romancı bu yüzü görür görmez romanına başlar ve bitirir.
Kader’in şehadeti kesinlikle bir ölüm değildir; tam da Kemal Pir’in yaşamı uğrunda ölecek kadar seven devrimciliğinin en güzel örneğidir. Uğruna ölünecek güzel yaşamda her zaman ve en güçlü biçimde yaşayacaktır. Kader, kendisi ölümsüzlük iksirini içtiği gibi, Kobanê direnişine de bu iksiri içirmiştir. Kobanê direnişi artık yenilmezlik iksiri içmiştir. Bu açıdan Kader’in şehadeti Kobanê zaferinin tacıdır.