“Yemen ellerinden beri gelirken 

Turnalar Ali’mi görmediniz mi? 

Havanın yüzünde semah dönerken 

Turnalar Ali’mi görmediniz mi?” 

(Şah Hatayî) 


Kadim zaman halk kültürlerinde, inançlarda, aşık ve ozanların dilinde turna; aşkı, sadakati ve kutsallığı ifade eder. Turna kuşunun ne özelliği var ki, kutsal kabul edilecek kadar değer görüyor?. 

Turna; çoğunlukla ovalarda, bataklık, göl, ırmak, dere gibi yerlerde yaşayan kuş türlerindendir. Görünüş itibariyle uzun bacakları ve boynu ile leyleği anımsatır. Göçmen kuşlar sınıfındandır. Leylek ile turna arasındaki farklardan bir tanesi de gagalarıdır. Turnaların gagaları daha küçük, leyleklerin ise biraz daha büyüktür. Tohum, böcek gibi besinlerle beslenirler. Yaklaşık olarak 25-30 yıl kadar yaşayabilmektedirler. Turna kuşunun dişisi sadece iki yumurta yapar ve dişi ile erkek sırayla kuluçkaya yatarlar. Turnalar yaşamları boyunca tek eşli olurlar. Rivayet odur ki eşlerden biri ölürse diğeri yas tutar ve yedi yıl bir başka turnaya yanaşmaz. Öyle görülüyor ki, insanlar kendinde olmayan ama özlemini duyup yapamadıkları erdemleri turnada görmüş. 

Uzak Doğu’dan, Mezopotamya’ya, Anadolu’dan, Amerika yerlilerine kadar, doğa ve doğadaki canlılarla doğal ortamlarda yaşamış halklar birçok canlıya kutsallık atfettikleri gibi turnayı da kutsal bilirler. Ancak kutsallıkta turnanın ayrı bir yeri vardır. 

1950’nin ortalarına doğru 1945’te, Hiroşima’daki evlerinin yaklaşık 1 mil uzağına atom bombası atıldığında iki yaşında bir bebek olan Sadako Sasaki, 12 yaşına kadar normal bir yaşam sürer. Doktorlar, hastalığına “atom bombası hastalığı” adı verilen kan kanseri teşhisini koyduklarında uzun bir yaşamı, ümidi, iyi şansı ve mutluluğu temsil eden turnaların efsanesi yeniden yazılacaktır. “Kağıttan Bin Turna Kuşu” efsanesine göre, hasta birisi eğer bin adet kâğıttan turnayı katlarsa, tanrılar bu kişinin dileğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır. Bunun üzerine Sadako, hastalığını büyük bir cesaretle karşılayıp kağıt turnaları katlama işine koyulur. Sadako, turnalar için şöyle der: “Kanatlarınıza huzur yazacağım; böylece tüm dünyada uçabileceksiniz.” Ancak küçük Japon kızının bin adet turnayı katlamaya gücü yetmez. Sadako, 25 Ekim 1955 günü 644 kâğıttan turnayı 645’inci turnaya tamamlayamadan hayata gözlerini yumar. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler. O günden bu yana turna kuşu, barışın ve nükleer silahsızlanmanın uluslararası sembolü olur. Sadako’yu tasvir eden bir anıt, Hiroşima’daki Barış Parkı’na dikilir. Çin kültüründe de turnaya kutsallık atfedilir. 

Lakin Mezopotamya ve Anadolu’da turnanın yeri, anlamı ve kutsiyeti de başka değerdedir. Büyük Kürt halk bilgesi Feqiyê Teyran (Kuşların öğrencisi) kuşlarla halvet olmuş, kuşların dilini bilen bir şairdir aynı zamanda. Feqiyê Teyran için quling (turna) bir kuştan öte aşkın, sevginin, sadakatin ve bilgeliğin simgesi olsa gerek. Anadolu ve Mezopotamya’daki Aleviler için turnalar uğur, bereket, mutluluk ve refahın simgesi olarak görüldüğünden, kutsal sayıldığı gibi saflığın, temizliğin, dürüstlüğün, vefanın, sadakatin, sabrın, sevginin, onurun, özgürlüğün de simgesidirler. Bu nedenle insanlar onlara ilişmez, yuvalarını bozmaz ve de kanını dökmez. Hatta Alevi inancında avcılık kabul görmediği gibi turna vurma gafletinde bulunan bir avcının da başına felaketler geleceğine inanılır.  

