Türk resmi ideolojisi (Kemalizm) Türkiye’deki bütün siyasi akım ve düşüncelerin içine akıtılmış zehirdir. Türkiye Sol Hareketi onun ana rahminde büyüdü. Onun ana rahminde büyüdüğü için yüz yıla yakındır ki resmi ideolojinin tortularından kurtulamadı. Resmi ideolojinin etkisinden kurtulmuş Türkiye solcusu bir elin parmakları kadar azdır. Kürtlerin Özgürlük Mücadelesi resmi ideolojinin Türkiye Sol’u üzerindeki etkisini biraz olsun hafifletti, ancak halen bu etki devam ediyor.
Diyanet İşleri Başkanlığının kurucusu M.Kemal’dir. 3 Mart 1924 tarihinde M.Kemal’in emri ile 429 sayılı kanun ile kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı Başbakanlığa bağlanmıştır. Amacı devletin resmi ideolojisi doğrultusunda adı İslam ancak İslamiyetle alakası olmayan bir din anlayışını ve buna uygun din alimini yetiştirmektir. Diyanet İşleri Başkanlığında sadece Hanefi mezhebi temsil edilmiş, İslam’ın diğer mezhepleri (Şahfii, Hambeli, Maliki, Caferi) temsil edilmediği gibi Alevi İnancıda bu kurumun dışına itilmiştir. İslam dışı inançlar zaten diyanetin kapısından bile geçirilmemiştir. Böylece resmi ideoloji dini de zapturapt altına alarak, tek mezhepli bir kurumu oluşturmuştur. Türkiye’de İslam inancı resmi ideolojinin bir versiyonu olarak yapılanmasını sürdürmüştür. Buna paralel olarak Türkiye’de siyasal İslamda resmi ideolojinin etkisinden kurtulamamıştır.
1960’lı yıllarda Türkiye’nin siyasal gündemine gelen sosyal demokrasi ise batıda olduğu gibi sendikal hareketin ve Marksizmin etkisinde oluşmamıştır. Sosyal Demokrasinin öncülüğünü bir devlet partisi olan CHP sırf gelişmekte olan TİP’sini ve sol hareketi önlemek için yüklenmiştir. “Orta’nın Solu“ sendikal mücadelenin sonucu olarak ortaya çıkmadığı gibi, gıdasını da Marksizm’den almamış, resmi ideolojinin yedek lastiği olarak görevlendirilmiştir.
Atatürk Milliyetçiliği “Türkiye’deki tüm etnisiteleri Türk’lük bayrağı altında birleştirmeyi“ amaçlamıştır. Bugün Tayyip Erdoğan’ın dilinden düşürmediği “tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek din“ 1924’ten beridir resmi ideolojinin amacı ve pratiğidir.
7 Ağustos günü Yenikapı’da yapılan “Demokrasi ve Şehitleri anma mitingi“ İslamcı Kemalist, ırkçı Kemalist, sosyal demokrat Kemalistlerin Koalisyonu’nun tescillidir. Daha düne kadar birbirlerinin hırsızlığını, ırkçılığını, soykırımcılığını, kılıç artıklığını dilinden düşürmeyenler bir araya gelerek tek vücut olduklarını kanıtlamışlardır. CHP ve MHP artık AKP iktidarının koltuk değneği değil, Kemalist Koalisyon’un ortaklarıdırlar. Müşterek hedefleri ise kutsal devletin devamlılığını sağlamaktır. Hepsinin birleştiği bir diğer nokta ise anti-Kürtlükleridir. Nasıl ki su çatlağını buluyorsa Kürtlerde özgürlüklerine kavuşmanın yolunu bulacaklardır. Kürtlerin özgürlüklerine kavuşmaları Türkiyeli emekçileride kurtaracak, Türkiye’yi demokratikleştirecektir. Böylece Kemal Pir’in de vasiyeti yerine getirilmiş olacaktır.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 8 Ağustos 1994’te daha önce kontrgerillaca kaçırılan Kürt gazeteci Ferhat Tepe’nin işkence edilmiş cesedi Elazığ Sivrice’de Hazar Gölü kenarında bulundu.
* 8 Ağustos 2009 tarihinde Kürt Müziğinin emektarı Ermeni sanatçı Aram Tigran Atina’da vefat etti. Vasiyeti gereği Diyarbekr’de gömülmesine izin verilmeyince Brüksel’de toprağa verildi.
* 9 Ağustos’ta Ceylanpınar’da kontrgerillaca vurulan Kürt gazeteci-yazar, siyasetçi Hüseyin Deniz, 10 Ağustos günü Diyarbekir’de şehit oldu.
* 10 Ağustos 1920’de Fransa’nın Sevres şehrinde yapılan anlaşma ile Kürdistan bir daha ikiye bölündü. Aynı anlaşma ile Kürtlere özerklik hakkı tanındı.
* 11 Ağustos 2008 de KESK Sekreteri ve Kürt siyasetçisi Sevil Erol Siverek’te yaşamını yitirdi.
* 14 Ağustos 2006’da Şengal’in Gruzer ve Siba Xidir köylerinde sömürgeci güçlerin düzenlediği bombalı saldırılarda 700 Kürt Êzîdî şehit düştü, binlercesi ise yaralandı. Gruzer ve Siba Xidir köyleri yerle bir oldu.