Öyle ki Alevi inancı temel ibadeti olan cemdeki 12 hizmetten biri olan semahı turna kutsallığı üzerine şekillendirmiştir. Pir cemi birleyip, muhabbeti bal eyleyip, hakikati yol eyleyende hizmet sırası semah ibadetine gelirse, semahçı canlar semah dönerken, turna gibi pervaz olup hakikat aşkıyla Hak’ka revan olurlar. Semah ibadeti kainatın döngüsünü tasvir ederken aynı zamanda “Suret-i Hak’tan” dediği maddeyi, nesneyi, canlıyı da semahına konu eder. Semahtaki coşku, ahenk, insicam turnanın estetik ve bir o kadar da çekici hareketlerini tasvir eder. Zakirin sazından çıkan ses turnanın avazı, semahçının bedenindeki aşk dolu hareketler turnanın hareketleridir. Semah ağırlama, pervane, pervaz (Kürtçe per, kanat demek. Pervaz da kanatlanıp uçmak, turna olmak demektir) diye üç bölümden oluşur. Ağır ağır başlayan semah, bir süre sonra çarkı pervane haline dönüp hızlanır, ardından da canlar, turna edasında hakikat aşkıyla Hak’ka pervaz olur. Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız turnanın yaşam özellikleri de Alevilikte kadın erkek ilişkilerinde esas alınır. 

Ayrıca Alevi Hak aşıklarının nefeslerinde turna, aşk bağlamında her tür güzelliği ifade eder. Hiçbir Alevi âşığı yoktur ki nefeslerinde turnaya yer vermemiş olsun. Aşığın nefesinde turna kah sevgilidir, kah Şah-ı Merdan Ali’dir, Xızır’dır, kah gökte, kah göl kenarında, kah murat edilen dileğin ifadesinde, kah bitimsiz aşkın tarifindedir. Aşığın nefesinde turna Leyla olur, Aslı olur, Şirin olur… Aşık ise Mecnun’dur, Kerem’dir, Ferhat’tır… Aşıklar nefeslerinde turna ile konuşur, yarenlik eder, endamında hakikati görür. Turna darda kalana kol, kanat olur, aşıklar ondan Kerbela Çölü’deki Şahı Şehidan İmam Hüseyin’e “Başı dumanlı yüce dağlardan kar götürmesini” dilerler. 

“Allı turnam bizim ele varırsan

Şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle

Gülüm gülüm kırıldı kolum

Tutmuyor elim turnalar ey

Ah gülüm gülüm, yar gülüm

Kız gülüm gülüm, turnalar ey” (Aşık Hacı Taşan) 

Yunus Emre’den Pir Sultan Abdal’a, Karacaoğlan’dan, Kul Himmet’e… Hangi âşık turna ile yarenlik etmemiştir ki?..   

Turnam gidersen Mardin’e/ Turnam yâre selam söyle… Ezgisi Türkçe hem de Ermenice söyleyen sanatçıların dilinde nice acıları, nice hasretleri dile getirdiği gibi, turnanın acıyı, kederi, sevdayı, özlemi, ayrılığı, vuslatı… Anlatmada da ne derece etkili olduğunu görülür. 

Alevi inancında her varlık sureti Hak’tandır. Ama Alevilikte güvercin, ceylan, at, aslan, koyun/koç… ve turna daha deruni anlamlar taşır. Bu anlamı canlar adı geçen varlıklara bir tasvir olsun diye yüklememiş, adeta her hali ve davranışıyla gözleyerek kendi yaşamlarının bir parçası haline getirmişlerdir. Aslan ile ceylan, hünkarın kucağında güç ve zarafetin ortak iradede bir olmasını simgelerken, semahlardan biri de “Kır At Semahı” adıyla atın zarif hallerini simgeler. Güvercin masumiyet, koyun ve koç bereket, turna ise aşk ve hakikati simgeler… 

Aşk olsun Hak Yolu’nda hakikat aşkıyla turna misali pervaz olanlara…!